Teknolojiye yapılan yatırımlar artık tek başına dijitalleşme için yeterli değil. Kurumların rekabet gücünü koruyabilmesi, yalnızca yeni sistemler kurmakla değil, bu sistemleri benimseyen bir kültür yaratmakla mümkün. Pandemi süreciyle ivme kazanan dijital dönüşüm, 2025 itibarıyla işletmelerin gündeminde öncelik olarak yerini koruyor. Dijital dönüşümün, teknoloji yatırımı olmanın ötesine geçerek iş süreçlerine doğrudan etki eden stratejik bir alan haline geldiğini vurgulayan Task360 Kurucusu Berkhan Esmer; “Ne kadar fazla veriyi dijital olarak bilgisayarların anlayacağı dile çevirebilirsek, o kadar hız ve kalite elde edip, daha az maliyetle hizmet verebiliyoruz” dedi.

Dijitalleşme, günümüzde yalnızca yeni teknolojilere yatırım yapmakla sınırlı kalmıyor; kurumların tüm iş yapış biçimlerini ve kültürel yapılarını da dönüştürüyor. Pandemiyle hız kazanan bu dönüşüm süreci, artık işletmeler için sürdürülebilir büyümenin temel dinamiklerinden biri haline geldi. Task360 Kurucusu Berkhan Esmer, dijitalleşmenin işletmelere sağladığı somut faydaları ve bu sürecin ön plana çıkan uygulamalarını anlattı.

Dijital dönüşüm, yalnızca teknoloji yatırımı değil; iş süreçlerinden kurum kültürüne kadar birçok alanda köklü bir değişimi ifade ediyor. Bu bağlamda siz dijital dönüşümü nasıl tanımlarsınız?

Dijital dönüşüm tanım gereği iş süreçlerimizi dijital bir şekilde yürütebilmek, bu süreçler için gerekli bilgileri dijitale çevirerek bilgisayarlar ve mobil cihazlar ile işlenebilir kılmak demek. Bu sayede mobil cihazımız olan her yerde, iş süreçlerimizi ilerletip, hız kazanıp, hem de insan hatalarını minimuma indirerek, daha kaliteli iş yapma şansı elde ediyoruz. Ne kadar fazla veriyi dijital olarak bilgisayarların anlayacağı dile çevirebilirsek, o kadar hız ve kalite elde edip, daha az maliyet ile hizmet verebiliyoruz. Dijital dönüşüm, bence müşteri ve çalışanlarımızın isteklerini yerine getirmek için yürüttüğümüz süreçleri çok hızlandırıp, kalitesini yükseltmek demek. Çevremizdeki verileri ne kadar dijitalleştirebilirsek, o kadar hızlı ve kaliteli hizmet verme ve alma şansına sahip oluyoruz.

“Eğer teknoloji imkan vermeseydi dijitalleşme mümkün olmazdı”
  • Dijital dönüşüm sürecinde teknoloji mi, insan faktörü mü daha belirleyici bir rol oynuyor?

Teknoloji ana oyuncu. Eğer teknoloji imkan vermeseydi dijitalleşme mümkün olmazdı. Ancak teknolojinin sağladığı imkanları doğru şekilde kullanmak artık biz çalışan ve tüketicilerin elinde. Çok güzel bir hikaye anlatırlardı; demiryolları ilk yapıldığında trenlerle taşınacak kadar çok ürün üretimi yapılmıyormuş. Sanayi at arabaları ile taşınabilecek adetlerde üretime göre tasarlandığı için, bir treni dolduracak adet üretim yapan fabrikalar yokmuş. O yüzden ilk yıllarında demiryolları bekledikleri verimliliği verememiş. Sonrasında yüksek adetlerin taşıma maliyeti düştüğünü gören üreticiler, daha fazla adette üretim yapıp, birim maliyetleri düşüreceklerini öngörerek, üretim kapasitelerini arttırmış. İlk yıllarında çok fazla talep olmadığı için atıl kalan demiryolları, onları değerlendiren yüksek adetli üretim yapan fabrikaların üretime geçmesi ile kullanılmaya başlanmış ve üretim maliyetleri düşmüş. Aynısını dijitalleşmede de görüyoruz. Dijitalleşme çok avantaj sağlıyor ama imkanları anlaşılıp, kullanım sırasında yaşanabilecek sorunlar ortadan kaldırılınca kültürel olarak da değişim başlıyor.

