Mobilya sektöründe sürdürülebilir üretim, dijital dönüşüm ve esnek üretim modelleri, 2025’in ilk yarısında da firmaların öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldı. Özellikle ihracat pazarlarında yaşanan gelişmeler, sektörün stratejik karar alma süreçlerini etkiliyor. Bellona Genel Müdürü Cüneyt Ocak ile 2025’in ilk 6 ayını, ikinci yarıya dair beklentilerini ve şirketin üretim yaklaşımındaki önceliklerini konuştuk. Cüneyt Ocak, başta ABD ve Irak olmak üzere stratejik pazarlardaki büyümeye dikkat çekerek, 2025’in ilk yarısının verimli geçtiğini ifade etti.
Mobilya sektörü, 2025’e dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve yeni pazar arayışlarıyla girdi. 2025 yılının ilk yarısında küresel belirsizliklere rağmen ihracat performansını koruyan sektör, üretim gücü ve istikrarlı yapısıyla dikkat çekti. Bellona Genel Müdürü Cüneyt Ocak, yılın ikinci yarısında sektörde daha temkinli bir sürecin öne çıkacağını belirterek, sürdürülebilir üretimden tasarım anlayışına, küresel rekabetten yerli makine kullanımına kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulundu.
- 2025 yılının ilk yarısı nasıl geçti? İkinci yarı için beklentileriniz nedir?
2025 yılının ilk 6 ayı, küresel ölçekte yaşanan tüm belirsizliklere rağmen Bellona açısından son derece verimli geçti. Özellikle ABD ve Irak gibi stratejik pazarlarda önemli bir hareketlilik gözlemledik. Bu bölgelerdeki canlılık, markamızın global ölçekteki gücünü ve ürünlerimizin rekabetçiliğini bir kez daha ortaya koydu. Ancak yılın ikinci yarısına girerken, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gerginlikler, ticaret tarifelerinde yaşanan belirsizlikler, merkez bankalarının sürdürdüğü sıkı para politikaları ve tüketici talebinde gözlemlenen gerileme, sektör dinamiklerini daha temkinli yönetmemizi zorunlu kılıyor. Yılın kalan bölümünde daha kontrollü ve esnek stratejilerle ilerlemeyi planlıyoruz.
“Sektör, Orta Doğu, Avrupa ülkeleri ve ABD’de güçlü bir varlık gösteriyor”
- Türk mobilya sektörünün en önemli ihracat pazarı hangileri? 2025 yılı için bu pazarlara hangi yeni ülkelerin eklenebileceğini düşünüyorsunuz?
Türk mobilya sektörü, uzun yıllardır başta Orta Doğu olmak üzere Avrupa ülkeleri ve ABD’de güçlü bir varlık gösteriyor. Bu üç ana bölge, bugün itibarıyla sektörün en yüksek ihracat hacmine ulaştığı coğrafyalar. 2025 yılı itibarıyla ise küresel koşullardaki değişkenlik, bizi daha uzak ve bugüne kadar yeterince derinleşemediğimiz pazarlara yönelmeye teşvik ediyor. Türk mobilyası hala büyük bir küresel potansiyele sahip. Yeni hedef pazarlar, yalnızca ihracat hacmini artırmakla kalmayıp, markalaşma sürecimize de önemli katkılar sağlayacak.
“Küresel düzeyde en büyük rekabetin Çin’den geldiği çok açık”
- Türk mobilya sektörünün en önemli rakipleri hangi ülkeler?
Mobilya üretiminde küresel düzeyde en büyük rekabetin Çin’den geldiği çok açık. Yüksek üretim kapasitesi, agresif fiyat politikaları ve geniş dağıtım ağı ile Çin, tüm sektör oyuncuları için ciddi bir rakip konumunda. Özellikle Avrupa pazarında ise Romanya ve Polonya gibi ülkelerle; kalite-fiyat dengesi ve tasarım gücü açısından rekabet içindeyiz. Türk mobilya sektörünün öne çıkan yönü ise yüksek üretim kalitesi, tasarımdaki özgünlük ve esnek üretim kabiliyeti.
“Kalite ile özgünlüğü bir arada sunmamız, rekabet gücümüzü de artırıyor”
- Türk mobilya sektörünün uluslararası arenada hangi tasarım ve stil özellikleriyle öne çıktığını düşünüyorsunuz?
Türk mobilyası yalnızca estetik açıdan değil, aynı zamanda fonksiyonellik ve dayanıklılık açısından da küresel pazarda güçlü bir konuma sahip. Tasarımlarımızda coğrafyamızın kültürel zenginliğini ve tarihsel mirasını modern çizgilerle buluşturuyoruz. Oryantal esintilere sahip modern tasarımlar, özellikle uluslararası pazarlarda büyük ilgi görüyor. Bu yaklaşım, bizi sadece ürün değil, aynı zamanda yaşam tarzı sunan bir marka konumuna taşıyor. Kalite ile özgünlüğü bir arada sunmamız, rekabet gücümüzü de artırıyor.
“2025 itibarıyla saha GES projelerimizi devreye aldık”
- Sürdürülebilirlik, küresel trendlerin bir parçası haline geldi. Geçtiğimiz yıl çevre dostu üretim konusunda atılan adımları göz önüne alırsak, 2025 yılının geri kalanı için bu alanda nasıl bir yol haritası çizmeyi planlıyorsunuz?
Sürdürülebilirlik, Bellona’nın büyüme ve karlılık hedefleri kadar öncelik verdiği stratejik bir alan. Geniş tedarik zincirimiz ve iş modelimizle yalnızca ekonomik değil, çevresel ve toplumsal değer yaratmaya da odaklanıyoruz. 2024 yılında enerji verimliliği sağlayan teknolojileri devreye alarak üretimde önemli çevresel iyileştirmeler gerçekleştirdik. 2025 yılında ise yenilenebilir enerji kullanımını artırmak, geri dönüştürülmüş malzeme oranını yükseltmek ve sıfır atık hedefimize adım adım ilerlemek önceliklerimiz arasında yer alıyor. Bu doğrultuda, 2023’te başlattığımız GES yatırımlarımızın ilk fazını aynı yıl, ikinci fazını ise 2024 yılında tamamladık. 2025 itibarıyla saha GES projelerimizi de devreye aldık. Hedefimiz yalnızca sürdürülebilir ürünler sunmak değil; aynı zamanda sürdürülebilir bir yaşam tarzını teşvik etmek.
- Türk ağaç işleme makinelerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Üretiminizin ne kadarlık bir bölümünü yerli makinelerle sağlıyorsunuz?
Türk ağaç işleme makineleri son yıllarda önemli bir gelişim gösterdi. Ancak yüksek hacimli üretimde bazı kritik ihtiyaçlarımızı hala ithal makinelerle karşılıyoruz. Şu anda üretimimizin yaklaşık yüzde 5’ini yerli makinelerle gerçekleştiriyoruz. Bu oranı artırmak için sektördeki gelişmeleri yakından takip ediyor, yerli üreticilerle iş birliği imkanlarını değerlendiriyoruz.

