İş hayatında geçirilen yıllar yalnızca bir kariyer inşa etmiyor; bakış açısını, mücadele biçimini ve liderlik anlayışını da şekillendiriyor. İş Dünyasında Kadınlar röportaj serimizin bu bölümünde EFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Beste Özdeşlik Özgür ile kendi yolculuğundan yola çıkarak iş dünyasında kadın olmayı, fırsat eşitliğini, deneyim paylaşımını ve kadınların yönetimde daha fazla söz sahibi olmasının yaratacağı etkiyi konuştuk.
Kadınların iş dünyasında daha fazla sorumluluk üstlenmesi, yönetim kademelerinde daha güçlü biçimde temsil edilmesi ve kendi liderliklerini ortaya koyabilmesi, iş hayatındaki dönüşümün önemli başlıkları arasında yer alıyor. İş Dünyasında Kadınlar röportaj serimizin bu bölümünde Endüstriyel Fırın Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (EFSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Beste Özdeşlik Özgür ile bir araya geldik. Özgür ile kariyerinde iz bırakan deneyimleri, sanayide kadınların karşılaştığı engelleri, fırsat eşitliği için atılması gereken adımları, kadınlar arasındaki rehberlik ve deneyim paylaşımını ve kadın liderlerin iş dünyasında yaratabileceği etkiyi konuştuk.
- Öncelikle sizi biraz tanımak isteriz. İçinde bulunduğunuz iş dünyasında kendinizi nasıl tanımlarsınız?
Birini tanımak için hangi rolde olduğundan ve hangi okullardan mezun olduğundan başlamaktansa iş dünyasında kendini nasıl tanımladığını sormak belki de en doğru başlangıç oldu. Öncelikle bu soru için teşekkür ediyorum. İçinde bulunduğum iş dünyası uzmanlık alanı olarak oldukça küçük, etki alanı ise bir o kadar büyük. Bizler endüstriyel fırın sanayicileri olarak saymakta zorlanacağım kadar çok sektörde faaliyet gösteriyoruz. Eritmenin, ısıtmanın, kurutmanın, ısıl işlemin, tüm sıcak proseslerin içinde fırınlar veya bileşenleri bulunuyor. Yani bacası olan her fabrikada bizim için bir fırsat var. Öte yandan fırın üreticileri olarak da globalde herkesin birbirini tanır hale gelebileceği küçük bir sektörüz. Bu yoruma Çin’li sayısız üretici dahil değil elbette. “Beste Özdeşlik Özgür kimdir?” sorusunu kendime sorduğumda ise tam da bu küçük dünyanın içinden çıkıp büyük bir etki yaratmak için mücadele eden biri olarak tanımlıyorum. Çünkü yaptığım işe, sektör paydaşlarımıza, ülkemizin katma değerli üretiminde makinenin yerine kıymet veriyorum. Mücadeleci ruhum beni yalnızca kendi şirketimizde fayda yaratmak için değil, ulusal dayanışmamıza ve globalde büyüttüğümüz etki için çalışmaya motive ediyor. Her gün daha iyisini yapmak için beni ayağa kaldıracak bir motivasyonum olduğu için şanslı hissediyorum.
“İnsan emek verdiği şeyi sever, emek verdikçe başarı artar”
- Kariyer yolculuğunuzda sizi en çok şekillendiren deneyim ne oldu?
Anlatabilecek en az üç dört tane hikayem var. Ama aralarından seçip de asıl bu demek çok zor. Ortak noktaları; mücadele, emek ve birliktelik. Zorlu koşullarla mücadele ederken, çokça insanın hayatında olumlu bir etki bırakabilmek için emek vermek veya hakkını korumayı öğrenmek beni şekillendirdi. Zorluklar istenmezler ancak bizi büyüten, geliştiren, bir araya getiren bunlar. Zorlu koşullarda daha çok çalışır emek veririz. İnsan emek verdiği şeyi sever, emek verdikçe başarı artar, başarılı olduğu şeyi sevmesi ise beklenen bir şey. Bu döngü içinde mesleğimi çok seven biri haline geldim.
- İş dünyasında cinsiyet eşitliği adına yapılması gereken en acil 3 şey sizce nedir?
Cinsiyet eşitliği hayatımda çok önemsediğim, kendi etki alanım içinde emek verdiğim bir konu. Bu konuyu önemseyen bir yönetimimiz olduğu için TAYSAD’ın başlattığı Fırsatı Eşitle Yeteneği Çeşitle projesine katılarak biz de toplumsal cinsiyet eşitliği için bir adım attık. Bu kapsamlı projede gördüm ki yapılabilecekler düşündüğümden çok daha fazla. Bir sonuç elde etmek içinse öncelikleri belirlemek gerekiyor. Bu adımların önceliği her sektörde, her şirkette farklılık gösterebilir. Kendi sektörüm adına kendime göre bugün en acil gördüğüm konuları sıralamam gerekirse; öncelikle makine sektöründe saha deneyiminin mesleki özgüven ve başarı için zaruri olduğunu düşünüyorum. İş hayatında kendimizi bulabilmemiz ve kendi potansiyelimizi gerçekleştirebilmemiz için bu özgüvene ve başarıya ihtiyacımız var. Bu amaç doğrultusunda imalat alanlarının hem kadın hem erkeğin çalışabileceği şekilde organize etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Birçok şirkette maalesef hala imalat alanında kadın tuvaleti bile bulunmayabiliyor. Müşteri sahalarında kurulumlarda evinden uzak, zorlu ortam olduğu için zorlanır varsayımını bir kenara bırakıp kadınları görevlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Her departmanda cinsiyet dengesi kurulmasının farkındalık ve kültür değişimi için en doğru adım olduğuna inanıyorum. Önce fırsat eşitliği ve denge sağlamalıyız, sonrasında dönüşüm başlayacaktır.
