Kadınların iş dünyasında daha görünür, daha etkin ve karar alma mekanizmalarında daha güçlü şekilde yer alması; yalnızca şirket kültürleri açısından değil, ekonomik gelişim ve kurumsal dönüşüm açısından da kritik bir önem taşıyor. Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu, teknoloji ve operasyon yönetimi alanındaki deneyimlerinden yola çıkarak kadın liderliğinin iş dünyasına kattığı değeri ve kariyer yolculuğunda edindiği tecrübeleri değerlendirdi. Kadınların yönetim süreçlerinde daha fazla söz sahibi olması gerektiğine dikkat çeken Akkoyunlu, genç profesyonellere yönelik önemli mesajlar paylaştı.
İş dünyasında değişen yönetim anlayışı, şirketlerin yalnızca finansal başarıya değil; kapsayıcılık, farklı bakış açıları ve sürdürülebilir kurum kültürüne de odaklanmasını zorunlu hale getiriyor. Özellikle kadın liderlerin karar alma süreçlerinde daha etkin rol üstlenmesi, kurumların stratejik bakış açısını güçlendiren önemli unsurlar arasında gösteriliyor. Laykon Bilişim Operasyon Direktörü Alev Akkoyunlu ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; iş dünyasında kadınların karşılaştığı zorlukları ve kadın liderliğinin kurumlara kattığı bakış açılarını ele aldık.
- Öncelikle sizi biraz tanımak isteriz. İçinde bulunduğunuz iş dünyasında kendinizi nasıl tanımlarsınız?
İş dünyasındaki duruşumu tanımlayan en temel iki kavram disiplin ve adalet. 28 yılı geride bıraktığım çalışma hayatımda, ilk günkü motivasyonumu ve istikrarlı disiplinimi korumaya her zaman büyük özen gösterdim. Disiplin benim için sadece çok çalışmak anlamına gelmiyor, aynı zamanda hedeflere kararlılıkla yürümek ve zorluklar karşısında pes etmemek anlamına geliyor. Kendi çalışma pratiğimin yanı sıra yöneticilik anlayışımda da ekip arkadaşlarıma karşı adil olmayı ve bütünlüğü bozmadan şeffaf bir yönetim sergilemeyi en önemli ilkem olarak benimsedim. Bir liderin ekibine verebileceği en büyük güvenin adil bir çalışma ortamı sağlamak olduğuna inanıyorum. Başarı ancak adaletli ve birbirine güvenen bir ekiple sürdürülebilir hale geliyor.
- Kariyer yolculuğunuzda sizi en çok şekillendiren deneyim ne oldu?
Kariyerimde kırılma noktası diyebileceğim en önemli deneyim, salt teknik uzmanlığın ve güçlü bir altyapının tek başına hedefe ulaşmada eksik kaldığını fark ettiğim dönemdi. Bilişim sektöründe harika bir teknik çözüm sunabilirsiniz ancak bunu müşterinin diline, operasyonel ihtiyacına ve taşıdığı iş riskine tercüme edemediğinizde o çözüm karşılık bulmuyor. Geçmişte sunduğumuz çok yetkin bir teknik projenin, müşterinin gerçek dünyasındaki ihtiyacını tam olarak yansıtamadığımız için ilerleyememesi bana çok büyük bir ders olmuştu. Bu tecrübe iletişimin, derinlemesine ihtiyaç analizinin ve güven inşasının en az teknik bilgi kadar kritik olduğunu öğretti. Masanın karşı tarafına geçip onların gözünden bakabilmek, teknik bir dili iş diline çevirebilmek bir profesyonelin en güçlü kaslarından biridir. O günden bu yana odak noktam sadece bir ürün veya teknoloji anlatmaktan ziyade karşımdaki kurumun problemini gerçekten anlamak ve onlara somut değer katmak oldu.
“Üst yönetim söz konusu olduğunda hala kat etmemiz gereken uzun bir mesafe olduğunu düşünüyorum”
- Üst yönetim ve karar alma mekanizmalarında kadın temsili konusunda Türkiye’yi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de iş dünyasında kadın temsili konusunda sevindirici bir ilerleme olduğunu gözlemliyorum ancak üst yönetim ve C-level pozisyonlar söz konusu olduğunda hala kat etmemiz gereken uzun bir mesafe olduğunu düşünüyorum. Stratejik karar alma mekanizmalarında kadın liderlerin varlığı, kurumlara yalnızca çeşitlilik sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda kurum kültürüne ve finansal iş sonuçlarına çok önemli katkılar sunuyor. Günümüzün karmaşık iş dünyasında olaylara farklı pencerelerden bakabilmek ve riskleri önceden sezebilmek büyük önem taşıyor. Kadınların doğasında var olan çok yönlü düşünme kapasitesinin, detayları kaçırmadan büyük resmi görebilme becerisinin ve kriz anlarında soğukkanlılığı koruyan analitik liderlik reflekslerinin, şirket yönetimlerine eşsiz bir vizyon kattığına inanıyorum. Bu özelliklerin karar masalarında daha fazla yer bulması şirketlerin dayanıklılığını doğrudan artırıyor.
“Kadınların, kurumların geleceğini tayin eden karar masalarında, gerçek anlamda söz sahibi olmasını sağlamalıyız”
İş dünyasında cinsiyet eşitliği adına yapılması gereken en acil 3 şey sizce nedir?
