CezayirT1aAfrika’nın en büyük dördüncü ekonomisi olan Cezayir, ham petrol fiyatlarının 35 dolara kadar düşmesi sonucu zor günler yaşıyor. Uzunca yıllar ekonomisini doğal gaz ve petrol kaynaklarıyla büyüten Kuzey Afrika’daki iki OPEC üyesinden biri olan Cezayir’in, 2015’te ihracat gelirleri ve dış ticaret fazlası azalırken cari açık vermesi de ekonomisindeki kırılganlıkları artırıyor.

Cezayir, 37 milyon nüfusu ve kişi başına 8 bin 770 dolar gelir sağlayan ekonomisiyle Kuzey Afrika’nın en büyük ülkesi. Afrika’nın en geniş topraklarına ve önemli doğalgaz ve petrol rezervlerine sahip olan ülke; kıtanın Güney Afrika, Nijerya ve Mısır’ın ardından en büyük 4. ekonomisi konumunda bulunuyor. 2000’li yılların başından itibaren siyasi istikrarın sağlanması ve enerji ürün fiyatlarındaki artış sayesinde güçlenen ekonomisi ile Afrika kıtasının önemli pazarlarından birisi konumuna gelen Cezayir ayrıca,  22 üyesi bulunan Arap Birliği ülkeleri içinde de Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır’ın ardından 4. büyük ekonomi.  Büyük doğal gaz ve petrol kaynaklarına karşın, kişi başına düşen gelir açısından alt orta gelirli bir ülke statüsünde olan Cezayir’in ekonomisi enerji sektörüne bağımlı durumda.

IMF verilerine göre, ülkedeki hidrokarbonlar sektörünün istikrarlı büyümesinden dolayı, 2018 yılına kadar GSYH’nin yıllık ortalama yüzde 3,7 oranında büyüyeceği ve 2018 yılında GSYH’nin cari fiyatlar bazında 238 milyar doları aşacağı tahmin ediliyor. Hidrokarbon ürünleri, ülkenin ihracat gelirlerinin yüzde 97’sini GSMH’sinin yüzde 45’ini ve bütçe gelirlerinin 2/3’ünü sağlıyor. Bu bağımlılık, petrol fiyatlarındaki değişimlerden büyük ölçüde etkilenen bir ekonomik yapılanmaya da sebebiyet veriyor. Özellikle son dönemde düşen petrol fiyatları, dünyadaki tüm petrol üreticisi ülke için geçerli olduğu gibi Cezayir’in de kamu bütçesini dengelemesinde güçlük yarattı.

Döviz rezervleri azaldı bütçe açık verdi

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) petrol üretiminin 2007 yılında günlük 5 milyon varilden 2014’te günde 10 milyon varile çıkması ve buna karşın Suudi Arabistan’ın liderliğinde OPEC üyelerinin üretimlerini kısmamaları sonucunda petrol piyasasında oluşan arz fazlası, ham petrol fiyatlarını Haziran 2014’te ulaştıkları 115 dolar/varil’den 35 dolar/varil’in altına kadar indirdi.

Bu kadar kısa sürede böylesine bir düşüş, pek çok ülkenin ekonomisini derinden etkiliyor. Kuzey Afrika’daki iki OPEC üyesinden biri olan Cezayir de düşen petrol fiyatlarının etkisini ekonomisini çeşitlendirerek azaltmaya çalışıyor. Bu durum ülkenin döviz rezervlerini de azaltıyor.  2014 sonunda 180 milyar dolar olan ülkenin döviz rezervleri 2015 yılında 150 milyar dolara kadar düştü.

Öte yandan, Cezayir 2015 yılında ekonomileri az çeşitlilik arz eden ve akaryakıta bağımlı olan petrol üreticisi Rusya, Suudi Arabistan ve Venezuela gibi ağır bütçe açıkları verdi. 2016 yılı için ise zorlayıcı önlemler almaya mecbur kaldı. Özellikle 34 trilyon metreküp gaz rezervi bulunan İran’ın 2011’den itibaren piyasadan çekilmesinin ardından yaptırımların kalkmasıyla birlikte bu yıl yeniden pazara girmesi, doğalgaz ihracatından büyük gelir sağlayan Cezayir’in ekonomisini sıkıntıya soktu. Tahminlere göre İran, 2030 yılına kadar Avrupa Birliği ülkelerine farklı boru hatlarında yılda 25 ila 35 milyar metreküp gaz satabilecek. Bu ihtimal ve gelişmeler, son üç yılda gaz ve petrolden servet edinen Cezayir’in bütçe tahminlerinde de değişimlere yol açıyor. İran’a uygulanan yaptırımların kalkmasıyla birlikte uzmanlar günde 1 milyon varilin daha piyasaya girebileceğini öngörüyor. Tabii bu da özelikle 2016’dan itibaren petrol varil fiyatlarının ciddi anlamda düşmesi anlamına geliyor.

