Türk mobilya sektörü üretim anlayışı, tasarıma dayalı vizyonu ve markalaşma stratejileriyle küresel pazarda konumunu güçlendirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Orta Anadolu Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Tahsin Ata, sektörün geleceğini şekillendiren başlıkları değerlendirerek, maliyet baskıları karşısında verimlilik arayışını, dijitalleşmenin getirdiği fırsatları ve genç kuşak tasarımcıların yenilikçi katkılarını ele aldı.
Mobilya sektöründe artan rekabet, değişen tüketici eğilimleri ve dalgalı pazar koşullarına rağmen Türkiye, güçlü üretim altyapısı ve tasarıma verdiği önem sayesinde ihracatta istikrarlı bir yol izliyor. 2025’in ilk 7 ayında 4,5 milyar dolara ulaşan ihracat, sektörün dayanıklılığını ve dönüşüm kapasitesini ortaya koydu. Biz de bu tabloyu ve geleceğe dair beklentileri, Orta Anadolu Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Tahsin Ata ile ele aldık. Tasarım, markalaşma, sürdürülebilirlik ve genç tasarımcıların rolü üzerinden sektörün yol haritasını değerlendiren Tahsin Ata; “Genç yeteneklerin sektöre katılımı, fonksiyonellik, ergonomi ve çevre dostu malzeme kullanımını artırarak sektörün yenilikçi ürün üretme kapasitesini ve katma değerini yükseltecek, Türkiye’nin küresel pazarda daha kalıcı bir yer edinmesine katkı sağlayacak” dedi.
- Türkiye mobilya sektörünün son dönemdeki ihracat performansını nasıl özetlersiniz? Hangi ürün grupları öne çıkıyor ve hangi pazarlarda büyüme dikkat çekiyor?
Türkiye’nin mobilya ihracatı 2025 yılının ilk 7 ayında yüzde 0,2 artışla 4,5 milyar dolar olarak gerçekleşti. Küresel ticaretin özellikle gümrük tarifeleri belirsizliğinden ötürü yoğun şekilde etkilendiği bu dönemde, sektörümüzün dış ticaret performansı temkinli ama dayanıklı bir tablo çizdi. Sınırlı da olsa bu artışta, global belirsizliklere rağmen ihracatçılarımızın özellikle orta ve üst segment tasarım odaklı ürünlere yönelimi etkili oldu. İhraç kalemleri olarak özellikle ahşap mobilya, ofis ve otel mobilyaları ile mutfak mobilyaları öne çıkarken, fonksiyonel ve modüler tasarımların yanı sıra, lüks segmentteki özel üretimler de dış pazarda artan talep ile dikkat çekti.
“Kalite odaklı üretim anlayışı ile öne çıkan bir sektörüz”
- Sektörünüzü küresel pazarda farklı kılan unsurlar nelerdir, özellikle üretim altyapısı rekabet avantajına nasıl katkı sağlıyor?
Biz dünyada kalite odaklı üretim anlayışı ile öne çıkan bir sektörüz. İhracatçı firmalarımız, esnek üretim kapasiteleri ve hızlı ürün yenileme yetenekleri sayesinde müşteri taleplerine etkin yanıt verebiliyor. Kümelenme ve organize sanayi bölgeleri, firmaların ortak hammadde kullanımı ve lojistik altyapı paylaşımı gibi iş birlikleri sektörümüzün rekabetçiliğini koruyabilmesini sağlıyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin global pazarda birlikte hareket edebilmeleri de ihracat hacmi ve marka görünürlüğünü yükseltiyor. Endüstriyel tasarım, kullanıcı deneyimi ve ergonomi alanlarındaki yetkinlikler, dijital tasarım ve üretim teknolojileri ile desteklendiğinde ürün yenileme hızımızı ve rekabet avantajımızı güçlendiriyor. Bu da üretim hacmimizin yanında, bize tasarım odaklı ve katma değerli çözümlerle küresel pazarda belirgin bir konum sağlıyor.
- Tasarım ve markalaşma süreçleri, küresel pazardaki rekabet gücünüzü nasıl etkiliyor?
Rekabet stratejimizin merkezinde tasarım ve markalaşma anlayışımız var. İhracatçı firmalarımız bu iki alanı da öncelikli görüyor ve küresel pazarda farklılaşmanın temel aracı olarak değerlendiriyor. Tasarım, ürünlerin estetik ve işlevsellik açısından öne çıkmasını sağlarken, markalaşma bilinirlik ve güven unsurunu güçlendiriyor. Bunlar, firmaların uluslararası pazarlarda görünürlüğünü de artıran unsurlar. Markalarımız fuar katılımları, dijital pazarlama ve distribütör ağlarını bu stratejiyi desteklemek için kullanıyor. Son yıllarda önemi daha da iyi anlaşılan çeşitli tasarım ödülleri ve sertifikasyonlar da sektörün uluslararası alandaki prestijini güçlendiriyor. Bizim için yüksek teknoloji ve sürdürülebilir üretim, özellikle de tasarım yetkinliği, küresel pazarlarda fark yaratmanın ön koşulu. Bugün Avrupa’da MDF levha üretiminde birinci, yonga levhada ise üçüncü sırada yer alan Türkiye’nin üretim altyapısı ne kadar güçlü olursa olsun, tasarıma yeterince yatırım yapılmadığı takdirde, sektörümüzün değer zincirinde hak ettiği noktaya ulaşamayacağının farkındayız. Tasarımı anlayışını Türkiye’de üretim yapan mobilyacıların küresel marka algısını pekiştiren, ürünlerimizin katma değerini artırarak ihracatımıza yön veren temel unsur olarak görüyoruz.
