Çetin Ünsalan – Gazeteci / [email protected];

Herkesin dijitalleşmeden ve otonom ürünlerden bahsettiği bir çağda, mesleklerin kaybolacağı gibi magazinel tartışmalar yürütülürken, akılların karıştığını biliyorum. Fakat şunu unutmamak gerekir ki; dünyanın en önemli teknolojisini de üretseniz, ondan bir ürün ortaya çıkaracak olan yine bir makinedir. Yani makinelerin devri geçmeyecek.

Sadece makinelerin günün şartlarına uygun özellikler taşıyıp taşımadığıyla ilgili soruların gündeme geldiği ve makine üretenlerin kaderini belirlediği bir fotoğrafla karşı karşıyayız. Burada akıllanan makinelerden söz ediyoruz; ama aslında ona akıl katacak olan üretenin yaklaşımı ve vizyonudur.

Artık bir makinenin verimliliğinden veri takibi özelliğine, iş sağlığı ve güvenliği noktasında sunduğu şartlardan sürdürülebilir üretimlere olan katkısına, hatta görevini tamamladığındaki atık yönetimine kadar tüm koşulları dikkate alarak meseleye yaklaşmak gerekiyor.

Bunu, şu an yaşanan ekonomik koşullar altında çok lüks bulabilirsiniz. Fakat inanın bana rakipler bir yandan ekonomik ya da rekabete ilişkin sorunlarla boğuşurken, öte yandan da geleceğin ekonomisinde pozisyon almak için derslerini çalışıyorlar.

Her şeyi kendinizin yapmadığı, iş birliklerinin paylaşım ekonomisi bakış açısıyla gerçekleştirildiği seçenekleri, “hepsi benim olsun” bakış açısı yerine “birlikte ne yapabiliriz?” düşüncesinin hakim olduğu yönetim tarzlarını gündeme almak durumundasınız.

Akıllanan makinelerin siber güvenlik ve veri ilişkisini üretim aşamalarında kaçınılmaz prosesler olarak görmek de, yeni üretilecek mamullerin hangi gereksinimleri gündeme getireceğini araştırmak da yönetim kurullarının işidir.

Lütfen artık icracı olması için çalıştığınız profesyonellere günlük işleyişleri devredin ve işletmelerinizin yarın hangi noktada olmasını istediğinize karar vererek, şirketleri gerçekten yönetecek bakış açılarını tartışın.

Üretim coğrafyaya bağlı olmadığını ve herkesin yeniden pozisyon aldığını dikkate alarak aslında yarının üretilecek mamullerini de bunları üretecek makineleri de milyonlarca dolar Ar-Ge harcamalarıyla iş planınıza almanız gerekmiyor.

Dünyanın hızla doğadan ilham alarak geliştirdiği teknolojilerin, patente konu çıktıların ve endüstriyel olarak hayatımıza giren gelişmelerin artık maliyeti eskisinden çok daha düşük. ABD’de biyoinovasyon konusuna yatkınlıkla, doğadan ilham alarak üretilen çözümlerin bugün milyonlarca dolarlık startup yatırımlarının adresi olduğunu görmek gerekiyor.

Tümü açık kaynak olarak internette bulunabilecek bu biyoilham, biyoinovasyon ya da biyomimetik olarak adlandırılan çalışmaların herkesin bilgisine sunulduğunu unutmadan        “Benim işimden hangi gelişmelere yapabilir” sorusunun bile yanıtının yapay zeka ile önünüze geldiği, elbette ardından bu ham verinin, sizin tecrübelerinizle yeniliklere imza atacak işlere gebe olduğunu görmek gerekiyor.

Bunun için de öncelikle bakış açısını değiştirmek, doğru soruları sormak, teknokentlerde startuplarla ilişki içinde bir yapı kurarak partner üniversitelerle süreç götürmek, sizi bambaşka bir noktaya taşıma ihtimalini önünüze koyuyor.

Tekrar altını çizeyim. Bugün yapay zekadan inovatif ürünlere kadar ürünün kendisi de, üretim tarzı da, çıktısı da farklılaşıyor. Belki de bu süreç içinde oyunun dışında kalanlar olacaktır. Ama bir kez daha belirtmek isterim ki;  her şartta üretim makine ile olacaktır.

Peki şimdi sorun kendinize; Benim ürettiğim makine, gelecekteki üretimleri yapacak makinelere uygun mu? Tercihiniz hem firmanızı hem ürünlerinizi hem de yarınınızı farklılaştıracaktır. Unutmayın akıllansa da üretimin anahtarı halen bir makine. Neden o makineyi üreten siz olmayasınız?