Ana Sayfa Özel Röportajlar “AB ile ticaret yapan her büyüklükteki Türk şirketi bu dönüşümden hemen etkilenecek”

“AB ile ticaret yapan her büyüklükteki Türk şirketi bu dönüşümden hemen etkilenecek”

66

ABD Enerji ve Çevre Bakanlığı Kıdemli Ekonomisti, Öğretim Üyesi, Jove Global Sürdürülebilir Yatırım Şirketi Kurucu Danışmanı Olivia Manzagol, AB Yeşil Mutabakatı çerçevesinde Türk sanayicileri bekleyen değişimleri dergimize değerlendirdi.

 AB Yeşil Mutabakatı hem ülkemiz de hem de tüm dünyada sanayiyi baştan kurgulayacak. Bildiğimiz sistemler, iş yapış şekilleri, üretim ağları rafa kalkacak, yeşile saygılı, karbon ayak izinin dikkatle izleneceği yeni bir sistem uygulanmaya konulacak. Bu süreçte Türk sanayicisini zorlu bir sınav bekliyor olacak. Bu değişime ayak uydurmayanların oyun dışı kalacağı şimdiden net bir şekilde ortaya konuluyor. AB Yeşil Mutabakatının neleri amaçladığını, Türk sanayicisinin neler yapmakla yükümlü olduğunu konuştuğumuz, ABD Enerji ve Çevre Bakanlığı Kıdemli Ekonomisti, Öğretim Üyesi, Jove Global Sürdürülebilir Yatırım Şirketi Kurucu Danışmanı Olivia Manzagol; “Yeşil Mutabakat kapsamındaki bu dönüşüm sadece AB’yi değil, Türkiye dahil Avrupa’nın paydaşlarını ve iş ortaklarını da etkileyecektir. AB ile ticaret yapan her büyüklükteki Türk şirketi, Yeşil Mutabakatın getirdiği düzenlemelerden ve dönüşümden hemen etkilenecektir. Tehditlerin fırsata dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği, farkındalığımızın artırılmasına, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşümün bir an önce şirketlerin stratejilerine ve risk yönetimine entegre edilmesine bağlıdır” diye konuştu.

  • AB Yeşil Mutabakatı çerçevesinde gelecek yıllarda nasıl bir dünya dizayn edilmesi planlanıyor?

2019 yılı sonunda sunulan AB Yeşil Mutabakatının hedefi, AB’nin 2050 yılına kadar iklim açısından sıfır karbon atıklı ilk kıta olması ve bunun sonucunda daha temiz bir çevre, daha uygun fiyatlı enerji, daha akıllı ulaşım, yeni iş istihdamları ve genel olarak daha iyi bir yaşam kalitesi sağlamaktır. AB Yeşil Mutabakatını kolaylaştırmak için yürürlükte olan ve an itibariyle toplam 1,5 trilyon avroyu aşan bir dizi finansman mekanizması bulunmaktadır. Bu dizayndaki konular genel olarak; iklim eylemi, temiz enerji, sürdürülebilir endüstri, binalar ve tadilatlar, sürdürülebilir ulaşım, kirliliği ortadan kaldırmak, sürdürülebilir tarım, biyo çeşitliliğin korunması, araştırma, geliştirme ve karbon kaçağından kaynaklanan haksız rekabetin önlenmesi üzerinedir.

“Yeşil dönüşüm bir an önce şirketlerin stratejilerine entegre edilmeli”

  • AB ile ilişkileri devam eden Türkiye’nin, Yeşil Mutabakat kapsamında en fazla hangi alanlarda değişime gitmesi bekleniyor?

Yeşil Mutabakat kapsamındaki bu dönüşüm sadece AB’yi değil, Türkiye dahil Avrupa’nın paydaşlarını ve iş ortaklarını da etkileyecektir. AB ile ticaret yapan her büyüklükteki Türk şirketi, Yeşil Mutabakatın getirdiği düzenlemelerden ve dönüşümden hemen etkilenecektir. Tehditlerin fırsata dönüştürülüp dönüştürülemeyeceği, farkındalığımızın artırılmasına, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşümün bir an önce şirketlerin stratejilerine ve risk yönetimine entegre edilmesine bağlıdır. Özellikle, karbon kaçağından kaynaklanan haksız rekabetin önlenmesi adı altında AB şirketlerinin tedarik zincirinde yer alan Türk şirketlerinin faaliyetlerini sürdürülebilir ve yeşil işletmelere uyarlamaları istenecektir. Yeşil Mutabakat ile ürünlerin karbon ayak izi, üretimi ve nakliyesi için kullanılan tüm malzemeler karbon ayak izi dikkate alınarak değerlendirilecek, aksi takdirde karbon vergisi, finansmana sınırlı erişim, yatırımcıları çekmek için sınırlı olanaklar gibi sorunlarla karşı karşıya kalacaklardır. Bunun dışında çalışan hakları, sosyal düzenlemeler ve yönetim eşitliği konuları da uyum için değişime girecek konular.

“Türkiye AB ile iş birliğine hazır olmalı”

  • Mutabakatın şartlarının gerçekleştirilmesi kapsamında devletin nasıl bir yol izlemesi gerekiyor?

Türkiye burada iklim ve çevreyi korumakta üzerine düşeni yapacağını belirtip, görüş farklılıklarını ifade ederken dürüst olmalı ama aynı zamanda iş birliğine ve ülkenin çıkarlarını güvence altına almaya da hazır olmalıdır. Daha sürdürülebilir, verimli ve yeşil bir ekonomiye doğru yol almak için ülkenin şu andaki şartları ele alınmalı ve uygun, gerçekçi, bilim tabanlı hedefler belirlenmeli, bu hedefleri ekonomik ve sosyal paketlerle desteklemelidir. AB ile yoğun, net bir iletişimde olması avantajlı olur.

