Dış pazarlardaki gelişmeler, değişen tüketici beklentileri ve artan maliyet baskısı, mobilya sektörünün gündemini belirlemeye devam ediyor. Exit Mobilya Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Murat Gezginci, 2026 yılının ilk yarısının, ekonomik belirsizlikler ve pazarlardaki daralma nedeniyle beklentilerinin altında kaldığını belirterek; “Üretim gücünü koruyan, değişime uyum sağlayan ve ilkelerine bağlı kalan firmalar için yeni fırsatların ortaya çıkacağına inanıyoruz” dedi.

Dış mekan mobilyaları, değişen yaşam alışkanlıkları, tasarım trendleri ve ihracat odaklı büyüme stratejileriyle mobilya sektörünün en dinamik alanlarından biri olmayı sürdürüyor. Küresel riskler, ekonomik belirsizlikler, daralan pazarlar ve değişen tüketici beklentileri ise sektörde faaliyet gösteren firmaların üretimden fiyatlandırmaya, yatırımdan ihracata kadar birçok alanda daha dikkatli adımlar atmasını gerekli kılıyor. AİMSAD Dergisi olarak mobilya röportajları serimiz kapsamında Exit Mobilya Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Murat Gezginci ile bir araya geldik. Gezginci, 2026 yılının ilk yarısına ilişkin sektör değerlendirmelerini, yılın ikinci yarısına yönelik beklentilerini, dış mekan mobilyalarında öne çıkan ihracat pazarlarını ve küresel rekabet ortamını anlattı. Tüketici tercihlerindeki değişimin tasarım ve üretim süreçlerine etkilerine de değinen Gezginci, yeni trendlerden, Türkiye’nin küresel pazardaki güçlü ve zayıf yönlerine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

  • 2026 yılının ilk yarısını nasıl değerlendirirsiniz? Yılın ikinci yarısına ilişkin beklentileriniz nelerdir?

Maalesef 2026 yılının ilk yarısı, özellikle küresel riskler, ekonomik belirsizlikler ve pazarlardaki daralma nedeniyle beklentilerimizin altında kaldı. Buna rağmen vizyonumuzdan ve kalite anlayışımızdan taviz vermeden, daha verimli ve güçlü bir üretim yapısı oluşturmak için yatırımlarımıza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde piyasa koşullarının daha dengeli bir yapıya kavuşmasını bekliyoruz. 2026’nın ikinci yarısında ve sonrasında, üretim gücünü koruyan, değişime uyum sağlayan ve ilkelerine bağlı kalan firmalar için yeni fırsatların ortaya çıkacağına inanıyoruz.

“İhracat pazarlarımızı Körfez ülkeleri ve Balkan coğrafyası üzerine şekillendirmiş durumdayız”
  • Türk mobilya sektörünün ihracatında öne çıkan pazarlar hangileridir? 2026’da öne çıkmasını beklediğiniz yeni ülkeler var mı?

Biz dış mekan mobilya üreticisi olarak ihracat pazarlarımızı ağırlıklı olarak Körfez ülkeleri ve Balkan coğrafyası üzerine şekillendirmiş durumdayız. Özellikle Körfez Bölgesi’ndeki savaş geriliminin sona ermesiyle birlikte Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nde yatırımların yeniden hız kazanacağını düşünüyoruz. Bu pazarlarda devam eden konut ve ticari alan projelerinin dış mekan mobilyalarına olan talebi desteklemesini bekliyoruz. Balkan ülkelerinde ise yakınlık, lojistik avantajı ve Türk ürünlerine yönelik ilginin ihracatçılarımız açısından önemli fırsatlar sunduğuna inanıyoruz.

“Türkiye’nin en önemli avantajları; coğrafi konumu ve genç nüfusu”
  • Küresel ölçekte dış mekan mobilyaları segmentinde en güçlü oyuncular hangi ülkelerdir? Türkiye’nin bu ülkeler karşısındaki güçlü ve zayıf yönleri nelerdir?

Tasarım açısından İtalya, sahip olduğu köklü birikim ve güçlü marka algısıyla her zaman sektörün öncü ülkelerinden biri oldu. Üretim kapasitesi, ölçek ve maliyet avantajı bakımından ise Çin açık ara lider konumda. Türkiye’nin en önemli avantajları; coğrafi konumu ve genç nüfusu. Ancak Özellikle Çin hükümetinin ihracatçılarına sağladığı destekler bizim fiyat tutturmamızda ciddi bir handikap oluşturuyor.

  • 2026’nın geri kalanında dış mekan mobilyalarında hangi trendler öne çıkacak?

Bu yıl özellikle örgülü modellerin tüketiciler tarafından yoğun ilgi gördüğünü gözlemliyoruz. Doğal ve sıcak bir görünüm sunan bu tasarımların, yılın ikinci yarısında da dış mekan mobilyalarında öne çıkmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

  • Türk ağaç işleme makinelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’deki ağaç işleme makine sektörünün son yıllarda ürün kalitesi ve teknik yeterlilik açısından önemli bir gelişim gösterdiğini düşünüyoruz. Pazarda ithal makinelerin ağırlığı devam etse de yerli üreticilerin giderek daha güçlü bir konuma geldiğini gözlemliyoruz. Yerli makinelerin kalite ve teknik yeterlilik açısından gelişimini sürdürmesi, sektörün geleceği adına olumlu bir tablo ortaya koyuyor.

  • Tüketici beklentileri son yıllarda nasıl değişti? Firma olarak bu değişimi tasarım ve üretim süreçlerinize nasıl yansıtıyorsunuz?

Tüketici beklentileri mevcut ekonomik konjonktür nedeniyle son dönemde büyük ölçüde fiyat odaklı hale geldi. Bu koşullara uyum sağlayabilmek için üretim süreçlerimizde sürekli maliyet iyileştirmeleri yapmaya ve verimliliği artırmaya çalışıyoruz. Ancak finansman imkanlarının sınırlı olması hem yatırım kararlarımızı hem de rekabetçi fiyat sunma kabiliyetimizi olumsuz etkiliyor.