Ana Sayfa Babalar ve Çocukları “Güncelin dışında kaldığınızda, çok hızlı oyun dışı da kalırsınız”

“Güncelin dışında kaldığınızda, çok hızlı oyun dışı da kalırsınız”

50

Eski ve yeni kuşağın şirket yönetimini birlikte yürüttüğü Dinçmak Makina Yöneticileri Şaban Dinç ve Mevlüt Dinç ile Babalar ve Çocukları Röportaj serimiz için bir araya geldik. Aile şirketlerinin kurumsallaşmaya nasıl baktığını, eski ve yeni neslin bir arada hayata geçirdikleri projeleri ve geleceğe yönelik hedefleri konuştuğumuz baba-oğul için şirket yönetiminde en önemli nokta, çağın gerekliliklerini yakalamak ve ortak akılla hareket etmek.

Şirket yönetimini, kardeşler, çocuklar ve kuzenler ile birlikte yürüten ve ortak akılla aldıkları kararlar doğrultusunda Türkiye’de üretilmeyen ürünleri üretmeyi kendine felsefe edinen Dinçmak Makina Kurucu Ortağı Şaban Dinç ve Yönetim Kurulu Üyesi Mevlüt Dinç ile Babalar ve Çocukları Röportajı için bir araya geldik. Yeni ekonomik düzene ayak uydurmanın tek formülünün güncel kalmak olduğunu vurgulayan şirket yöneticileri, güncelin dışında kalan firmaların, çok hızlı bir şekilde oyun dışı da kalacaklarının altını çizdi.

  • Türk reel sektörünün gerçeği KOBİ’ler onun da özelliği aile şirketleri… Peki aile şirketi olmayı siz nasıl tarif ediyorsunuz?

Şaban Dinç: Ben aile şirketi olmayı ailecek birlikte üretmek, birlikte kazanmak olarak tanımlıyorum. Aile bireyleri olarak güç birliği yaparak daha güçlü olmak…

Mevlüt Dinç: Basitçe aile işi. Büyüklerimiz tarafından kurulmuş bir işletmenin parçası olmak. Kendi adıma işin içine doğmak da diyebilirim. Her ne kadar ikinci nesil olsam da kuruluşunu, gelişimini bildiğim firmada çalışmak benim için büyük bir keyif.

“KURUMSALLAŞMAYI BAŞARABİLENLER AYAKTA KALACAK”

  • Kurumsallaşmanın bu kadar konuşulduğu bir yerde aile şirketi olmak, buna hep tezat gibi anlatıldı. Oysa Avrupa’da kurumsallaşmış aile şirketleri var. Sizce bu denge nerede yakalanabilir?

Şaban Dinç: Açıkçası ben bu dengenin yeni nesil ile sağlanacağına inanıyorum. İşletmelerimizi yeni nesillere devrederken bunu yapabilenler, kurumsallaşmayı başarabilenler ayakta kalacak. Yoksa kişiye bağlı işletmelerin başarıyı uzun süre devam ettirmesinin çok zor olduğunu düşünüyorum.

Mevlüt Dinç: Aile şirketlerinde kurumsallaşmak hep korkulan bir olgu olarak algılanıyor. Çünkü kurumsallaşınca kontrolün elinden gideceğini düşünen aile bireyleri, özellikle kurucu nesil buna bir karşı duruş oluşturuyor. Oysaki kurumsallaşmak kontrolün kaybı değil aksine kontrol sağlamak, işlerin kişilere bağlılığını ortadan kaldırmak, kişiye bakmaksızın işin yapılıyor olmasını sağlamaktır. Bu denge yeni nesil ile sağlanacak diye düşünüyorum. Çünkü biz genç ve buna bağlı henüz sanayileşen bir ülkeyiz. KOBİ’lerimizin büyük çoğunluğu alaylı diye tabir ettiğimiz, işin çıraklığını yapmış kişiler tarafından kurulmuş ve yönetilen işletmeler. Bu işletmeler yönetim kademelerini daha eğitimli ve vizyon sahibi yeni nesle devrettiğinde kendiliğinden kurumsallaşmış aile firmalarını çokça göreceğiz. 

 “YETERLİ BİRİKİMİ VAR İSE AİLE BİREYLERİNİN ŞİRKETTE GÖREV ALMASINDAN DAHA NORMAL BİR ŞEY YOK”

  • Her aile şirketi kurumsallaşmalı mıdır?

Şaban Dinç: Elde edilen başarının uzun ömürlü olabilmesi için ben her aile şirketinin kurumsallaşması gerektiğine inanıyorum.

Mevlüt Dinç: Burada kurumsallaşmayı nasıl tanımladığımız önemli. Anladığımız şey; şirket yönetimini profesyonellere devretmek ise hiç gerek yok. Eğer yeterli birikimi var ise aile bireylerinin şirkette görev almasından daha normal bir şey yok. Ancak kurumsallaşmaktan anladığımız şey; işletmedeki işleri, görevleri, işleyişi tanımlayıp, bir çalışma biçimi, işleyiş zinciri oluşturmak ise kesinlikle evet, aile şirketleri muhakkak kurumsallaşmalı.