Gençler her şeyi mobil ile yapmak istiyor. E-postalarına dönüş bekliyor. Telefonla sipariş vermek istemiyorlar. Şikayetlerini çağrı merkezini arayıp söylemek yerine mobil uygulamadan girmek istiyorlar. Mobilden giriş sayesinde fotoğraf ya da başka önemli bir belge ekleme şansı tanıyor. Telefon santrallerinde bekletilmek istemiyorlar. Yerinde başvuru yapmak, ilgili mekana gitmek, otobüs, metro, dolmuş çilesi çekmeden oturdukları yerden, ellerindeki cep telefonunda her işlerini görmek istiyorlar. Bu talep yükseldikçe, hizmet ve ürün sağlayıcılar da bu isteğe adapte oldular. İnsan kaynakları departmanları da çalışanlarının çoğu süreci dijital ortamlardan yapma istekleri üzerine dijitalleşmeye çok kaynak ayırdı. Neredeyse tüm insan kaynakları süreçleri artık mobil üzerinden ilerlemeye başladı.

“Artık kimse belge peşinde koşmuyor”
  • Günümüzde dijitalleşme ile en çok değişen iş yapış biçimi nedir?

Perakende en çok etkilenen sektör oldu. E-ticaret ve sonrasında mobil uygulamalar, sadakat uygulamalarında artan imkanlar ile çok inovatif süreçler girdi hayatımıza. Eğer isterseniz en büyük ayakkabı üreticisine, kendi isim ve renklerinizle ayakkabı ürettirip, aynı fiyata alabiliyorsunuz. Hong Kong’daki fabrikaya tercihleriniz gidiyor, 2-3 gün içinde üretilip Hollanda’ya giden bir gemiye yükleniyor. Oradan trene verilip İstanbul’a geliyor. İstanbul’da da kargo firmaları tarafından dağıtıma çıkartılıp, 10 gün içerisinde elinize ulaşıyor. Kimsede olmayan, renkleri ve logosu size ait olan en çok satan ayakkabı markasını giyebiliyorsunuz. Aynı şekilde, Amerika’da çıkan bir ürünü, aynı gün sipariş verip 10 gün içerisinde kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Perakendede firmalar, bir anda tüm dünya ile rekabet etmeye başladı. Devlet ile olan işlerimiz de çok gelişti. Artık kimse belge peşinde koşmuyor. Pek çok belgemizi e-devlet üstünden alabiliyoruz. Vergi ödeme süreçlerimiz de çok hızlandı.  Biletleme ve turizm sektörü ise aynı şekilde bir anda aracıların ortadan kalkması nedeni ile çok yoğun bir rekabete girdi. İlginç fiyatlama stratejileri gelişti. Hem rekabeti hem de karlılığı artıran değişik uygulamalar geldi. Uçak biletlemede kullanılan teknikler ile havayolu firmaları karlılıklarını ve doluluk oranlarını artırmayı başarıp, daha düşük fiyatlı bilet sunmaya başladılar. Hiç uçak ile gitme imkanı bulmamış, hiç hedef kitle olmamış tüketiciler, erken ucuz fiyat ile farklı bir tüketici kitlesi oldular.

Biz de bakım onarım süreçlerini daha mobilize ve dijital hale getirdik. Bakım onarım çalışanları için her yaptıkları çalışmayı anında mobil cihazlarından sisteme girebilme şansı verdik. Aynı şekilde hizmet talep eden personel de mobil cihazlarından yaşadıkları sorunları anında sisteme girip, yapay zeka yardımı ile çözümü de öneri olarak almaya başladılar. Cep telefonlarının da kurumsal uygulamaları çalıştırabilir olması ve gerekli güvenlik yazılımlarının geliştirmesi dijitalleşme sürecini çok hızlandırdı.

“Pandemiyle devreye giren pek çok uygulama hayatımızı kolaylaştırdı”
  • Pandemi süreciyle hız kazanan dijital dönüşüm, sizce kalıcı bir kültüre dönüşebildi mi?

