Köşe Yazısı

Firmanızı tanıma dönemi…

Firmanızı tanıma dönemi…

Türkiye ekonomisinin bir kırılma anındayız. Tüm dünyadaki ekonomik gelişmeleri göz önüne aldığınızda, bir şeyler yapmak gerektiğini düşünüyorsanız, ‘şimdi zamanı’ ilkesini unutmadan hareket etmeniz gerekir.

Çetin ÜNSALAN – Gazeteci

Çünkü gerek sektörün gelişimi, gerekse de Türkiye’nin ekonomik toparlanmasının altındaki sır, hücreler olarak nitelendirebileceğimiz firmaların kendilerini yeniden yaratmasıyla mümkün olacaktır.

Rakiplerin önemli ölçüde dünyadaki gelişmeleri anlamaya çalıştığı bir süreçte, Türk firmalarının bundan arınması, aradaki farkı daha çok açma riskini taşırken, rekabet edilebilirliği de büyük ölçüde kaybetmeye neden olacaktır.

Son dönemde sektörün önemli bir üretim atağında olduğu gözle görülüyor. Bu atağın kalıcı ve sürdürülebilir olması ise, şimdi bir şeyleri değiştirmeye başlamakla mümkün, diye düşünüyorum.

Peki kritik soruyu ortaya koyalım: Neyi değiştireceğiz? Esasen bu sorunun yanıtını tüm dünya arıyor. Çünkü dijitalleşmeden yeni rekabet yöntemlerine kadar, birçok alışılmışın değiştiği bir süreçte, yönetim modellerinizden üretim metodolojinize kadar her alanda değişime gitmeniz gerekebilir.

Bununla ilgili elbette ortalama doğrular, uzmanlar tarafından dile getiriliyor. Bunları göz ardı etmemek, takip etmek, trendin ne yönde şekillendiğini iyi anlamak gerekir. Fakat tüm bu değişimi gerçekleştirirken ‘benim doğrum ne’ sorusunun yanıtını bulmadan yapacağınız her eylem dezavantajınız hale gelebilir.

Yani deyim yerindeyse, kaş yapayım derken göz çıkarabilirsiniz. Bizler Türkiye ekonomisinin sağlıklı yol alması için ne öneriyoruz? Sanayi, tarım ve iş gücü envanteri… Bunlar ortaya konulmadan oluşturulacak hiçbir hedefin başarıya ulaşma şansı yok.

Hadi meseleyi biraz daha yumuşatayım; tesadüflere bağlıdır. Peki kendimize şunu soralım: Ülke ekonomisinin dönüşümü ve hedeflerinin belirlenmesi için bu koşullar gerekli de, firmaların yolculuklarını belirlemek için zorunlu değil mi? Şüpheniz bile olmasın.

Montaigne’nin çok sevdiğim bir sözü vardır; eminim hepiniz biliyorsunuzdur. Ama hatırlatmakta yarar olduğunu düşünüyorum. “Gideceği limanı bilmeyen gemiye, hiçbir rüzgârdan hayır gelmez.”

O zaman bu yeni ekonominin içinde ülkelerin makro politikaları kadar, firmaların da yolculuklarını belirlerken önce kendilerine dönmeleri gerekiyor. Yani, düz bir mantıkla değerlendirirsek, elinizdekilerin ne olduğunu, avantajlarınız ve dezavantajlarınızın nerelerde şekillendiğini, ne kadarını düzeltilebileceğini, ne oranda değişime ihtiyaç olduğunu ortaya koymanız gerekir.

Yani bir yemek yapacaksanız, önce elinizdeki malzemelerin ne olduğunu bilmelisiniz. Aksi takdirde, hem sonuçta aklınızdaki yemeği yapamaz, hem de zaman ve para kaybetmiş olursunuz.

Öyleyse her firma önce işe röntgenini çekerek başlamalı. Ben neyim, ne yapabilirim, ne oranda dijitalleşmem gerekiyor, günün sonunda verimliliğimi ve birim kazancımı arttırırken, nasıl sürdürülebilir bir pazar payına sahip olabilirim?

Bu soruların yanıtını verebilmeniz için avantajlı ve dezavantajlı yönlerinizi belirlemenizi öneririm. Aksi takdirde, hap gibi bir dijitalleşme ya da yönetim değişimi, sizi ummadığınız sapmalarla karşı karşıya bırakabilir. Hatta rekabet avantajlarınızı ortadan kaldırabilir ve firmanızın hayatiyetine neden olabilir.

Ben bu süreçte her bir firmamızın kendini ortaya koyması, gelişim noktalarında yapacaklarını belirlemesi, acil olmayanları, sırayla hayata geçirmesi ve yükselen bir grafik yakalaması gerektiğini düşünüyorum. Ani yükselişlerden, yani gereksiz yatırımlarla kâğıt üzerinde artacak kapasitelerden uzak durmanız kanımca kritik bir başlık.

Değişime değil, dönüşüme özen göstermeli; bu alanda mümkünse ölçek ekonomisi yakalayacak işbirliklerine gitmeli, dijitalleşme sürecinde size yazılım satacak değil, süreci beraber yürüyen çözüm ortağı olabilecek firmalarla işbirliği yapmalı ve elbette sektörel birliktelikten, bilgi paylaşımdan vazgeçmemelisiniz.

Bir şeyler değişecekse yeniden ‘tam zamanı’ diyor; bu değişimin dönüşüme çevrilecek yönetilmesi gerektiğini hatırlatıyor; hepinize işinize sahip çıkmanızı ve genç kuşaklara kulak vermenizi öneriyorum.


takipçi satın al instagram takipçi satın al instagram beğeni satın al twitter takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al takipci33.com