Dijital dönüşüm, teknoloji kadar doğru finansal kararlar da gerektiriyor. Sürecin başarıya ulaşması; uygun finansmanların seçilmesi, yatırım planlarının netleştirilmesi ve başvuru süreçlerinin doğru yönetilmesine bağlı. Biz de dijital dönüşüm finansmanının tüm boyutlarını Malogra Danışmanlık Kurucusu – Finansal Yönetim Danışmanı Bikem İnce İnanç ile konuştuk. Firmaların alacakları finansal destekle gerçekleştirecekleri yatırımları net bir şekilde planlaması gerektiğini vurgulayan İnanç, başvuru dosyalarında yalnızca bir niyetin değil, somut bir dönüşüm planının aranıldığının altını çizdi.
Teknolojinin hızla geliştiği günümüzde, dijital dönüşüm artık sadece büyük ölçekli firmaların değil, her ölçekte işletmenin gündeminde. Ancak bu dönüşüm süreci yalnızca bir vizyon meselesi değil; aynı zamanda ciddi bir finansal planlama ve strateji gerektiriyor. İşte bu noktada devreye dijital dönüşüm finansmanları giriyor. Yazılım, donanım, danışmanlık ve eğitim gibi pek çok alanda işletmelere destek sağlayan bu süreçler, firmaların dijitalleşme yolculuğunda kritik bir rol oynuyor. Biz de bu alandaki fırsatları, mevcut finansmanları ve en çok karşılaşılan sorunları konuşmak üzere Malogra Danışmanlık Kurucusu – Finansal Yönetim Danışmanı Bikem İnce İnanç ile bir araya geldik. Röportajımızda, dijital dönüşüm sürecinde finansmanın neden bu kadar önemli hale geldiğini ve KOBİ’lerin bu süreci nasıl daha verimli yönetebileceğini konuştuk.
- Dijital dönüşüm finansmanı nedir ve neyi kapsıyor?
Dijital dönüşüm finansmanı, işletmelerin üretimden satışa, insan kaynaklarından müşteri hizmetlerine kadar tüm süreçlerinde dijital teknolojilere geçişini kolaylaştıran mali destekleri kapsıyor. Bu kapsamda sunulan finansman sadece yazılım veya donanım alımına yönelik değil; aynı zamanda firmaların dijitalleşme yolculuklarını planlamalarını sağlayan danışmanlık hizmetlerinden, dijital olgunluk analizlerine kadar birçok kalemi içine alıyor. Özellikle KOBİ’ler için tasarlanan bu programlar, dijitalleşmenin hem teknik hem de stratejik boyutlarını desteklemeye yönelik. Son dönemde devlet kurumları ile bankalar arasında yapılan protokollerle, uygun faiz oranlarıyla kredi imkanı sağlanması da bu dönüşümün önünü açan önemli bir adım oldu.
“En çok zorlanılan alanların başında finansman geliyor”
- KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerinde karşılaştıkları en büyük finansal engeller neler?
KOBİ’lerin dijitalleşmeye adım atmak istedikleri noktada en çok zorlandıkları alanların başında finansman geliyor. Özellikle teknolojik altyapıya geçişin ilk adımı olan yazılım, makine teçhizat ve eğitim yatırımları çoğu zaman yüksek bütçeler gerektiriyor. İşletmeler günlük operasyonel giderlerini karşılamakla meşgulken, uzun vadeli dijital yatırımlara kaynak ayırmakta zorlanıyorlar. Ayrıca dijitalleşmeye özel desteklerin çoğu zaman belirli sektörlerle sınırlı kalması ya da karmaşık başvuru süreçleri, firmaların bu fırsatlara erişimini kısıtlıyor. Bir de bilgi eksikliği eklendiğinde, işletmelerin hangi teknolojiye yatırım yapması, hangi desteklerden nasıl faydalanması gerektiği konusunda net bir yol haritasına sahip olmaması, dijital dönüşümün ne yazık ki yalnızca bir niyet olarak kalmasına neden olabiliyor.
