Ana Sayfa Gezi Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehir: Sivas

Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehir: Sivas

362

Hititlere kadar dayanan sırlı tarihi ile Türkiye’nin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Sivas kendine has bir ruh taşıyan şehirlerden. Tarihin ilk dönemlerinden itibaren yerleşim birimi ve şehir merkezi olan Sivas, Milli Mücadele döneminde, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı şehirlerden biri olması nedeniyle de kritik bir öneme sahip. Çifte Minareli Medrese, Gök Medrese, Sivas Ulu Camii gibi yapılarıyla UNESCO’nun dahi dikkatini çeken Sivas, güneydeki taş ustalarının ince işçiliklerini bugün görmenizi sağlayan eserlerle donatılmış olan bir kültür mirası.

Köklü bir tarihe sahip olmasının yanında Milli Mücadele’nin kazanılmasında önemli bir yeri olan Sivas doğusunda Hafik, güneyinde Ulaş ve Altınyayla, güneybatısında Şarkışla, batısında Yıldızeli ilçeleri; kuzeyden Tokat, Ordu, Giresun; doğudan Erzincan, güneyden Malatya, Kahramanmaraş ve Kayseri, batıdan da Yozgat illeriyle komşu. Eski adı, Sebastia, Sebasteia veya Samassia olan Sivas, Anadolu’nun en eski yerleşim merkezlerinden biri konumunda. Bölgede yapılan kazı ve araştırmalarda ele geçirilen buluntular, yörede ilk yerleşimin Cilalı Taş Devri’ne kadar uzadığını gösteriyor.

M.Ö. 17. yüzyılda Hitit sınırları içinde yer alan kentin güney kesimi Geç Hitit devletleri döneminde Tilgarimmu adıyla anılmaya başladı. M.Ö. 8. yüzyılda Kimmer ve İskit istilalarına uğrayan şehir M.Ö. 6. yüzyıl başlarında Medlerin, aynı yüzyılın ortalarında da Perslerin egemenliğine girdi. M.S. 17’de bütün Kapadokya ile birlikte Roma İmparatorluğu’nun egemenliğine giren Sivas bu dönemde kısa sürelerle Partların ve Sasanilerin eline geçti. Bölge Bizans döneminde önce Armeniakon Theması’nın sınırları içindeydi.  Sonrasında ise 12. yüzyılda Sebasteia Theması’na bağlandı.

MALAZGİRT ZAFERİ’NDEN SONRA TÜRK EGEMENLİĞİNE GİRDİ

Bölgenin kesin olarak Türk egemenliğine girmesi ise Malazgirt Zaferi’nden kısa bir süre sonra gerçekleşti. Kutalmışoğlu Süleyman Şah’ın kumandanlarından Emir Danişment’in ele geçirdiği kent uzun bir süre Danişmentliler’in elinde kaldıktan sonra 1174’te II. Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti sınırları içine alındı. Selçuklular döneminde yeniden gelişen kentin surları 1221’de, Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından onartıldı. Ancak kısa bir süre sonra Moğolların saldırıları başladı ve Kösedağ Savaşı’ndan sonra Selçuklu topraklarıyla birlikte Sivas da Moğolların eline geçti. Kentteki anıtların en önemlileri 13. yüzyılın ikinci yarısındaki İlhanlılar döneminde yapıldı. Aynı dönemde. Sivas, Kayseri ile birlikte İlhanlılar’ın Anadolu’ya gönderdikleri valiler tarafından merkez olarak kullanıldı ve 14. yüzyılın ilk yarısında Sivas’a gelen İbn-i Batuta, burayı İlhanlıların Anadolu’daki en büyük şehri olarak tanımladı. İlhanlı valilerinden Alaeddin Eratna Bey, 1345’te bağımsızlığını ilan ederek önce devletine merkez olarak Sivas’ı seçti. Eretna’nın 1353’te ölümünden sonra Kadı Burhanettin onun yerini aldı ancak Akkoyunlu Beyi Karayülük Osman ile yaptığı bir savaşta öldü ve bunun üzerine Sivaslılar topraklarını Osmanlı padişahı Yıldırım Beyazıd’a teslim ettiler. Ancak 1400 yılında Timur Sivas’ı ele geçirdi, şehri savunan askerleri öldürttü, halkı kılıçtan geçirtti, şehri yağmalattı ve surları yıktırttı. Timur istilasından sonra şehir bir süre Kadı Burhaneddin’in damadı Mezid Bey’in elinde kaldı. 1403-1408 arasında yeniden Osmanlı hakimiyetine geçti ve bir eyalet merkezi oldu.