“ÇOK DERİN KUŞAK ÇATIŞMALARI YAŞAMADIK”

  • Türk işletmelerine baktığımızda büyük ölçüde kuşak değişimi yaşandığını görüyoruz. Siz kuşak çatışması yaşadınız mı?

Şaban Dinç: Bunu yaşamayan bir işletme yoktur. Her şeyin bu kadar hızlı değiştiği bir dönemde kuşak değişimi kaçınılmaz. Önemli olan bunu asgaride tutup, çözüme ulaşabilmek. Ortak payda da buluşabilmek.

Mevlüt Dinç: Bizim firmamız babam ve amcalarım tarafından kuruldu. İşletmeye gelen ilk ikinci nesil de benim. Bu durumda hiç sıkıntı yaşamadım dersem gerçekçi olmamış olurum. Tabi ki bazı dirençler ile karşılaştım. Mücadele etmek zorunda kaldım. Ancak şöyle bir avantajımız var bizim. Babam ile amcalarım arasında 10-12 yaş, benimle amcamlar arasında da 10-12 yaş farkı var. Ben tam ortadayım. Yani tam bir nesil farkı yok. Geçişli bir sistem var diyebilirim. Bu sebeple çok derin kuşak çatışmaları yaşamadık.

  • Yeni kuşağı şirket içinde görevlendirirken nelere dikkat ettiniz?

Şaban Dinç: Öncelikle eğitimlerine büyük önem verdik. Bu doğrultuda eğitimlerini firma ihtiyaçlarımıza göre almalarını sağladık. Hal böyle olunca onları firmada konumlandırmak çok da zor olmadı.

“SEKTÖRÜNÜZÜ SIKI TAKİP EDECEK, YENİ ÜRETİM, HİZMET ŞARTLARINA AYAK UYDURACAKSINIZ”

  • Yeni bir ekonomi, yeni şartlar, farklılaşan bir yaklaşım. Sizce firmalar bu dönüşümü nasıl yönetmeli?

Mevlüt Dinç: Tek formül var güncel kalmak. Genel ekonomik, politik şartlar, değişen ihtiyaçlar, buna bağlı değişen ürünler, hizmetler, yeni nesil üretim yöntemleri ve işgücü… Hepsini yakından takip etmek çok önemli. Güncelin dışında kaldığınızda, çok hızlı bir şekilde oyun dışı da kalırsınız, bu kaçınılmaz. Sektörünüzü sıkı takip edecek, yeni üretim, hizmet şartlarına ayak uyduracaksınız.

“FİRMADA BİZ BİLİNCİ YARATMAK, PAYLAŞMAK ÇOK ÖNEMLİDİR”

  • Yönetim biçimleri de değişiyor. Eskinin sert yönetici tipi, şimdi iletişimi yüksek, ortak karar alabilen bir özelliğe dönüştü. Aile işletmesi olarak bu dengeyi kurarken, yol haritanız ne oldu ya da olacak?

Şaban Dinç: Aile şirketlerinin çoğunda zaten abi kardeş ilişkileri mevcuttur. Yani firma sahipleri ile çalışanlar bir aile ortamı içindedir. En azından bizim firmamızda öyle ve bunu korumaya da çalışıyoruz. Firmada biz bilinci yaratmak, paylaşmak çok önemlidir. Bizim formülümüz de buydu. Gelecekte de bu olmalı. Her çalışan firmayı evi gibi görmeli. Otoriteyi koruyarak her çalışanın firmayı sahiplenmesini sağlamak gerekiyor.

Mevlüt Dinç: Ben burada katılımcı bir yönetim anlayışından yanayım. Benden kısa bir süre sonra kardeşim ve şimdi kuzenlerim de firmada görev almaya başladılar. Aile bireyleri ile ve tabi ki diğer takım arkadaşlarımla birlikte koordineli olarak ortak akıl oluşturmak ve bu doğrultuda firmamızı yönetmek önceliğim. Bilgi ve tecrübemle onlara yol gösterici ve lider olabilmeliyim. Kararlarımız bu ortak akıldan çıkmalı ve firmamızı daha ilerilere taşımalı. Tıpkı benden önceki nesil ile benim yaptığım gibi.

“ÇAĞIN GEREKLERİNE AYAK UYDURARAK TİCARET YAPILMALI”

  • Sözün senet olduğu yıllardan, çekin ödenmediği yıllara geldik. Dünden bugüne bu bozulmayı okurken yeni kuşaklara tavsiyeleriniz neler?

Şaban Dinç: Evet ne yazık ki öyle oldu. Piyasada güven ortamı azaldı. Ancak buna bağlı yeni ödeme, tahsilat yöntemleri gelişti. Yeni kuşağa verebileceğim tavsiye; çağın gereklerine ayak uydurarak ticaret yapmaları olur.