“KOSGEB’in başlattığı KOBİ Dijital Dönüşüm Destek Programı oldukça dikkat çekici”
- Devletin dijital dönüşüm için sunduğu destekler neler? Sizce bu destekler yeterli mi?
Son yıllarda devletin dijital dönüşüm konusundaki yaklaşımı oldukça somut adımlara dönüştü. Özellikle KOSGEB’in başlattığı KOBİ Dijital Dönüşüm Destek Programı ve Kapasite Geliştirme Destek Programı bu anlamda oldukça dikkat çekici. Program sayesinde firmalara 1 milyon TL ile 20 milyon TL arasında değişen kredi tutarları sunulabiliyor ve bu kredilerin faizlerinin 20 puanlık kısmı KOSGEB tarafından karşılanıyor. Buradaki 20 puandan kastettiğimiz şey şu; örneğin kredinin normaldeki faiz oranı yıllık yüzde 50 ise işletme için bu oran söz konusu destek sayesinde yüzde 30’a düşüyor. Ayrıca TÜSSİDE, MEXT gibi kurumlardan alınan dijital olgunluk raporlarıyla birlikte firmaların dönüşüm süreçlerini daha bilinçli bir şekilde planlaması sağlanıyor. Öte yandan Yatırım Teşvik Sistemi de uzun yıllardan sonra ilk kez bu sene genel bir mevzuat değişikliği yaşadı. Yeni sistem yazılım, yüksek teknoloji ve dijitalleşmeyi ön planda tutuyor. Ayrıca TÜBİTAK’ın da dijitalleşme özelinde farklı büyüklük ve sektör için hibe çağrıları yıl içerisinde yayınlanıyor. Tüm bunlar dijitalleşmeyi kolaylaştıran önemli destek türleri. Fakat desteklerin daha kapsayıcı ve sektörel çeşitliliği gözeten bir yapıya kavuşması gerekiyor. Özellikle hizmet sektörü gibi imalat dışı alanlardaki KOBİ’lerin de bu tarz programlardan faydalanabilmesi için sistemin esnetilmesi gerektiğini düşünüyorum.
“İşletmenin aktif olması ve finansal açıdan belirli kriterleri sağlaması isteniyor”
- Dijital dönüşüm projeleri için sunulan kredi veya hibe programlarına başvuru şartları nelerdir? Firmaların bu süreçte dikkat etmesi gereken kritik noktalar hangileri?
Başvuru süreci temelde her kurumda oldukça yapılandırılmış ve online sisteme dönmüş durumda. Her kurumun ve her mevzuatın farklı başvuru koşulları ve yöntemleri var. Öncelikle işletmelerin kendi ölçeklerine ve yapmak istedikleri yatırımın kalemlerine uygun olan kurumu ve mevzuatı seçerek ilerlemeleri gerekli. Genel anlamda bilgi vermek gerekirse işletmenin aktif olması ve finansal açıdan belirli kriterleri sağlaması isteniyor. Genelde özellikle kredi faiz desteği şeklinde verilen desteklerde son yılın öz sermayesinin pozitif olması veya son üç yılın karla tamamlanmış olması gibi mali göstergeler önemli. Ancak hibe ve teşvik programlarında bu şartlar zorunlu değil. Bu süreçte işletmelere ilk tavsiyemiz, yetkili kurumlardan dijital olgunluk raporu almak oluyor. Bu rapor, işletmenin dijitalleşme seviyesini ve hangi alanlarda gelişime ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Aslında rapor sadece bir formalite değil; doğru bir yol haritası oluşturmak açısından da oldukça faydalı. Başvuru sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise belgelerin eksiksiz ve doğru sunulması. Ayrıca firmaların, alacakları destekle yapacakları yatırımları net bir şekilde planlamış olması gerekiyor. Çünkü başvuru dosyasında sadece niyet değil, somut bir dönüşüm planı görmek isteniyor.
“Almanya, Fransa ve İtalya dijital dönüşümü kalkınmada öncelikli bir başlık olarak görüyor”
- Yurt dışında dijital dönüşüm için sunulan destekler ne durumda? Bu konuda en çok öne çıkan ülkeler hangileri?
