Gezi

Dünya tarihi müzesi gibi: Gazi şehir Antep

Dünya tarihi müzesi gibi: Gazi şehir Antep

‘Dünya üzerinde ne kadar medeniyet varsa, hepsi bu kente iz bırakmıştır’ dedirten ve Kurtuluş Savaşı’nda özgürlüğünü canından çok sevenlerin memleketi olduğunu kanıtlamış şehir: Gaziantep gelişmiş ekonomisi, dünyaca ünlü mutfağı ve sıcacık insanlarıyla gezip görülmeyi hak ediyor.     

Türlü medeniyetin üzerinde kök saldığı, bir ağacın kökü gibi dallarını besleyen ve dünya üzerine salan bir şehir o. Zenginlik, Gaziantep için kullanılabilecek en doğru sıfat. Tarihi zengin, kültürü zengin, mutfağı zengin, doğası zengin, Güneydoğu’nun en gelişmiş şehri ve insanının gönlü zengin. Çeşit çeşit kebabına konan rengarenk baharatları gibi, insanları da kültürü de atmosferi de her duyguyu içinde barındırıyor. Tarihi milattan önce 1700’lü yıllara dayanan kent, Kurtuluş Savaşı’ndaki destansı direnişiyle de cumhuriyet tarihinde özel bir yere sahip.

Halk arasında Antep olarak anılan Gaziantep, Türkiye’nin en kalabalık 9’uncu kenti. 2019 sonu itibarıyla 2 milyon 69 bin 364 nüfusa sahip olan Antep, Akdeniz ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin kesişme noktasında bulunuyor ve sanayi ve gelişmişlik bakımından ilk sıralarda yer alıyor. Çünkü Gaziantep Anadolu ile Ortadoğu arasında bir konumda yer alıyor ve liman kentlerine yakın. Türkiye geneline oranla nüfus artış hızı çok daha fazla olan kentte, bunun nedeni olarak yüksek oranda göç alması gösteriliyor. İş için Türkiye’nin çeşitli yerlerinden göç alan Antep’te 9 ilçe ve belediye, bu belediyelerde toplam 785 mahalle bulunuyor.

‘Pınarı bol’

Farklı uygarlıkların, dinlerin, kültürlerin bir araya gelerek eşsiz bir mozaik oluşturduğu kentin bilinen en eski ismi, Romalılar tarafından verilen Antiochia ad Taurum. Bu isim, Latince “Toroslar’ın karşısındaki Antakya” anlamına geliyor. Daha sonra şehri ele geçiren Araplar şehre Ayıntap adını verdi. Ayıntap Farsça’da pınarı bol anlamına, Hitit dilinde ise han toprağı anlamına geliyor.

Gaziantep’in tarihinin çok eski dönemlere dayandığına biliniyor. Zeugma antik kentinden çıkarılan ve şu anda Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen “Çingene Kızı” mozaiğindeki kişinin Yunan mitolojisindeki yeryüzü tanrıçası Gaia olduğu düşünülüyor.

Dünya medeniyetlerinin kesişme noktası

Günümüzdeki Gaziantep yakınlarında bulunan Dülük, bu yöredeki en eski kent olurken, arkeolojik kazılardan burada paleolitik dönemden beri insanların yaşadığı tespit edildi. Dülük Erken Tunç Çağı’ndan sonra bir sürekli yerleşim yeri hâline geldi ve İpek Yolu üzerinde bulunduğu için çok gelişti. Burası aynı zamanda İsa’nın havarilerinden Yuhanna’nın Hristiyanlığı yaymak için seçtiği merkezlerden biri oldu.

İlk kurulduğunda Babil yönetimi altında olan Antep, M.Ö 1700’lü yıllarda Hititler’e, sonra Mısır’a ve M.Ö 700- MS 546 arasında ise kronolojik sırayla Medler, Asurlular ve Perslerin eline geçti. MÖ 6’ıncı yüzyılda ise Makedonya, Selevkos ve Komagene uygarlıklarının egemenliği altına giren ve zaman içinde değişik medeniyetlere ev sahipliği yapan Antep, 1516’da Osmanlıların eline geçti. İlk dönemlerde Arap ve Halep Eyaleti’ne bağlıyken 1531-1818 yıllarında Dulkadir Eyaleti’ne bağlı oldu.