- Kadınların birbirine rehberlik etmesi ve deneyim paylaşımı sizce kariyer gelişiminde ne kadar belirleyici?
Her şeyin hızla değiştiği, tahammülün azaldığı bir dönemde yaşıyoruz. Kimsenin kimseden bir şey öğrenmeye, sebat etmeye niyeti yok veya olsa da bu gençlerin yetişme şekliyle nasıl olacak diye düşünülürken bence tam tersi asıl bu dönemde en çok bu hızlı içerikleri kaydırarak büyüyen gençlerin rehberliğe ihtiyacı var. Eskiden bir konuyu anlamak için sanki daha çok vaktimiz vardı. Okur üstüne düşünür, araştırmak için raf raf gezerdik, kağıtlara çizerek hesaplamalar yapardık. Bu bileşik deneyimin getirdiği öğrenme ile günümüzdeki hızın arasında büyük bir fark var. Biz teknolojinin hızına yetişmeyi gençlerden, gençler de deneyimle gelen sakinliği, rahatlığı, olgunluğu bizlerden öğrenecek. Rehberlik yalnız gençler ile deneyimliler arasında olmayacak elbette, tanıştığım harika kadınlardan her gün yeni bir şey öğreniyorum. Paylaşmaya, vermeye, yeşertmeye teşnedir kadınlar. Denk geldiğim bir özlü sözde şöyle diyordu; “Deniz feneri gemileri aramaz, fenerin ışığını gören gemiler ona göre kendi rotalarını gözden geçirirler.”
“Türkiye’de kadın liderler artarsa, kendi potansiyelini tam kullanan bir ülke olur”
- İş dünyasında kadın liderlerin sayısının artmasının Türkiye üzerinde nasıl bir etkisi olur?
Sadece sağ elinizi kullanarak ne kadar yük kaldırabilirsiniz? Belki çok güçlüsünüzdür ancak iki elinizi kullandığınız durumdan daha az olacağı kesin. Toplumu neredeyse yarı yarıya oluşturan kadın ve erkek popülasyonunun eşit şartlarda çalışmaması muhakkak ki yarı yarıya bir performans kaybı yaşatacak. Türkiye’de kadın liderler artarsa ne olur? Türkiye kendi potansiyelini tam kullanan bir ülke olur. Ne demişler; “Aynı şeyleri yapmaya devam ederek daha iyi sonuç almayı beklemeyin”. Bırakın kadınlar yönetsin, kendi liderliklerini ortaya koysunlar. Sonunda neler olduğunu, nasıl bir etki yarattığını bilimde, sanatta, iş dünyasında ve sporda görmeye başladığımızı düşünüyorum.
“Medyanın rolü hayatımızda eskisinden daha fazla”
- Kadınların iş dünyasındaki başarılarını görünür kılmak adına medya ve iletişim araçlarının rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Eskiden medyanın reklam amaçlı kullanıldığını düşünür yanıltıcı olabileceğinden endişe ederdim. Özellikle sosyal medyada hızlı tüketilen ve de tutan içeriklerin daha günlük hayata dair veya magazinsel olması iş dünyası ile medyayı ayrıştırmama neden oluyordu. Bu nedenle iş dünyasından haberlerin özellikle sosyal medyada görünür olmasını mantıklı bulmazdım. Artık tam tersine inanıyorum. Günlük hayatta edindiğimiz bilgiler içerik denizinde yakalayabildiklerimizle mümkün oluyor. Medyanın rolü hayatımızda eskisinden de daha fazla. O nedenle kadınların hayatının önemli bir parçası olan iş dünyasının da görünür olması hem birbirimizden haberdar olabilmemiz hem de birbirimize ilham olabilmemiz için çok önemli. Bundan sonra hedefimde iletişim kanallarını ve medyayı daha aktif kullanabilen bir iş kadını olmak var.
“Vazgeçip başka bir şeyi denemeye koyulmaktan korkmadım”
- Genç kadın profesyonellere kariyer yolculuklarının başında vereceğiniz en önemli tavsiye ne olur?
Hevesini kaybetmemek için seni heyecanlandıran her neyse onu yaptığın işin içine katabilirsin. Ne kadar ilgisiz görünse de kendinden bir şeyler kattığın her yer senin içinde yeşerecek. İkincisi; yapamazsın diyenler çok olur, onlara cevap vermek zorunda değilsin ama en güzel cevabı yapınca vereceksin. Asla denemeden bilemezsin. Son olarak yol nereden geçerse geçsin keyiflidir. Bir gün bir kadın “rehberim” bana iş hayatını bir laboratuvar gibi gör, sen çeşitli deneyler yapıyorsun bazen daha iyi tezler ortaya koyabilirsin, bazen yanılabilirsin demişti. O bakış açısı beni rahatlattı, denemekten öğrenmekten, vazgeçip başka bir şeyi denemeye koyulmaktan korkmadım.