Avrupa’da özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler dijital dönüşüm sürecini oldukça öncelikli bir kalkınma başlığı olarak görüyor. Almanya’nın “Digital Jetzt” programı bu anlamda örnek gösterilebilir; doğrudan hibe desteği sunan bu program ile firmalar hem altyapı yatırımlarını hem de çalışan eğitimlerini aynı anda finanse edebiliyor. Fransa’da ise “France Num” adında bir dijitalleşme platformu kurularak hem danışmanlık hem de mikro hibeler veriliyor. 2025 yılı için son dönemde Türkiye ile kıyasladığımızda, Avrupa ülkelerinin daha çok hibe esaslı çalıştığını, bizim ise daha çok faiz destekli kredi modelini benimsediğimizi görüyoruz. Her iki sistemin de avantajları var ancak hibelerin özellikle küçük ölçekli işletmeler için daha erişilebilir olduğu bir gerçek. Türkiye’nin son dönemde attığı adımlar oldukça önemli ama desteklerin yaygınlaşması ve farklı sektörleri de kapsaması yönünde hala gelişim alanları var diyebiliriz. Bakanlıkların da destek yelpazesini çeşitlendirmek için bazı somut adımları var. Teşvik ve hibelerde her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. İşletmeler maksimum fayda için bunları yakından takip etmeli ve teşvik hibe stratejisi edinmeliler.
“Hata oranlarında azalma ve maliyetlerde düşüş gibi somut sonuçlar elde ediyorlar”
- Bu finansman modelleriyle dijitalleşme yatırımlarına yönelen firmalar, kısa ve orta vadede nasıl geri dönüşler alabiliyor?
Dijital dönüşüme yatırım yapan firmalar genellikle bu adımların karşılığını kısa sürede almaya başlıyor. Örneğin üretim süreçlerini dijitalleştiren bir firma, daha ilk birkaç ay içinde verimlilik artışı, hata oranlarında azalma ve maliyetlerde düşüş gibi somut sonuçlar elde edebiliyor. Stok yönetimi, müşteri takibi, sipariş süreçleri gibi konularda sağlanan dijital kontrol, firmalara zaman kazandırdığı gibi karar alma süreçlerini de hızlandırıyor. Orta vadede ise dijitalleşmenin etkileri daha da belirginleşiyor. Yeni pazarlara açılmak, ihracat kabiliyetini artırmak, markalaşmak gibi hedeflerde dijital altyapının önemi büyük. Ayrıca bu yatırımlar sayesinde firmalar krizlere karşı daha dayanıklı hale geliyor. Pandemi sürecinde dijitalleşmiş işletmelerin, geleneksel yapıya sahip firmalara göre çok daha hızlı adapte olabildiğini hep birlikte gözlemledik. Dolayısıyla bu finansman modelleri, sadece bugünü değil, geleceği inşa etme sürecinde de büyük rol oynuyor.
“KOSGEB ile protokol imzalayan bankalar KOBİ’lere özel kredi paketleri sunuyor”
- Bankaların dijital dönüşüme özel sunduğu kredi ürünleri mevcut mu? Varsa bu finansmanlar hakkındaki detaylar neler?
Birçok banka son dönemde dijital dönüşüm alanına özel finansman ürünleri geliştirmeye başladı. Özellikle KOSGEB ile protokol imzalayan bankalar KOBİ’lere özel kredi paketleri sunuyor. Bu krediler genellikle 1 ila 20 milyon TL arasında değişiyor, vade süresi ise 36 aya kadar çıkabiliyor. Bazı bankalar, bu süreçte ilk altı ayı ödemesiz olarak da yapılandırabiliyor. En önemli avantajlardan biri de KOSGEB’in bu kredilerin faizini kısmen karşılaması. Yani işletme uygun koşullarda ciddi bir yatırımı, finansman maliyeti piyasa koşullarının çok altında olacak şekilde gerçekleştirme fırsatı buluyor. Üstelik bu krediler KGF teminatı ile desteklenebildiği için teminat sunmakta zorlanan firmalar için de kolaylaştırıcı oluyor. Yani finansmana erişimin önündeki engeller biraz daha esnetilmiş durumda.