“Şehr-i Ayıntab-ı Cihan”

1641 ve 1671 yıllarında iki defa kenti ziyaret eden Evliya Çelebi, kentte 22 mahalle, 8 bin ev, 100 kadar cami, medrese, han, hamam ve bir de kapalı çarşı olduğunu yazmış ve seyahatnamesinde şu sözleri söylemiştir: “Dünya yüzünden geniş bir ili, göz alıcı büyük yapıları her yerden aranan eşyası, birçok mezraları, bolluk ve verimliliği, bitimsiz yiyecek ve içecek pınarları ve ırmaklarıyla burası ‘Şehr-i Ayıntab-ı Cihan’dır.”

Antep’in ‘Gazi’ olması

1’inci Dünya Savaşı’ndan sonra, Mondros Antlaşması ile birlikte Osmanlı Devleti parçalanınca, 17 Aralık 1918’de Antep, Birleşik Krallık’a, 5 Kasım 1919’da ise Fransa’ya bırakıldı.

Antep halkı, 1920 yılında, Fransız birliklerinin Antep’e yerleşmesi üzerine direnişe başladı. 1920’nin Ocak ayında Karayılan komutasındaki çeteler, Fransızların bir süvari birliğini pusuya düşürdü. Şahin Bey, 200 kişilik milis gücüyle 1920’nin Mart’ına kadar Antep’teki Fransız askerlerine karşı savaştı. Antep halkı, 9 Şubat 1921’de teslim oldu. Savaş tam 10 ay sürdü. 25 Aralık 1921’de Ankara Anlaşması gereğince Fransız birlikleri şehri boşalttı. Antep’e Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gösterdiği üstün mücadele nedeniyle 8 Şubat 1921 Günü Gazilik unvanı verildi.

Gaziantep, 1987 yılında çıkarılan kanun ile büyükşehir oldu.

2013’te Suriye iç savaşında NATO üyesi Türkiye’ye yönelik herhangi bir askeri hamleye karşılık, askeri hamle için Gaziantep’e Adana ve Kahramanmaraş’ın ardından Türkiye’nin isteğiyle MIM-104 Patriot yerleştirildi.

Ormanı az, meşeler koruma altında

Çok sayıda pınarı olan ama hiç doğal göl bulunmayan kentte birçok noktaya yapay göller ve barajlar inşa edilmiş. Fırat Nehri ve kollarını içinde barındıran Gaziantep’te çok az doğal orman bulunuyor. Bu ormanlarda özellikle meşe ve kızılçam hâkimiyeti söz konusu. Meşe ormanlarının hepsi bozuk olduğu için koruma altında. Kızılçam ormanlarınınsa çoğu yapay. İlin batı ve kuzey çevreleri ormanlık, bozkır ve meralarla çevriliyken, topraklarının yüzde 60’ı tarıma elverişli. Tarıma elverişli alan tarlalar, zeytin, Antep fıstığı, meyve ve sebze bahçelerinin yanı sıra bağlarla kaplı durumda.

Başlıca dağları batıdaki Nur Dağları ile Sof Dağları iken, bu dağlar arasındaki bölge, levha hareketleri sonucu oluşmuş bir çöküntü. En yüksek dağı 1496 metre yüksekliği ile Büyük Sof Dağı olan Antep’te belli başlı ovalar ise İslahiye, Barak ve Tilbaşar. Gaziantep’te Nurdağı ve İslahiye 1’inci, Yavuzeli ve Araban 2’inci, Oğuzeli, Nizip ve Karkamış ise 3’üncü derece deprem bölgesi olma özelliğini koruyor. 

