Hızla gelişen havacılık sektörü, teknolojik dönüşüm ve küresel rekabetin en yoğun yaşandığı alanlardan biri haline geldi. Türkiye, bölgesel bir merkez olma hedefiyle sektörde büyümeye devam ediyor ve yeni yatırımlarla küresel pazarda daha görünür hale geliyor. Bu gelişmeleri yakından takip eden ve sektörde uzun yıllara dayanan deneyimiyle öne çıkan Aviation Parts & Services Kurucu CEO’su Aslıhan Bulut, sektörün güncel durumunu, gelecekteki beklentilerini ve gençlere sunduğu fırsatları AİMSAD Dergisi’ne anlattı. Bulut, Türkiye’de havacılık sektörünün çok dinamik, hızlı büyüyen ve stratejik öneme sahip bir alan olduğunu belirterek, ticareti hızlandırdığını ve aynı zamanda güvenlik boyutuyla da kritik bir rol üstlendiğini ifade etti.

Türkiye’de havacılık sektörü ulaştırmadan turizme, ticaretten güvenliğe kadar birçok alana doğrudan etki eden stratejik bir konumda yer alıyor. Yalnızca yolcu taşımacılığı değil; bakım-onarım, yedek parça, lojistik, kargo ve eğitim gibi pek çok alt alanı kapsayan bu geniş ekosistem, yüksek teknolojiye dayalı yapısıyla gelişimini sürdürüyor. Bu noktada söz konusu sektörün içinde uzun yıllardır aktif olarak görev alan Aviation Parts & Services Kurucu CEO’su Aslıhan Bulut, Türk Hava Yolları ve MNG Havayolları’ndaki görevlerinin ardından 2007 yılında kendi şirketini kurarak sektörde önemli bir rol üstlendi. Bugün uluslararası pazarda da faaliyetlerini sürdüren Bulut, havacılığın Türkiye için neden stratejik bir alan olduğunu ve bu alanda atılması gereken adımları ele aldı.

  • Türkiye’de havacılık sektörünü genel hatlarıyla nasıl tanımlarsınız? Bu sektörün temel dinamikleri nelerdir?

Türkiye’de havacılık sektörü çok dinamik, hızlı büyüyen ve stratejik öneme sahip bir alan. Ulaşımın omurgasını oluşturuyor, turizmi destekliyor, ticareti hızlandırıyor ve aynı zamanda güvenlik boyutuyla da kritik bir rol üstleniyor. Burada sadece yolcu taşımacılığından değil; bakım ve onarım, yedek parça üretimi, lojistik, kargo, yer hizmetleri ve eğitim gibi birçok alt sektörün iç içe geçtiği geniş bir ekosistemden söz ediyoruz. Bu yapı, yüksek teknolojiye, uluslararası standartlara ve güçlü bir iş disiplinine dayanıyor. Dolayısıyla havacılık, yalnızca ekonomik büyümeye değil, aynı zamanda ülkenin küresel ölçekteki konumuna da doğrudan etki eden stratejik bir sektör niteliği taşıyor.

“Yolcu sayısı 100 milyonlara ulaşmış durumda”
  • Türkiye’de sivil havacılığın gelişim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz ve geçmişten bugüne ne gibi değişimler yaşandı?

Geçmişe baktığımızda Türkiye, sivil havacılığın en hızlı büyüyen ülkelerinden biri oldu. 1980’lerde yalnızca sınırlı sayıda uçak ve birkaç rota bulunurken, bugün yüzlerce uçaktan oluşan modern filolar, yeni nesil havaalanları ve dünyanın en büyük havalimanı projelerinden biriyle birlikte bölgesel bir hub merkezi olma iddiası taşıyor. Yolcu sayısı birkaç milyondan 100 milyonlara ulaşmış durumda. Bu büyüme, ülkenin stratejik coğrafi konumu ve havacılık yatırımlarındaki kararlılıkla birleştiğinde, Türkiye’yi küresel havacılık haritasında çok daha görünür bir noktaya taşıyor.

  • Bir yolcu uçağı binlerce parçadan oluşuyor. Bu parçaların tedariki ve bakımı nasıl bir süreçle işliyor?

Bir yolcu uçağı binlerce parçadan oluşuyor. Aslında bir uçak 2-3 milyon parçadan meydana geliyor ve bu parçaların her biri, oldukça sıkı kalite ve güvenlik standartlarına tabi tutuluyor. Tedarik süreci, üreticilerden, distribütörlerden ya da konsinye stoklardan sağlanabiliyor. Burada en kritik unsur, parçaların mutlaka sertifikalı olması; EASA, FAA veya SHY-145 gibi otoriteler tarafından onaylanmamış hiçbir parça kullanılmıyor. Bakım tarafında ise düzenli kontroller, planlı revizyonlar ve “unscheduled maintenance” dediğimiz beklenmedik onarımlar devreye giriyor. Tüm süreçler kayıt altında, tamamen izlenebilir şekilde işliyor ve izinsiz tek bir vidası dahi uçağa takılamıyor. Bu disiplinli yapı, havacılığın neden dünyanın en güvenli ulaşım yollarından biri olduğunu da gösteriyor.

“ABD ve Avrupa önde, Çin ise hızlı bir şekilde yatırım yapıyor”
  • Bugün havacılık sektörünün geleceğinde hangi teknolojiler ve trendler öne çıkıyor? Bu alanda hangi ülkeler öne çıkıyor ve Türkiye’nin mevcut durumu nedir?

Elektrikli ve hibrit uçaklar, sürdürülebilir havacılık yakıtları, yapay zeka tabanlı bakım çözümleri, dijital ikiz teknolojisi ve otonom sistemler ön planda. Karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik her inovasyon büyük önem taşıyor. Bu gelişmeler, yalnızca çevre dostu bir havacılık endüstrisi için değil, aynı zamanda küresel rekabet gücü açısından da kritik rol oynuyor. ABD ve Avrupa bu konuda önde, Çin ise hızlı bir şekilde yatırım yapıyor. Türkiye ise özellikle insansız hava araçları (İHA/SİHA), bölgesel uçak projeleri ve parça üretiminde öne çıkıyor. Yerli girişimler ve uluslararası iş birlikleriyle Türkiye, sürdürülebilirlik ve teknoloji ekseninde önemli bir merkez haline gelebilir. Doğru stratejiyle Türkiye bu dönüşümün bir parçası olabilir ve hatta belirli niş alanlarda liderlik rolü üstlenebilir.

“Meraklı, çalışkan ve kararlı olan gençler için bu sektör sonsuz fırsatlar sunuyor”
  • Gençlere, özellikle havacılık alanına yönelmek isteyenlere ne gibi tavsiyeler verirsiniz?

Havacılık sabır, disiplin ve çok yönlü bilgi isteyen bir alan. Gençlere tavsiyem; İngilizceyi çok iyi öğrenmeleri, teknik bilgiye açık olmaları ve uluslararası standartları yakından takip etmeleridir. Çünkü bu sektör, yalnızca teorik bilgi değil aynı zamanda pratik beceri ve sürekli öğrenme isteği de gerektiriyor. Sadece pilotluk değil; mühendislik, bakım, lojistik, yazılım, veri analitiği gibi birçok alanda gelecek var. Havacılık endüstrisinin her kolu, küresel ölçekte iş imkanları ve kariyer fırsatları sunuyor. Meraklı, çalışkan ve kararlı olan gençler için bu sektör sonsuz bir fırsatlar dünyası. Önemli olan, hedeflerini net belirleyip yılmadan çalışmaları ve değişen teknolojilere hızlıca uyum sağlayabilmeleri.