“HEDEFİM FİRMAMIZA AVRUPALI KİMLİĞİ KAZANDIRMAK”

  • Eski kuşaktan farklı olarak hayata geçirdiğiniz ya da geçirmeyi planladığınız yenilikler var mı?

Mevlüt Dinç: Tabi ki pek çok yenilikler oldu. Bu firma logosundan, kurumsal kimliğe, yönetim anlayışından, ürün seçimine pek çok yeniliği kapsıyor. Bundan sonraki hedefim bir Avrupa ülkesine organik bir bağ kurarak firmamıza Avrupalı kimliği kazandırmak. Şu anki konsantrasyonum bu doğrultuda. Buna ek olarak ABD pazarında da var olabilmek istiyorum. Bu iki misyonu birlikte yönetmeye çalışıyorum.

“BÜYÜKLERİMİZİN HAYALİYDİ BU BİRLİKTELİK, GERÇEKLEŞTİRMEK BİZE NASİP OLDU”

  • AİMSAD’ın çalışmaları hakkında neler söylemek istersiniz?

Şaban Dinç: Yıllarca özlem duyduğumuz birliktelik AİMSAD… Çalışmalarını mutlulukla izliyorum. Bu amaçta görev almış, almakta olan meslektaşlarımı kutluyorum. Ülkemizin ağaç işleme makinelerinin marka değerini artırdıklarını görüyorum. Daha fazlasını yapacaklarından da eminim.

Mevlüt Dinç: Kuruluşundan bugüne AİMSAD Yönetim Kurulunda yer almaktan gurur duyuyorum. Büyüklerimizin hayaliydi bu birliktelik, gerçekleştirmek bize nasip oldu. Çok da güzel gidiyor. İçinde yer aldığım yönetim kurulları her zaman bütün sektörü kapsar nitelikteydi. Uyumla ve özveriyle çalıştık. Çalışmaya devam edeceğiz. 

“ÖĞRENMEKTEN, ARAŞTIRMAKTAN HİÇ VAZGEÇMESİNLER”

  • Son olarak, birbirinizin rollerini değiştirseniz, diğer kuşağa tavsiyeniz ne olur?

Şaban Dinç: Öncelikle birbirlerini ve işlerini çok sevsinler. İletişim ile çözülemeyecek biç bir sorun yoktur bana göre. Birbirlerine açık ve net olsunlar. Öğrenmekten, araştırmaktan hiç vazgeçmesinler. Çağın gereklerini takip etsinler ve kardeşlerimle benim kurduğumuz bu işletmeyi kendi çocuklarına devretsinler inşallah. Tavsiyem de umudum da budur.

Mevlüt Dinç: Tabi ki Allah başımızdan eksik etmesin kurucularımızı. Onların bilgilerine, tecrübelerine her zaman ihtiyacımız var. Gerektiğinde başvurmaya devam edeceğiz. Ama rahat olsunlar derim, bizler bu firmayı daha ileriye taşımaya hazırız. Yeterli donanıma sahibiz. Güvenlerini boşa çıkarmayacağız.

“FELSEFEMİZ; TÜRKİYE’DE YAPILMAYAN ÜRÜNLERİ YAPMAK”

  • Değişen bir ekonomiden ve onun yarattığı krizden söz ediliyor? Yıllarca krizlerle boğuşmuş bir firma olarak geminizi bu zamana nasıl getirdiniz?

Şaban Dinç: Biz zor kazanmış bir nesiliz. Yokluklardan bir şeyler var ettik. Her zaman yeninin, daha iyinin peşinden koştuk. Hiçbir yaptığımız bize göre en iyi değildi. Kriz dönemleri çoğu zaman fırsatlar yaratır. Biz de bu boşlukları takip ettik. Bununla beraber çok çalıştık tabi ki. İşimizden başka bir şey düşünmedik desem yeridir.

Mevlüt Dinç: Tabi ki hiç kolay olmadı. İkinci nesil olsam da ben de 25 yıldır firmanın işleyişinde yer alıyorum. Ancak bizim, Türkiye’de yapılmayan ürünleri yapmak gibi bir felsefemiz vardı.  Bu sebeple çok araştırmacı olduk. İşkolumuzun fuarlarını sıkı takip ettik. Hep eksik bir nokta aradık. Tabi bir de yaptığımız işi doğru yapmaya büyük önem verdik. Hiçbir zaman kolayına, ucuzuna kaçmadık. Korkmak yerine, her krizden bir fırsat yaratmaya odaklandık.  Bugün 40 yıllık bir firma isek doğru yoldayız demektir. 

Önceki İçerik“Artan eğitimli insan sayısı ile çalışma hayatındaki egemen taraf probleminin yok olacağını düşünüyorum”  
Sonraki İçerik“Eskiden ithal edip sattığımız makinelerin karşısına, artık yerli olarak ürettiğimiz makineler ile rakip olarak çıkıyoruz”