TÜRK KURTULUŞ SAVAŞI ÖNCESİ TOPLANAN EN ÖNEMLİ KONGRE

Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Sivas özellikle Milli Mücadele’nin kazanılmasında büyük öneme sahip şehirlerden biriyi. Atatürk’ün “Cumhuriyetin temellerini burada attık” dediği Sivas’ta 4 Eylül 1919’da Sivas Erkek Lisesinde toplanan Sivas Kongresi, alınan kararlar bakımından Türk Kurtuluş Savaşı öncesi toplanan en önemli kongre. Hiçbir ülkenin manda ve himayesinin kabul olunmayacağı ve milletin istikbalinin yine milletin azim ve kararıyla kurtulacağı yönündeki kararlar bu kongrede alındı.

CUMHURİYET TARİHİNİN İLK VAGON VE LOKOMOTİF FABRİKASI SİVAS’TA KURULDU

Milli Mücadele’deki öneminin yanı sıra Sultan II. Abdülhamid döneminden beri var olan demiryolu nedeniyle bugün birçok ilin demiryolu bağlantısı direkt olarak Sivas üzerine kurulu. Cumhuriyet tarihinin de ilk vagon ve lokomotif fabrikası ve Cer atölyesi TÜDEMSAŞ da 1939’da Sivas’ta kuruldu. TÜDEMSAŞ kurulduğunda dünyanın en ileri tesislerinden biriydi. 2003 yılında Irak Savaşı’nın başlarında TÜDEMSAŞ, Saddam yönetiminin başında bulunduğu Irak’a 300 vagonluk ihracat yaptı. Bugün hala dünyanın değişik yerlerinden TÜDEMSAŞ’a gelen siparişler değerlendirilip, ihracatlar devam ediyor. Günümüzde de TÜDEMSAŞ, Sivas’ın geçim kaynağı ve bel kemiği görevini koruyor.

ŞEHİR KIŞLARI DÖRT-BEŞ AY KARLA ÖRTÜLÜ KALIYOR

Sivas topraklarının Kızılırmak Havzası’na giren bölümünde karasal iklim, Yeşilırmak Havzası’na giren bölümünde Karadeniz ardı geçiş iklimi, Fırat Havzası’na giren bölümünde ise, Doğu Anadolu karasal iklimi egemen. Sivas’ta kışlar soğuk ve sert geçiyor. Kış aylarında bol kar yağışı görülen şehir ortalama dört-beş ay karla örtülü kalıyor. Yazları sıcak kurak ve kısa süreli, bahar ve güz mevsimleri ise yağmurlu geçiyor. İl alanı kuzeyden Kelkit Vadisi, doğudan Köse Dağı’nın uzantıları, Kuru çay Vadisi ve Yama Dağı, güneyde Kul maç Dağları, Tahtalı Dağları’nın uzantıları ve Hezanlı Dağı, batıdan Karababa, Akdağlar ve İncebel Dağları gibi doğal sınırlarla çevrili.

İç Anadolu’nun yüksek platoları üzerinde başlayan ve doğuya doğru yükselen il toprakları, kuzey, doğu ve güneydoğuda dağlık ve sarp bir kesimle son buluyor. Sivas’ta ortalama yükselti 1000 metrenin üstünde. Dağlar, bu dağlar arasında uzanan vadiler çukurlarda oluşmuş ovalar ve yüksek platolar Sivas’taki başlıca yeryüzü şekillerini oluşturuyor. Şehrin batısında kalan Gemerek, Şarkışla ve Yıldızeli çevreleri ile orta kesimdeki Merkez ve Kangal ilçeleri, aşınmayla yükseltileri önemli ölçüde kaybetmiş dağlarla ve geniş platolarla kaplı. Aşınmış dağlarla platolarda yükselti yavaş yavaş azaldığından, yüzey sularının akış hızları düşük. Bu nedenle vadiler genellikle pek derin değil.