“Hammadde tedarikinde çeşitlilik ve enerji verimliliği yatırımları, maliyet yönetiminde temel araçlar”
n Son dönemde artan maliyet artışları ve verimlilik ihtiyacı ile dijitalleşme ve lojistik koşullar, Türk mobilya sektörünü nasıl şekillendiriyor; sürdürülebilirlik odaklı üretim bu sürece nasıl katkı sağlıyor?
Mobilya sektöründe faaliyet gösteren işletmeler başta insan kaynağı olmak üzere üretimde artan maliyet baskılarına, üretim süreçlerinde verimlilik ve teknoloji kullanımını artırarak yanıt veriyor. Hammadde tedarikinde çeşitlilik ve enerji verimliliği yatırımları, maliyet yönetiminde temel araçlar. Bunun yanı sıra ihracatta lojistik ve dijitalleşme faktörleri de belirleyici. Türkiye’nin stratejik konumu ve güçlü kara-deniz bağlantıları navlun dalgalanmalarına rağmen esneklik sağlarken, tedarik zincirinde dijitalleşme stok ve teslimat yönetiminde etkinliği artırarak ihracatçı firmalara avantaj sunuyor. Sürdürülebilir üretim ise bu noktada sektörün uzun vadeli rekabet gücünü destekleyen bir diğer unsur. Geri dönüştürülebilir malzemeler, uluslararası sertifikalı ürünler ve enerji verimli üretim süreçleri özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarında talep görüyor. Aynı zamanda tasarım odaklı üretim, modern, fonksiyonel ve katma değerli ürünlerle hem iç hem de dış pazarda müşteri bağlılığını ve marka değerini güçlendiriyor. Bu bütünleşik yaklaşım, Türk mobilyasının rekabet gücünü artıran ve geleceğe hazırlayan temel dinamikleri oluşturuyor.
- 16. Ulusal Mobilya Tasarım Yarışması’nın amacı nedir? Sektörün uluslararası rekabet gücüne katkısını nasıl değerlendirirsiniz?
Ticaret Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde, TİM iş birliği ve OMKO organizatörlüğüyle hayata geçirdiğimiz 16. Ulusal Mobilya Tasarım Yarışması, genç tasarımcıların yaratıcı potansiyelini ortaya çıkararak mobilya sektörünü uluslararası alanda güçlendirmeyi hedefliyor. “Design for Export” sloganıyla yürütülen yarışma, yenilikçi ve özgün tasarımları teşvik ederken, sektörün küresel pazarlarda rekabet edebilmesi için stratejik bir platform sağlıyor. Bu yıl 1.096 tasarımın katıldığı yarışmada kazananlar, 24 Eylül 2025’te ödüllendirilecek ve toplam 977 bin 500 TL’lik ödül ile desteklenecek. Devlet desteği sayesinde kazananlar yurt dışında eğitim fırsatına erişerek uluslararası deneyim kazanacak. Genç yeteneklerin sektöre katılımı, fonksiyonellik, ergonomi ve çevre dostu malzeme kullanımını artırarak sektörün yenilikçi ürün üretme kapasitesini ve katma değerini yükseltecek, Türkiye’nin küresel pazarda daha kalıcı bir yer edinmesine katkı sağlayacak.
“Tasarımda yetenekli, gençlerin sayısının artması, mobilya ihracatının katma değerini yükseltiyor”
- Türkiye mobilya sektöründe genç tasarımcıların rolü ve tasarım kültürünün yaygınlaştırılmasının önemi nedir?
Türkiye mobilya sektöründe genç tasarımcılar, yalnızca yaratıcı ürünler üretmekle kalmıyor aynı zamanda sektörün dönüşümüne yön verecek kavramsal çerçeveler de sunuyor. Fonksiyonellik, ergonomi, çevre dostu malzemeler ve dijital entegrasyon gibi parametreler artık gençlerin projelerinde de kendini gösteriyor. Bu durum, tasarım kültürünü geniş bir tabana yayabildiğimiz ölçüde küresel pazarlarda kalıcı bir yer edinme şansımızın arttığını ortaya koyuyor. Bugüne kadar yurt dışı eğitimlerle deneyim kazanmış yaklaşık 300 tasarımcı, sektöre yenilik ve bilgi birikimi sağladı. Türkiye genelinde tasarım altyapısına sahip yetenekli gençlerin sayısının artması, sektörün ufkunu açıyor ve mobilya ihracatının katma değerini yükseltiyor. Böylece sektör, yenilikçi tasarımlarla global rekabet gücünü güçlendiren bir yapı kazanıyor.