Pandemi sırasında pek çok uygulama devreye alındı ve bu uygulamaların çoğu hayatımızı çok kolaylaştırdı. Bu kolaylığa alıştıktan sonra ne tüketicilerimiz ne çalışanlarımız bu kolaylıktan feragat etmek istemiyorlar. O nedenle bu süreç kültüre dönüştü.

“En önemli kazanımlar; süreçlerin hızlanması, maliyetlerin düşmesi, kalitenin artması”
  • Sizce dijital dönüşümün işletmelere sağladığı en somut kazanım nedir?

Bence en önemli kazanım kullanım kolaylığı, süreçlerin hızlanması, indirekt iş gücünün azalarak, maliyetlerin düşmesi, kalitenin artması ve tüketici ya da çalışanı zor durumda bırakabilecek aksaklıkların önüne geçiliyor olması. Tabi bunların yanında, dijital uygulama kullanıcılarının yapabilecekleri yanlışlar da hızlı proses edildiği için, bazen tüketiciler olarak zarara uğradığımız anlar da olabiliyor. Yanlış ürün, yanlış bilet, yanlış ödeme gibi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Ya da kötü niyetli kişiler dijital ayak izlerimizden gidip, bizim yerimize geçebiliyorlar. Bu tür olumsuzlukları ortadan kaldıracak eğitim ve güvenlik ürünlerinin de paralel olarak gelişmesi gerekiyor.

“Yapay zekanın doğru çalışması için büyük veri ile eğitilmesi gerekiyor”
  • Yapay zeka, büyük veri, IoT gibi teknolojilerden hangisi iş dünyasını önümüzdeki dönemde en çok etkileyecek?

Esasında hepsi de birbiri ile ilintili. Yapay zekanın doğru çalışması için büyük veri ile eğitilmesi gerekiyor. Büyük veriyi elde edebilmek için IoT teknolojilerinden yararlanmak gerekiyor. Yine kendi yazılımlarımızdan örnek vermek gerekirse, biz makinelerin bakımını zamanında yapmak ve plansız duruşların (arızaların) minimuma inmesi için planlı bakım yapıyoruz. Ancak planlı bakım uygulansa da farklı nedenlerle plansız duruşlar olabiliyor. Makinelerden gelen IoT verilerini biriktirip analiz ederek, önceki arızalarla benzerlik gösteren veriler gelirse, uyarı oluşturup, bir kontrol iş emri oluşturabiliyoruz. Farklı sektörlerde, farklı uygulamaları var ve artıyor.

 “Dijital proje yapıldıkça, deneyimli personel artıyor”
  • 2024 yılında birçok şirket dijitalleşmeye yönelik ciddi adımlar attı. 2025’e geldiğimizde bu yatırımların sürdürülebilirliğini ve somut sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dijitalleşme dört ana fayda sağlıyor;

  • Maliyetlerin düşmesi,
  • Kalitenin artması,
  • Müşteri memnuniyetinin artması,
  • Hedef kitlenin coğrafi sınırlarını kaldırması.

Eğer iyi bir fizibilite çalışması yapılmışsa ve dijitalleşme maliyeti beklenenin üstüne çıkmamışsa, her dijital süreç devam edecek. Ülkemizde telekom maliyetleri dünyanın tersine artma eğiliminde. Eğer böyle bir öngörülmeyen maliyet kalemi çıkmadıysa, dijital yatırım kendi kendini amorti edebiliyor. Düzgün tasarlanmış, kullanımı kolay, beklenen sonuçları doğuran her dijital uygulama karlılığı artıracak. Dijital proje yapıldıkça, deneyimli personel de artıyor ve ilk zamanlarda karşılaşılan kullanıcı adaptasyon problemleri de azalıyor. Tasarımcı ve geliştirmecilerimiz, dijital uygulamaların nasıl olması gerektiğini, kullanıcıların tercihlerinin ne olduğunu kavramış durumdalar. Ben dijitalleşme noktasında çok olumlu düşünüyorum. Cihazların ve altyapının da gelişmesi ile birlikte çok daha kapsamlı ve fayda sağlayan dijitalleşme projeleri ile karşılacağımıza inanıyorum.