Çetin Ünsalan – Gazeteci / [email protected]
Önümüzdeki sene de, bu yıl olduğu gibi finans yönetimi ve bilhassa nakdi doğru kurgulama reel sektörün bir numaralı gündemi haline gelmeye devam edecek. Bu kapsamda finans ihtiyacını giderirken kredi olanağı bulunsa bile, mutlaka ‘değer mi’ sorusunun yanıtını aramak gerektiğini hatırlatmak isterim.
Çünkü bazen çok maliyetli bir para, yokluğundan daha çok zarar verir. Hem finansman dengelerini bozar, hem de ödeme zorunluluğu nedeniyle nakit akışındaki bozulmaların kapısını aralayabilir.
Uzmanlar, nakit yönetimiyle ilgili stratejilerin ve kontrollerin günlük baza kadar inmesi gereğine işaret ediyorlar. Ama olanın ya da olmayanın yönetimi, şayet gerekli doğru yaklaşımları gösterdiğinizde mümkün hale gelebiliyor.
Fakat bu meselenin içinde çok da konuşulmayan bir boyut var. Nakdin elde edilmesi, tahsilât yönetiminin doğru yapılması elbette firmaların likit darboğazlardan korunmasının yoludur. Lakin piyasada gördüğümüz, çok konuşulmayan ve aslında en az nakitsizlik kadar büyük hasarlar veren başka bir yan daha var.
Nakde ulaşan firmalar, bunun öneminin de farkında olarak ‘her ihtimale karşı’ söyleminin gölgesinde ya da ‘para cebinde dursun, başım ağrımasın’ kaygısıyla bu kez de nakitte kalmanın yollarını arayıp, bu çerçevede de ödemelerini ya da aslında kurguyu rahatlatacak yatırımlarını öteliyorlar.
Paranın bir maliyeti olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat bu maliyet genellikle yokluğunda ya da finansman kullanma aşamalarında akla geliyor. Oysa paranın kasada yatmasının yani stoklanmasının da ciddi riskleri var.
Başka telafisi güç piyasa kredibilitesi olmak üzere, ödemeler zincirinde donuk pozisyon almak, işin sürdürülebilirliği açısından büyük problemlere neden olabilir. Oysa burada dikkat edilmesi gereken tahsilâtı yapıp, ödemeleri erteleyen, bu haliyle de nakitte kalmayı başaran firma olmak değildir.
Nakit yönetiminin iş akışının kesintiye uğramaması için yönetilmesi gereken bir başlık olduğunu hatırdan çıkarmamak lazım. Yani nakit, tutularak yönetilmez. Duran paranın da bir maliyeti vardır ve ötelediklerinizin maddi, manevi önünüze getirdiği maliyetleri, paraya ulaşım maliyetinden çok daha yüksek olabilir.
Bu nedenle nakit yönetimi kadar, tedarikçilerinizle, çalışanlarınızla ya da hizmet verdiğiniz firmalarla, yani dağıtım kanalı içindeki zincirdeki pozisyonunuzu korumak daha kritik bir başlıktır.
Çoğu zaman finans kuruluşlarının size tanımadığı imkânı sektörünüz verir. Siz nakitte kalıp, ödemelerinizi ötelediğinizde, aslında çok daha büyük bir kredilendirilme olanağındaki potansiyelinizden yiyorsunuz demektir.
Elbette meselenin duran paranın erimesi, kasayı beklerken değersizleşmesi gibi iktisadi tarafları da var. Ama onu zaten uzmanlar tüm yönleriyle sizlerle paylaşıyor. Benim dikkat çekmek istediğim husus, finansmana sıkışmamak için, doğru nakit yönetimi yaparken, giderlerinizi rahatlatacak verimlilik odaklı yatırımlardan vazgeçmenizin ve de piyasa ödemelerini aksatmalarınızın en az nakit sıkışıklığı kadar, ama işin içine kredibilite girdiği için ondan daha maliyetli sonuçlar çıkarması riskidir. Bunu göze almayın.