Gaziantep’in batısında Akdeniz iklimi, doğusunda ise karasal iklim hakim. Hava özellikle Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında çok sıcakken Aralık, Ocak ve Şubat aylarında ise çok soğuk oluyor. Antep’i gezmeyi planlayanların bu bilgiye özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Merak edenler için yüzölçümü 6 bin 803 kilometrekare.

Nüfusun yüzde 60’ı tarım sektöründe çalışıyor

Güneydoğu Anadolu’nun en gelişmiş ili olan Gaziantep, gelirinin yüzde 40’ını tarımdan, yüzde 25’ini sanayiden sağlıyor. Nüfusunun yüzde 60’ı tarımda çalışan kent, önemli bir ticaret merkezi aynı zamanda.

Yaylalarda kuru tarım, ovalarda sulu tarım yapılan Antep, Antep fıstığının ve üzümün en çok yetiştiği il olma özelliğine sahip. Merkez ve Kilis’te zeytin; yine il merkezi ile Oğuzeli, Nizip, Kilis ve İslahiye’de üzüm bağları; Araban, Nizip ve Yavuzeli’nde fıstık bahçeleri oldukça zengin. Pirinç, pamuk, susam ve tütün yetiştiren Gaziantep’te meyve ve sebzecilik de yaygın olarak yapılıyor. Antep fıstığı dünyaya buradan Şamlı tüccarlarla dağıldığı için Şam fıstığı da deniliyor. En çok domates olmak üzere, patlıcan, salatalık, kabak, sivri biber, turp gibi yaklaşık 250 bin ton sebze yetişiyor. Ayrıca buğday, arpa, nohut, mercimek, pamuk, susam ve soğan da üretilen kentte zengin erik, nar, incir, ceviz ve zerdali bahçeleri de bulunuyor.

Dağlık ve yayla olan bölgelerinde hayvancılık yapılan Antep’te sığır azalırken küçükbaş hayvan çoğalıyor.

Makine sanayinde önde

Sanayi oldukça gelişmiş olan ilde irili ufaklı 500 sanayi işletmesi mevcut. Bunların arasında dokuma, iplik, un, sabun, deterjan, deri, plastik, çimento, salça, bisküvi ve yağ fabrikaları ön sırada yer alıyor. Gaziantep’te 45-200 vat elektrik motorları, su santrifüjleri, matkap tezgâhları, soğuk hava depoları, akümülatör, kampana, piston, gömlek, cendere, vantilatör, aspiratör, su tesisat araçları, torna tezgâh, levha makinaları, leblebi kavurma makinaları, dondurma makinaları, bisküvi fırınları, iplik kurutma santrifüjleri, çikolata makinaları, şekerleme yapım ve ambalaj makinaları, dokuma ve desen makinaları, elektrik kaynağı makinaları, otomobil hava frenleri, tuz, bulgur ve un değirmenleri, üzüm presleri, otomatik kahve kavurma makinaları, briket makinaları, taş kırma konkasörü, elbise temizleme makinası, sanâyi gaz ocakları, çeşitli oto parçaları ve oto karoserleri yapılıyor.

Müze cenneti

Günübirlik geziler için de sıkça tercih edilen Gaziantep, yerli ve yabancı turistler için oldukça tatmin edici bir kent. Öncelikle, bir müze cenneti olan bu yer, müzelerin son derece keyifli bir atmosfere sahip olması ile de ayrışıyor. Gaziantep birçok karayolunun geçiş güzergahında olmasının yanı sıra, şehir merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki Oğuzeli Havalimanı ile de ulaşılabilir bir kent.

Zeugma Mozaik Müzesi

Antep’in en önemli mekanı Zeugma Mozaik Müzesi. Dünyaca ünlü “Çingene Kızı” mozaiğini içinde barındıran müzede yöredeki kazılardan elde edilen “Acheloos” gibi diğer mozaikleri de görebilirsiniz.