Dış ticaret fazlası 2014’te 6 milyar dolara kadar geriledi

Cezayir enerji ürünlerinin ihracatı ile her yıl neredeyse 20-30 milyar doları bulan bir dış ticaret fazlası sayesinde 2013 yılına kadar cari dengesi düzenli bir şekilde fazla veriyordu. Ancak ülkenin dış ticaret fazlası, petrol fiyatlarındaki gerileme ve ithalattaki yüksek oranlı artış sonrasında 2013’te 11.1 milyar dolara, 2014 yılında ise 4.6 milyar dolara kadar geriledi. Bu doğrultuda, henüz petrol fiyatlarındaki gerilemenin söz konusu olmadığı 2014 yılı ilk 6 ayında Cezayir’in 1.3 milyar dolar cari açığı verdiği, sadece üçüncü çeyrekte ise 1.7 milyar dolarlık bir cari açık olduğu göz önüne alındığında 2014 yılı sonunda cari açık 7 milyar dolar ile tahmin edilenden daha yüksek oldu. Öte yandan, 2015 yılı içinde bütçe açığının GSMH’nin yüzde 20’sine ulaşması da dikkate alındığında söz konusu ikiz açık, Cezayir ekonomisindeki kırılganlıkları artırdı.

Cezayir’de gerek devlet kademesinin ilgili kesimlerince gerekse iş çevreleri tarafından yapılan açıklamalarda, ülkenin 2015 yılı bütçe hesaplamalarında petrolün varil fiyatını 100 dolar olarak öngördüğü ve bu yaklaşımın ekonomik gerçeklerle örtüşmediği vurgulanıyor. Ayrıca Cezayir’in ihracat gelirlerinin 2014 sonu itibarıyla 63 milyar dolarda kaldığı, 2015 yılında ise 50 milyar doların altına kadar gerilemiş olabileceği aktarılıyor. Bu bakımdan 2015 yılı için toplamda yaklaşık 25-30 milyar dolarlık bir gelir kaybının yaşadığı 75 milyar dolarlık bir mal ve hizmet ithalatına karşılık sadece 45-50 milyar dolarlık bir ihracat gelirinin 20-30 milyar dolarlık bir açığa işaret ettiği de belirtiliyor. İhracat gelirlerindeki bu gerilemenin ödemeler dengesini olumsuz etkileyeceği ve petrol fiyatlarındaki düşüş sebebiyle, GSMH’nin neredeyse yüzde 20’sine denk gelen bütçe açığının söz konusu olabileceği ifade ediliyor. 2016 yılı başından itibaren ise petrol fiyatlarının 60-70 dolar/varil civarında olacağı tahmin edilirken, gerek dış ticaret gerekse bütçedeki açıkların ancak mevcut döviz rezervleri kullanılarak kapatılabilmesinin planları yapılıyor.

Cezayir’in hiç dış borcu bulunmamasının ve 200 milyar dolara yaklaşan döviz rezervinin ülkeyi 1986 ve 1998’deki gibi bir ekonomik krize girmesini engellerken, şimdiden söz konusu rezervlerin 150 milyar dolara gerilemesi tedirginliği artırıyor. 2015-2019 Kalkınma Planı dahilinde yatırımlar için öngörülen 262,5 milyar dolarlık kaynağın risk altında olduğu bile belirtiliyor.

CezayirT2 CezayirT3 CezayirT4

Devletin ekonomik hayattaki rolü azaltıldı

Cezayir’in uzun vadeli geçmiş perspektifine baktığımızda ise önemli gelişmelerin yaşandığı bir seyir izlediğini görüyoruz. Avrupa Birliği’nin en önemli ticaret ortağı olan Cezayir, uzun yıllar dışa kapalı kaldıktan sonra gerçekleştirilen sosyal ve ekonomik açıklık politikaları sayesinde büyük bir tüketim toplumu olma eğilimine girdi.  Gerçekleştirilmeye çalışılan dışa açılma neticesinde tüketim isteklerinde büyük artış gözlenen ülkede başta Fransız malları olmak üzere Avrupa mallarına büyük ilgi var.