Birincisi; işe alımdan terfi süreçlerine kadar her aşamada liyakat odaklı ve eşit kariyer fırsatlarının sunulması. İkincisi; yönetim ve karar mekanizmalarında çok daha güçlü bir kadın temsilinin sağlanması. Üçüncüsü ise bu eşitliği kağıt üzerinde bırakmayıp tüm şirkete yayan, içselleştirilmiş kapsayıcı bir şirket kültürünün inşa edilmesi. Kalıcı ve samimi bir eşitlik, kadın istihdam oranlarını artırmanın çok daha ötesine geçmeyi gerektiriyor. Rakamları tutturmak uğruna yapılan vitrin düzenlemeleri yerine, kadınların kurumların geleceğini tayin eden karar masalarında gerçek anlamda söz sahibi olmasını sağlamalıyız.
- İş dünyasında kadın liderlerin sayısının artmasının Türkiye üzerinde nasıl bir etkisi olur?
Kadın liderlerin sayısının artmasını yalnızca bir çeşitlilik veya kota metriği olarak görmemek gerekiyor. Karar mekanizmalarında kadınların etkin olduğu kurumlarda inovasyon kültürünün geliştiğini, çalışan bağlılığının arttığını ve stratejik karar kalitesinin çok daha yüksek olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Farklı bakış açılarının bir araya geldiği yönetim kurulları, krizlere karşı çok daha dirençli ve yeniliklere açık hale geliyor. Mikro ölçekte kurumlara sağlanan bu eşsiz katma değer, makro ölçekte Türkiye’nin ekonomik büyümesine, kurumsal gelişimine ve global arenadaki rekabet gücüne doğrudan olumlu yansıyacağına inanıyorum. Kadınların liderlik pozisyonlarına yoğun katılımı ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasında en büyük itici güç olacaktır.
“Medyanın bu alandaki gücü tartışılmaz bir gerçek”
- Kadınların iş dünyasındaki başarılarını görünür kılmak adına medya ve iletişim araçlarının rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Medyanın ve iletişim platformlarının bu alandaki gücü tartışılmaz bir gerçek. Başarılı kadınların, aştıkları engellerin ve yarattıkları değerin medyada doğru bir şekilde görünür kılınması toplumda çok güçlü bir rol model etkisi oluşturuyor. Özellikle kariyerinin başındaki genç kadınlar, kendi sektörlerinde başarmış ve zirveye çıkmış kadınları gördükçe kendi hedeflerine olan inançlarını pekiştiriyor. Ancak burada sadece ulaşılan son başarıyı anlatmaktan öte, o başarıya giden dikenli yolların ve verilen mücadelelerin de dürüstçe aktarılması gerekiyor. Medyadaki doğru ve ilham verici kadın temsilinin, iş dünyasındaki toplumsal dönüşümü hızlandıran en önemli araçlardan biri olduğuna inanıyorum.
“Sabırlı olun, kendinize inanın ve istikrarla üretmeye devam edin”
- Genç kadın profesyonellere kariyer yolculuklarının başında vereceğiniz en önemli tavsiye ne olur?
Yolun başındaki tüm hemcinslerime verebileceğim en net tavsiye şu; asla pes etmeyin! Gözlemlediğim kadarıyla bizim jenerasyonumuzdan sonra gelen yeni nesil, bilgiye çok hızlı ulaşmaya alışkın olduğu için iş hayatında da aynı hızı bekleyerek zaman zaman sabırsız davranabiliyor. Oysa kalıcı başarı, sağlam atılmış adımların ve istikrarlı çalışmanın bir sonucudur. Karşılaştığınız engelleri aşılmaz birer duvar olarak görmek yerine, sizi yukarı taşıyacak birer basamak olarak kabul edin. Şunu asla unutmayın, ilmek ilmek emek verilerek elde edilen başarının verdiği haz, kolay ulaşılan hiçbir şeyle kıyaslanamaz. İş hayatı inişleri ve çıkışları olan uzun bir maraton. Sabırlı olun, kendinize inanın ve istikrarla üretmeye devam edin.
“Birbirimizi desteklediğimiz sürece iş dünyasındaki varlığımızı çok daha güçlü bir noktaya taşıyabiliriz”
- Kadınların birbirine rehberlik etmesi ve deneyim paylaşımı sizce kariyer gelişiminde ne kadar belirleyici?
Deneyim paylaşımının kariyer yolculuğunu hızlandıran ve kolaylaştıran en önemli unsurlardan biri olduğunu düşünüyorum. Yaşanmış tecrübelerin, karşılaşılan zorluklarla başa çıkma stratejilerinin ve çözüm odaklı yaklaşımların kadınlar arasında paylaşılması muazzam bir sinerji sağlıyor. 28 yıllık çalışma hayatım boyunca edindiğim tecrübeleri, hemcinsim olan birçok çalışma arkadaşımla paylaşarak onlara mentorluk etmeye büyük özen gösterdim. Her yeni neslin aynı zorlukları sıfırdan yaşayarak zaman kaybetmesine, tabiri caizse Amerika’yı yeniden keşfetmesine hiç gerek yok. Kendi düştüğümüz hataları ve kriz yönetimi stratejilerimizi aktarmak, genç profesyonellerin çok daha sağlam adımlarla ilerlemesini sağlıyor. Birbirimizi desteklediğimiz sürece iş dünyasındaki varlığımızı hep birlikte çok daha güçlü bir noktaya taşıyabiliriz.

