Gezi

Karantinadaki kara elmas: Zonguldak

Karantinadaki kara elmas: Zonguldak

Türkiye’nin kömür madeni Zonguldak, küresel pandemi tedbirleri kapsamında, 30 büyükşehir ile birlikte karantina altındaki tek büyükşehir olmayan kent. Bunun nedeni ise en önemli gelir kaynağı olan taşkömürü madenleri…,

30 büyükşehir ve Zonguldak… Bu sözü bir süredir çok sık duyuyoruz. Kovid-19 küresel salgının hayatımıza kattığı birçok yeni durum ve tanımlama bulunuyor. Pandemi tedbirleri kapsamında şehirler arası giriş çıkış yasağı ve sokağa çıkma kısıtlamaları, 30 büyükşehrin yanı sıra Zonguldak’ta da uygulanıyor. Çünkü Zonguldak, akciğer ve solunum yolu hastalıklarının en sık görüldüğü kentlerden. Bunun nedeni, herkesin bildiği üzere, kentin en önemli gelir kaynağı olan taşkömürü madenleri.

Türkiye’nin ‘kara elmas’ını çıkaran Zonguldak, Batı Karadeniz Bölgesi’nde, Türkiye’nin en zengin taşkömürü yataklarını barındırıyor. Bunun yanı sıra, özellikle limanıyla Türkiye’nin Karadeniz ülkeleriyle arasındaki deniz ticaretinde önemli bir yere sahip olan Zonguldak’ın nüfusu, 2019 sonu verilerine göre 596 bin 53. Bu nüfusun yüzde 72,38’i şehirlerde yaşıyor. 4 Şubat 2020 TÜİK verilerine göre merkez ilçeyle beraber 8 ilçe, 25 belediye, bu belediyelerde 176 mahalle ve ayrıca 380 köy bulunuyor.

2’inci Mahmut döneminde bulundu, Fransızlar işletti

Arkeolojik kanıtlara göre, MÖ 2500’lere uzanan bir geçmişi bulunan bölgeye ilk yerleşenler Hattiler, daha sonra ise Hititler oldu. Yöreye Anadolu Selçuklu ordusu, 1084 yılında geldi ve fethetti. Daha sonra yöreyi Cenevizliler ele geçirdi, beylikler döneminde ise Candaroğulları bölgede hakimiyet kurdu. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet’in Amasra’yı almasıyla birlikte, Zonguldak ve çevresi tamamen Osmanlıların eline geçti. 2’inci Mahmut döneminde, 1829 yılında bölgede ilk kömür bulundu. Taşkömürünün Zonguldak Ereğli ilçesi, Kestaneci köyünden Uzun Mehmet tarafından bulunduğu kabul ediliyor. 1848’de ise ilk kömür ocakları açıldı. Zonguldak ve civarındaki kömür ocakları, ilk kez Fransızlar tarafından işletildi. Bu dönemde Fransızlar, kömür havzasını belirtmek için bölgede rakımı en yüksek yer olan Göldağı’nı seçti ve başına alan, bölge anlamına gelen zone sözcüğü ekledi. “Zone Göldağı” sözü, halk arasında zamanla Zonguldak halini aldı.

Madenleri 1920’den beri Türkiye işletiyor

Karadeniz ticaretinde önemli bir yer tutan Zonguldak limanı, 1’inci Dünya Savaşı’nda Sarıkamış’a gidecek malzemelere ev sahipliği yaptı. Kurtuluş Savaşı’nda ise Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile ilişkilerde önemli bir rol oynadı.

1’inci Dünya Savaşı’ndan sonra 1919 yılında Fransız şirketlerinin haklarını korumak bahanesiyle Fransız askerleri önce Zonguldak’ı, ardından da Karadeniz Ereğlisi’ni işgal etti. Ancak Zonguldak ve çevresindeki Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerine bağlı güçlerin karşı koymasıyla tehlikeye düştüler ve 21 Haziran 1920’de de bölgeyi terk ettiler. Bugün bölgedeki önemli sanayii tesislerinin başında Türkiye Taşkömürü Kurumu yer alıyor.

Ekonomisi doğal kaynaklara bağlı

Zonguldak ekonomisi, ildeki doğal kaynaklara, yani çoğunlukla kömüre bağlı. Yeraltı kaynakları açısından zengin olan kentte taşkömüründen başka alüminyum (boksit), demir, manganez, barit, dolamit, kalker, kuvarsit, şiferton yatakları bulunuyor. Bunlardan manganez, kalker ve şiferton yatakları işletiliyor. Taşkömürü imtiyaz sahasının 3 bin 885 kilometrekaresi karada, 3 bin kilometresi de denizde olmak üzere toplam 6 bin 885 kilometre karelik bir alanı kapsıyor. Kentte demir-çelik fabrikaları ve bunlara bağlı yan sanayii, ekonominin belkemiği niteliğinde. Haliyle Zonguldak, tam bir işçi kenti.

Akciğer ve solunum hastalıkları ile mücadele ediyor

Kovid19 bütün insanlığı tehdit ederken, bu tehlikeye karşı bazı insanların daha savunmasız olduğu görülüyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yaş almış ve kronik rahatsızlıklara sahip kişilerin daha kırılgan olduğunu açıkladı. Zonguldak’ın akciğer ve solunum hastalıklarıyla mücadele eden bir il olduğu uzun yıllardır biliniyor.