1990’lı yılların ortasından itibaren ticaret politikalarını da serbestleştirmeye başlayan Cezayir; buna karşın, önemli ölçüde ithal ikameci ve korumacı eğilimler gösterebiliyor. Bu tür tutumlarda, ülkedeki ticaret politikasının belirlenmesinde etkin olan ithalat lobilerine karşın, ulusal bir sanayinin kurulabilmesine yönelik hassasiyetler de etkili oluyor. Bu kapsamda, ülke ekonomisinin uluslararası ekonomiye daha çok entegre olarak serbestleştirilmesi ve devletin ekonomik hayattaki rolünün azaltılmasına yönelik politikalar ön plana çıkarıldı.  Avrupa Birliği (2005) ve Arap Birliği (2009) ile Serbest Ticaret Anlaşmaları yürürlüğe konuldu. Öte yandan Cezayir, DTÖ’ye halihazırda üye olmamakla birlikte ilk üyelik başvurusunun yapıldığı 1987 yılından bu yana da müzakerelere devam ediyor.

Kademeli bir şekilde serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecini yaşayan Cezayir’de, benzer durumdaki diğer ülkeler de olduğu gibi, bu sürecin sıkıntılarını  görmek mümkün. Zengin doğal kaynaklarına karşın halkın satın alma gücünün çevre ve komşu ülkelere göre düşüklüğü, ülke ekonomisinin sektörel bazda çeşitlendirilerek geliştirilmesine yönelik ulusal ve uluslararası yatırımlardaki yetersizlik, ülkedeki kamu iktisadi teşekküllerinin özelleştirme çalışmalarının çok yavaş ilerlemesi, özellikle enerji sektörü başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarındaki yolsuzluk iddiaları, kayıt dışı sektörün büyüklüğü, bölgeler arasında ki ciddi ekonomik ve sosyal dengesizlikler (özellikle kuzey ve güney) ve genç nüfusta yüzde 30’ları bulan işsizlik bu sıkıntıların başında geliyor.

Ülke ekonomisinin yüzde 60’ı kayıt dışı

Ülkede sıkı bir kambiyo rejimi uygulanıyor. Cezayir vatandaşlarının ve yerli şirketlerin döviz bulundurma ve yurt dışına para transferi, yasalarla belirli durumlar dışında yasaklanmış durumda. Bu uygulamada, paralel para piyasalarının oluşmasına yol açıyor. Bu çerçevede oluşan kara borsalarda, Merkez Bankası tarafından belirlenen döviz kurları, piyasa fiyatlarından yüzde 30-40 seviyesinde sapma gösterebiliyor. Burada Cezayir’in dinarı değerli tutma çabası da önemli rol oynuyor.

Ülkenin belli başlı sorunlarından bir tanesi de kayıt dışı sektörün ülke ekonomisinin yüzde 60’ından fazlasını oluşturması. Nitekim ekonomik aktivitelerin yüzde 90’ından fazlasının nakit para ile gerçekleştirilmesinin de bunda ciddi bir payı var. Bazı büyük oteller ve alışveriş merkezleri dışında kredi kartı uygulaması yok. Bu bakımdan, Cezayir devletinin vergi gelirleri de daha çok ithalattan alınan gümrük ve katma değer vergilerinden oluşuyor. Bu durumun değiştirilmesi ve kayıt dışı sektörle mücadele edebilmek için 2011 yılında işlem türü ne olursa olsun, değeri 500 bin dinarı geçen bütün ödemelerin banka kanalı ile yapılması zorunluluğu getirildi. Ayrıca, 100 bin dinarı geçen ödemelerin de çekle yapılması zorunlu.