Yesemek Açık Hava Müzesi

Mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerin başında gelen Yesemek Açık Hava Müzesi, turistlerin uğrak yeri. Antik bir heykel yapım atölyesi olan müzenin ilk kez Hitit döneminde kullanıma girdiği belirtiliyor. Yapılan kazılarda bulunan yüzlerce heykel, çevrenin düzenlenmesini sağladı ve bölge bir açık hava müzesi haline getirildi.

Gaziantep Savaş Müzesi

Yakın tarihe ışık tutan Gaziantep Savaş Müzesi, Kurtuluş Savaşı yıllarındaki ünlü Antep Savunması’na dair bilgiler ve hikayeleri öğrenmek isteyenler için çok doğru bir adres. Müzede, yalnız başına kalan Antep’in ‘Gazi’ unvanını nasıl hak ettiğini çok iyi bir şekilde anlayacaksınız.

Habeş Kanyonu

Halk arasında Habeş Deresi olarak da bilinen Fırat Nehri kıyısındaki Habeş Kanyonu, içinde bulunduğu kendine has tabiatı ve Rumkale’ye benzer hikayesi ile ziyaretçilerine adeta bir görsel şov vaat ediyor. Dağcılık sporu için de elverişli olan 8 bin 650 metre uzunluğundaki kanyonun doğal güzellikleri, tekne ve feribot seferleri ile de görülebiliyor. Burada doğal güzelliklerinin yanı sıra, su altında yerleşim yerleri bulunuyor. Geçmişte Habeş Deresi’nin taşmasıyla dere güzergahındaki yerleşim yerleri suya gömülmüş.

Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi

Gaziantep deyince mutfağını anmamak olmaz. Türkiye’nin ilk mutfak müzesi olan Emine Göğüş Gaziantep Mutfak Müzesi, Gaziantep’in geleneksel mutfak kültürünü daha yakından tanıma fırsatı sunuyor. Tüm bu yerleri gezip de doymadıysanız, Hasan Süzer Etnoğrafya Müzesi, Medusa Cam Müzesi, Ömer Ersoy Kültür Merkezi ve Bayazhan Gaziantep Kent Müzesi de sizleri bekliyor olacak.

Gaziantep’te nerede kalınır?

Gaziantep’te konaklamak için birçok seçenek bulunuyor. Restore edilerek konaklama hizmet veren tarihi konakların yanı sıra, 4 veya 5 yıldızlı lüks otellerde de konaklayabilirsiniz. Kentte, Türkiye’nin pek çok noktasında hizmet veren çeşitli otel zincirlerinin şubeleri de hizmet veriyor. Uygun bütçeli bir konaklama seçeneği için pansiyonlar da tercih edilebilir. Merkezi konumda yer alan Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde konaklarsanız, ulaşım masraflarından ve zamandan tasarruf edersiniz.

Gaziantep’te ne yenir?

UNESCO’nun da gastronomi alanında korumaya aldığı Gaziantep mutfağı 252 farklı çeşit yemeği içeriyor. Gaziantep mutfağının sultanı kebaplar. Yeni dünya, elma, patlıcan, Kilis, simit gibi yaklaşık 32 türde kebabı bulunan kentte, ayrıca firik pilavı gibi 27 çeşit pilav, lahmacun gibi 26 çeşit etli yemek ve onlarca çeşit dolma da amatör gurmeleri bekliyor. Antep mutfağı deyip de Antep fıstığını anmamak olmaz. Bu fıstıktan yapılan leziz baklavaların tadına bakmayan Gaziantep’e gittim, dememeli.

Gaziantep’ten ne alınır?

Binlerce yıllık tarihi ve bu tarih sonucu kalan tarihi eserlerin dışında adını verdiği Antep fıstığı ile meşhur olan kentten ayrıca baklava ve çeşit çeşit baharatlardan alabilirsiniz. Antep işi, kutnu kumaşı, yemeni, bakır işi, sedef kakma da okuması kolay ama birbirinden özel, miras bırakılacak türden eşyalar. Antep sabunu, işlemeli giysiler ve yemeni patiklerden de almayı tercih edebilirsiniz.