ÇİFTE MİNARELİ MEDRESE

Sivas’ta gezilip görülmesi gereken yerlerin başında Çifte Minareli Medrese geliyor. Taç kapı üzerinde yer alan kitabesine göre 1271 yılında İlhanlılar Veziri Şemseddin Cüveyni tarafından yaptırılan Medrese, süslemeli taç kapısı ve tuğla-çini örgülü iki minaresi ile dikkati çekiyor.

İLMİYE ÇALIŞMALARI İÇİN YAPILAN MEDRESE

1271 yılında Anadolu Selçuklu Sultanlarından III. Gıyasettin Keyhüsrev zamanında Hibetullah Burucerdioğlu Muzaffer Bey tarafından yaptırılan Buruciye (Şifaiye) Medresesi günümüze kadar gelen eşsiz yapılardan biri. İlmiye çalışmaları için yapılan medrese Selçuklu taş oymacılığının en güzel örneklerinden biri.

SİVAS KONGRE MÜZESİ

Mustafa Kemal Atatürk ve Heyet-i Temsiliye tarafından 2 Eylül-18 Aralık 1919 tarihleri arasında Milli Mücadele Karargahı olarak kullanılan bina Cumhuriyet tarihimizde çok önemli bir yer tutuyor. Sivas Müzesi’nde bulunan kitabesine göre bina 5 Ekim 1892 tarihinde Sivas Valisi Mazlum Paşazade Mehmet Memduh Bey tarafından Mülki İdadi Binası olarak yaptırıldı. Geç Osmanlı Dönemi sivil mimarisinin güzel örneklerinden biri olan yapı üç katlı.

SÜSLEME SANATININ EN ÖNEMLİ YAPILARINDAN

Türk mimarisinin ve süsleme sanatının birlikte görülebildiği en önemli yapılardan olan Gök Medrese’nin çeşitli bölümlerindeki yazıtlardan IV. Kılıçaraslan’ın oğlu III. Gıyaseddin Keyhüsrev döneminde Vezir Sahip Ata Fahreddin Ali tarafından, 1271 yılında yaptırıldığı anlaşılıyor. Gök Medrese’nin, mermer taş kapısı, ışık-gölge oyununu yaşatacak denli zengin bir görünüme sahip. Yapı, açık avlulu, dört eyvanlı, iki katlı plan özelliğine sahip. Yapıldığı tarihten itibaren dini ilimlerin tahsil edildiği medrese olarak hizmet verdiği bilinen bina 1926 yılında müzeye dönüştürüldü.

GÜNEŞİN AÇISINA GÖRE TON DEĞİŞTİREN GÖL

Gökpınar Gölü tabii güzelliği bakımından ülkemizin nadide yerlerinden biri. İlçe merkezine 10 kilometre uzaklıktaki gölün suyu tatlı, berrak ve temiz. Öyle ki bazı kısımların derinliği 17-20 metreyi bulduğu halde içine atılan küçük bir cismin tabana kadar çöküşü ve tabandaki duruşu, net olarak izlenebiliyor. Gölün diğer bir özelliği, güneşin açısına göre ton değiştirmesi.

DENEYEN HERKESİ MEST EDEN MUTFAK

Türkiye’nin en geleneksel tatlarını barındıran Sivas lezzetine doyum olmayan geniş bir mutfağa sahip. Et ve döner ağırlıklı olan Sivas mutfağı deneyen herkesi mest ediyor. Kesme aşı, bavik, kelle tatlısı, sirok, mercimek badı, peskütan çorbası, hingel, Sivas ketesi ve katmeri, Madımak yemeği Sivas mutfağına ait lezzetlerin başında geliyor.

Önceki İçerik“Kurumsallaşma beraberinde profesyonelliği, itibarı ve şeffaflığı getiriyor”
Sonraki İçerik5 milyon yıllık doğa harikası: Munzur Dağları