Enflasyonun yüzde 4’e çıkacağı tahmin ediliyor

Fransız dış ticaret sigorta firması Coface’in hazırladığı “Ülke Risk Görünümü” raporunda, Cezayir’in risk notu A4 olarak belirlenirken, iş ortamı B olarak notlandı. Söz konusu puanlamalar Afrika kıtasına yönelik olarak en yüksek notlar arasında. Ülkedeki büyümenin enerji sektöründeki üretim artışı ile kamu harcamalarındaki yükselişten kaynaklandığı ifade ediliyor. Bu hususta,  Cezayir’in 2015-2019 yılları Kalkınma Planı kapsamında 262,5 milyar dolarlık kaynak aktarımına dikkat çekilirken, temkinli para politikaları ile temel gıda fiyatları için belirlenen tavan fiyat uygulamalarına rağmen enflasyonda ufak bir artış ile yüzde 4 seviyesine çıkılacağı da tahmin ediliyor. Petrol fiyatlarındaki düşüşün bütçe açığı ve cari açık olarak etki göstereceği belirtilen raporda, ABD’nin enerji ithalatını kısmasının ve Cezayir’in en büyük müşterisi olan AB ülkelerindeki ekonomik dengesizliklerin Cezayir ekonomisini de olumsuz etkileyebileceği vurgulanıyor. Bu olumsuzluklara rağmen, söz konusu raporda, 3,5 yıllık ithalatı karşılayacak döviz rezervleri ile dış borcun olmayışının ülke ekonomisini dış şoklara karşı dirençli kıldığının altı çiziliyor. Yine, son yıllarda yatırım ve iş ortamının serbestleştirilmesine yönelik ciddi adımların atıldığı ifade edilirken, ekonomik yapının çeşitlendirilerek güçlendirilmesi, yenilenebilir enerji ve turizm alanlarındaki kullanılmayan potansiyel, halihazırdaki petrol ve doğal gaz rezervelerinin ülkenin güçlü yanları olduğuna da dikkat çekiliyor. Buna karşın, enerji sektörüne bağımlı ekonomik yapılanma, siyasi iktidar ile toplum arasındaki ikilik, genç nüfustaki yüksek işsizlik oranı, kamu sektörünün ekonomideki ağırlığı ile bankacılık sektörünün zayıflığı söz konusu ülkenin zayıf yanları olarak gösteriliyor.

Ülkenin toplam ihracatının yaklaşık yüzde 97’sini hidrokarbonlar sektörü oluşturuyor. Ancak, son yıllarda petrol fiyatlarının düşmesi nedeniyle ihracatın azaldığı görülüyor.

Tarımsal üretimin ve sanayi alt yapısının yetersizliği nedeniyle pek çok tüketim mamulünü dışarıdan almak durumunda kalan Cezayir, ithalatını en çok Çin ve AB ülkelerinden gerçekleştiriyor.

CezayirT5

Yatırımları artırıcı mevzuat uygulanıyor

Birleşmiş Milletler Ticaret veKalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, Cezayir, yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolar ile en fazla doğrudan yabancı yatırım alan Afrika ülkeleri içindeki ilk 13 ülke arasında. Bu yatırımların çok önemli bir kısmı enerji, sanayi (gıda, inşaat ekipmanları ve diğer basit montaja dayalı imalat), bayındırlık ve konut ve telekomünikasyon başta olmak üzere hizmet sektörüne yöneliyor. Cezayir’de uygulanmakta olan ekonominin liberalleştirilmesi, dışa açılım ve dünya ile entegrasyon çabaları çerçevesinde, yabancı sermayenin Cezayir’e çekilmesine ve yabancı firmalar ile ortaklık ve yatırımlara öncelik veriliyor. Bu suretle özellikle genç nüfus içindeki işsizliğin azaltılması, know-how ve teknoloji transferinin gerçekleştirilmesi amaçlanırken, diğer yandan ülke ekonomisinin petrol ve doğalgaza olan bağımlılığının azaltılması ve ihracatın çeşitlendirilmesi hedefleniyor.

Hükümet, bu gerekçelerle ülkede katma değer ve istihdam yaratacak yatırımlar için gerekli mevzuat değişikliklerini yapıyor, yerli ve yabancı yatırımların teşvikine yönelik önlemler alıyor. Yabancı yatırımcıya yönelik politika izleyen Cezayir, yatırımcıya gümrük vergisi indirimi, KDV muafiyeti, gayrimenkul intikal vergisi muafiyeti, 10 yıl kurumlar vergisi, gelir vergisi, götürü vergi, mesleki vergi ve arazi vergisi muafiyeti gibi avantajlar tanıyor.

Yatırım ve ara malların ithalatında uygulanan ortalama yüzde 5 gibi, Cezayir ölçülerine göre çok düşük seviyedeki gümrük vergileri göz önüne alındığında, imalat sanayi alanında makine, yedek parça, ekipman, elektrikli ve elektronik ev aletlerinin imalat ve/veya montajı önemli yatırım alanları olarak dikkat çekiyor.