Maden işçiliğinden dolayı KOAH hastalığının yüksek olduğu kentin valisi Erdoğan Bektaş, Zonguldak’ta madencilik mesleği nedeniyle akciğer hastalığının biraz daha fazla görüldüğünü, korona virüsün de nefes yollarında etkili olduğunu söylüyor. Vali Bektaş, “Türkiye’nin her yerinde hangi tedbirler alınıyorsa, burada da aynı tedbirleri alıyoruz. Zonguldak’ta madenden dolayı erken emeklilik de var. Zonguldak’ın ayrıştığı madenler nedeniyle akciğer rahatsızlıkları biraz daha fazla. Bu gündemimizde olan korona virüs de nefes yollarında etkili olduğu için sanki bir miktar daha riskin yüksek olduğu söylenebilir” diyor.

Hava kirliliği önerilen değerlerin üzerinde

Zonguldak’ta hava kirliğinin yoğun olduğu, uzun süredir konuşulan bir gerçek. Temiz Hava Hakkı Platformu’nun raporuna göre, Zonguldak Merkez ve Çatalağzı ilçesinde 4 termik santral çok yakın bir bölgede çalışıyor ve bu nedenle etkileri kümülatif olarak değerlendirilmesi gerekiyor. Zonguldak’ta 3 bin 90 megavat kurulu gücünde taş kömürü kullanan 4 adet santral işletiliyor. Çevre Mühendisleri Odası’nın 2018 yılında yaptığı saha çalışmasında, bölgedeki hava kirliliği yükünün Türkiye, AB mevzuatı ve DSÖ öneri değerlerinin üzerinde olduğu, mevcut termik santrallerin tam kapasite ile çalışmaması durumunda bile mevzuatlarla belirlenen tüm sınır değerlerin aşıldığı belirlendi. Aynı rapora göre Zonguldak’ta hava kirliliğine atfedilen ölümlerin oranı yüzde 11,3.

Kömür madenleri, çıkartılan kömürden oluşan tozlar yüzünden solunum yolu hastalıkları ve akciğer kanserine yol açabiliyor. Konuyla ilgili yapılan araştırmalar, kömür maden işçilerinin yüzde 12 kadarının bu hastalıklara yakalandığını gösteriyor. Kronik bronşit, pnömokonyosis ve silikosis ölüme neden olan en yaygın kömür madeni işçiliği hastalıkları.

Maden ocaklarında üretim durdu

Zonguldak’ta korona virüs tedbirleri, Türkiye genelindeki tedbirlerin yanı sıra, İl Pandemi Kurulu tarafından alınan kararlarının ardından daha da sıkılaştırıldı. Kente giriş çıkış yasak, maden ocaklarında üretim durduruldu. Ocakların bakım ve onarımları için nöbetçi personeller görevlendirildi. Kentin sahil bandı bir süredir boş. Polis, alınan tedbirler doğrultusunda güvenlik şeridi çekerek sahile inilmesini engelliyor. İl merkezi başta olmak üzere, Alaplı, Karadeniz Ereğlisi, Devrek, Çaycuma, Kilimli ve Kozlu ilçelerine giriş çıkışlar da sınırlandırıldı.

Sigarayı bırakan madenci, korona virüsten de korunuyor

Zonguldak’ta üretime ara veren maden ocaklarında bakım ve onarım işlerini sürdüren işçiler, işyeri hekimleri tarafından sıklıkla muayene ediliyor, ateşleri ölçülüyor. Sigarayı bırakarak sağlıkları konusunda bilinçlenen madenciler, yeni tip korona virüsten de korunuyor. TTK Üzülmez Müessesesi İşyeri Hekimi Dr. Metin Çelikiz, “Son 5 yılda maden işçilerimizin yüzde 50’si sigarayı bıraktı, takdir etmek gerekir. Sigara içenlerde yeni tip korona virüse yakalanma oranı 14 kat fazla. 1986 yılında yüzde 13 olan pnömokonyozlu madenci sayısı, bugünlerde yalnızca 50 kişi” dedi.

Havza genelinde 1600 işçi bakım ve onarım çalışmalarını sürdürüyor.

Veremle de savaştı

20’inci yüzyılın başlarında bir başka salgın dünyayı tehdit ediyordu. Birçok insan o dönemde veremle savaştı, bir kısmı hayatını kaybetti. Zonguldak, verem hastalığı ile en çok mücadele eden kentlerin başında geliyordu. Yılmaz Erdoğan’ın yazıp yönettiği, başrollerinde Kıvanç Tatlıtuğ, Belçim Bilgin ve Mert Fırat’ın yer aldığı Kelebeğin Rüyası filminde de 1940’ların Zonguldak’ında, verem hastalığı ile mücadele eden iki genç şair konu ediliyordu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre hala Türkiye’de veremin yaygın olduğu iller sıralamasında İstanbul, Zonguldak ve Adapazarı ilk sıralarda.

Filyos Limanı Projesi

Sultan 2’inci Abdülhamid döneminden itibaren hayata geçirilmesi planlanan 25 milyon ton kapasiteli Filyos Liman Projesi hem kent, hem de ülke ekonomisi için oldukça önemli bir çalışma. Yüzde 90’ı tamamlanan ve Karadeniz’in en nitelikli limanı olacak olan Filyos Limanı ile kuzey-güney aksı birbirine bağlanacak. Karabük, Zonguldak ve Bartın’ın ortasında bulunan ve bölgenin 3 iline önemli katkılar sağlaması beklenen Filyos Limanı, Türkiye’nin üçüncü büyük limanı olacak. Korona virüsü ortaya çıkmadan önce, limanın 2020 yılı içerisinde açılması öngörülüyordu.