Gümüşhane, Doğu Karadeniz’in bilinen merkezlerinden uzakta, sakin bir iç bölge şehri. Ne büyük ölçekli sanayi yatırımları ne de yoğun turizm hareketleriyle anılıyor. Ancak sahip olduğu coğrafya, üretim kültürü ve tarihiyle, kendi ölçeğinde güçlü bir karakter taşıyor. Gümüş madenleriyle anılan geçmişi, yaylalara dayalı yaşam biçimi ve yerel mutfağıyla şehir, dışa açılmadan da ayakta kalmayı sürdüren yerleşimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Doğu Karadeniz’in iç kesimlerinde yer alan Gümüşhane; kuzeyde Trabzon ve Giresun, doğuda Bayburt, güneyde Erzincan ve batıda yeniden Giresun ile çevrili. Yaklaşık 145 bin nüfuslu kent, Harşit Çayı çevresine kurulmuş durumda. Zigana ve Soğanlı Dağlarıyla çevrili olan şehir, dağlık ve engebeli yapısıyla farklı iklim koşullarına ve doğal çeşitliliğe sahip. Tarih boyunca geçiş noktası işlevi gören Gümüşhane, adını Osmanlı döneminde bölgede çıkarılan gümüş madenlerinden alıyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında da madencilik faaliyetleri açısından önemli merkezlerden biri olarak kayıtlara geçti.

Kent ekonomisi ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayanıyor. Meyve yetiştiriciliği, bağcılık ve küçükbaş hayvancılık öne çıkan faaliyetler arasında yer alırken; özellikle pestil ve köme üretimi, Gümüşhane’nin coğrafi işaret tescilli ürünleri olarak hem iç pazarda hem ulusal ölçekte bilinirlik kazanmış durumda. Madencilik geçmişteki önemine rağmen günümüzde sınırlı ölçüde sürdürülürken, sanayi faaliyetleri düşük seviyede seyrediyor. Kamu kurumları ve hizmet sektörü ise bölgesel istihdamda başlıca kaynaklar arasında yer alıyor.

Kamp, yürüyüş ve yayla kültürü aynı coğrafyada

Gümüşhane’nin dağlık yapısı, özellikle yaz aylarında doğa temelli turizm faaliyetleri açısından öne çıkıyor. Serin yaylalar, göller, mağaralar ve şelaleler hem yerel halkın hem de bölgeyi ziyaret eden turistlerin ilgi gösterdiği alanlar arasında yer alıyor. Kent genelinde öne çıkan başlıca doğal alanlar şunlar;

  • Karaca Mağarası (Torul): Cebeli Köyü yakınlarında yer alan mağara, 1996 yılından bu yana ziyarete açık. Sarkıt ve dikit yapılarıyla dikkat çeken mağara, damlataş oluşumları açısından zengin bir yapıya sahip.
  • Tomara Şelalesi (Şiran): 25 metre yükseklikten akan Tomara Şelalesi, 40’tan fazla küçük su kaynağının birleşmesiyle oluşuyor. Bölge, tabiat parkı statüsünde korunuyor ve piknik, yürüyüş ve kamp gibi faaliyetler için uygun koşullar sunuyor.
  • Zigana Yaylası: Trabzon-Gümüşhane karayolu üzerinde yer alan yayla, yaz aylarında serin havasıyla özellikle günübirlik ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri.
  • Artabel Gölleri Tabiat Parkı: Krater göllerine ev sahipliği yapan park, yürüyüş rotaları, flora ve fauna çeşitliliği ile dikkat çekiyor. 1998 yılından bu yana koruma altında.
  • Erikbeli, Sazalan ve Kadırga Yaylaları: Geleneksel yayla yaşamının sürdüğü bu bölgeler, yaz aylarında kısa süreli konaklama ve yayla şenlikleri gibi etkinliklerle değerlendiriliyor.
Antik yerleşimler ve yerel mimari bir arada

Gümüşhane’nin kültürel mirası, antik yerleşimler ve yerel mimari örneklerle çeşitlilik gösteriyor. Dumanlı Köyü sınırlarında yer alan Santa Harabeleri, 17. yüzyılda Rumlar tarafından kurulmuş taş yapıları ve kilise kalıntılarıyla öne çıkıyor. Kelkit ilçesindeki Satala Antik Kenti ise Roma döneminde askeri üs olarak kullanılmış; bölgede yürütülen kazılarda su kemerleri ve mozaikler gün yüzüne çıkarılmış durumda. Her iki alan da Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından koruma altında. Kent merkezindeki İkizevler Kent Müzesi, geleneksel yaşama dair objeler barındırırken; Kov Kalesi, Krom Vadisi ve Sarıçiçek Köy Odaları da mimari mirasın diğer örneklerini oluşturuyor.

Karayolu ağı etkili, havalimanı yolda

Gümüşhane’ye ulaşım karayolu üzerinden sağlanıyor. Trabzon yönünden gelen araçlar Zigana Geçidi’ni kullanarak şehre ulaşırken, Erzurum, Bayburt ve Erzincan gibi çevre illerle bağlantı yolları da mevcut. Yapımı devam eden Bayburt–Gümüşhane Havalimanı’nın tamamlanmasıyla birlikte bölgeye hava yoluyla ulaşımın mümkün hale gelmesi bekleniyor.

Gümüşhane sofralarında hamur işleri ve süt ürünleri önde

Gümüşhane’nin mutfak kültürü, coğrafi yapının ve yerel üretimin etkisiyle şekillenmiş geleneksel tatlara dayanıyor. Dağlık yapısı ve yayla yaşamı, özellikle kışa hazırlık amacıyla uzun ömürlü ürünlerin öne çıkmasına neden oluyor. Pestil ve köme, bu alandaki en bilinen örnekler arasında yer alıyor. Bunun yanı sıra ev yapımı çorbalar, hamur işleri ve süt ürünleri, kentin sofra kültürünü oluşturan temel unsurlar arasında bulunuyor. Kent mutfağında öne çıkan başlıca yöresel ürün ve yemekler şunlar;

  • Pestil ve Köme: Dut ya da üzüm şırasından yapılan, cevizli ve kurutulmuş tatlı atıştırmalıklar. Gümüşhane’nin coğrafi işaret tescilli ürünleri arasında yer alıyor.
  • Kuymak: Mısır unu, tereyağı ve peynirle yapılan bu sıcak yemek, özellikle kahvaltı sofralarının vazgeçilmezleri arasında.
  • Siron: İnce yufkaların rulo yapılıp yoğurt ve tereyağı ile sunulduğu geleneksel bir hamur yemeği.
  • Erişte: El açması kesilmiş hamurun kurutularak saklandığı ve özellikle kış aylarında tüketildiği makarna türü.
  • Mısır Çorbası: Mısır, kuru fasulye ve çeşitli bakliyatlarla yapılan, bölgeye özgü doyurucu bir çorba.
  • Gavurga: Kavrulmuş buğday, mısır, nohut ve fındıkla yapılan karışım; özellikle kışlık yiyecek olarak hazırlanıyor.