“Bu dönüşüme en hızlı Kuzey Avrupa ülkeleri ayak uyduracak”

  • En hızlı dönüşümün hangi ülkeler tarafından gerçekleştirilmesi ön görülüyor?

BM ve AB raporlarına göre; Kuzey Avrupa ülkeleri bu dönüşüme en fazla ayak uydurup hedeflerine yaklaşanlardan. European Green Deal Barometer adlı araştırma merkezleri ağı tarafından hazırlanan bir rapora göre; AB’nin genel olarak belirlenen hedeflere ulaşabilmek konusunda hala çalışmalara devam ettiği, Yeşil Mutabakatın önündeki en büyük engel olarak da üye devletlerin taahhüt eksikliği, ardından yetersiz yönetim mekanizmaları ve AB üye devletleri arasında eşit olmayan ilerlemelerden bahsediliyor.

  • ABD’nin yeşil ekonomiyle ilgili yaklaşımları nelerdir?

ABD, Paris Anlaşması’na yeniden katılmanın yanı sıra, Temiz Enerji Devrimi ve Çevre Adaleti Planı geliştirdi. Bu plan karbon yakalama ve depolama teknolojisi için önemli bir rol içermekle beraber, yeşil ekonomi icin birçok yardım paketi içermektedir.  AB ve Amerika Birleşik Devletleri, karbondan arındırma için gerekli teknolojiler konusunda halihazırda güçlü olan iş birliklerini geliştirmek için AB Yeşil Mutabakatını kullanmayı planlamaktalar. Bu kazan-kazan yaklaşımı, zaten enerji verimliliği, hidrojen, karbon yakalama, pil depolama, alternatif ulaşım yakıtları, elektrik şebekesi esnekliği ve siber güvenlik konuları üzerinde ortaklaşa çalıştıkları için iklim ve çevre konusunda işleri kolaylaştırmakta.

“Daha ciddi ve hızlı uygulamalara ihtiyacımız var”

  • Mevcut sistem, hedef konulan 2050 yılına kadar beklendiği gibi değiştirilebilir mi?

Temmuz 2021 itibariyle, AB 2030 yılına kadar net sera gazı emisyonlarını en az yüzde 55 oranında azaltmak için önerilen yeni hedefler getirdi. Diğer devletler de dünya genelinde düşük karbonlu bir ekonomiye nasıl ulaşılacağı ve 2050 vizyonunun hedeflerine nasıl ulaşılacağı konusunda çalışmalar yapmaktalar. Düşük karbonlu kalkınmanın hızlandırılmış ve ölçülebilir uygulamasını destekleyen eyleme dönüştürülebilir bilgilerin üretilmesi, dağıtılması ve kullanılması çok önemlidir. Topluluk, ülke, bölge ve dünya düzeyindeki ölçüm, araştırma, değerlendirme ve öğrenme süreçleri ve ortaklıklar, tıkanıklıkların giderilmesine ve 2050 yılına kadar düşük karbonlu bir ekonomiye doğru ilerlemenin hızlandırılmasına yardımcı olacaktır. Şu an iklim ve çevresel faktörler ve uygulamadaki kanunlara göre olan mevcut sistem üzerinden hesaplama yaparsak, küresel ısınma seviyesinin Paris Anlaşması’nda hedeflenen 1,5°C yerine yaklaşık 2,9°C olduğunu görüyoruz. Yani bahsettigimiz bütün bu antlaşmaların, ekonomik, sosyal, yönetimsel faaliyetlerin nedeni olan esas hedefin ulaşılabilir olması için daha ciddi ve hızlı uygulamalara ihtiyacımız var.

“Türk şirketleri AB Yeşil Mutabakatının içeriklerini iyi anlamalı”

  • Yeşil Mutabakat kapsamında Türkiye’deki sanayicilerin neler yapması gerekecek? Bu değişime ayak uydurulabileceğini düşünüyor musunuz?

Türkiye bu gelişmelere nasıl ve ne zaman tepki verirse versin, AB ile ticaret yapan her büyüklükteki Türk şirketi, Yeşil Mutabakatın getirdiği düzenlemelerden ve dönüşümden hızlı bir şekilde etkilenecektir. Türkiye’deki sanayicilerin çevre dostu, ekonomik, sürdürülebilir modellere yönelip, Avrupa pazarında rekabet avantajı sağlayacak planlar yapması gerekli. AB Yeşil Mutabakatının uygulanmasına ilişkin iş birliği, eğer dikkatli bir şekilde ele alınırsa, Türk sanayicilerine birçok fırsat sağlayabilir. Açıkçası bu dönemi AB – Türkiye ilişkilerinde ve ticarette yeni bir sayfa ve başlangıç olarak görüp iklim, ekonomi ve liderlik konularında ortak çalışmalar yapılabilir. Türk şirketleri bu anlamda AB Yeşil Mutabakat içeriklerini iyi anlamalı, sürdürülebilirlik birimleri kurup çevre, sosyal ve yönetim konularında ürettikleri ya da sattıkları ürünlere göre esaslı bir risk yönetimi yapmalı ve bunları raporlayabilmelidir.,

Önceki İçerikEkonominin anahtarı: çevreye uyum
Sonraki İçerik“Yeşil Mutabakatı özümsemek ve uygulamaktan başka yol yok”