Türkiye mobilya sektörü, 2025’in ilk dokuz ayını zayıflayan iç talep, artan maliyetler ve finansman zorluklarının gölgesinde tamamlarken, küresel rekabet koşullarına rağmen üretim ve ihracatta istikrarını korudu. Avrupa ve Körfez pazarlarındaki sipariş akışları sektöre destek olurken, ABD’nin uygulayacağı ek gümrük vergileri yeni riskler yaratıyor. Sektör, 2026’ya finansman erişimini kolaylaştırmak, verimliliği artırmak ve markalaşma odaklı dönüşümünü hızlandırmak hedefleriyle hazırlanıyor.
Türkiye mobilya sektörü, 2025 yılının ilk dokuz ayını; iç piyasada zayıflayan talep, artan maliyetler ve kredi erişiminde yaşanan zorluklarla şekillenen bir tabloyla geride bıraktı. Küresel pazarlarda rekabetin daha da yoğunlaştığı bu süreçte sektör, üretim kapasitesini koruma ve dış pazarlardaki konumunu güçlendirme yönünde adımlar attı. Şimdi ise 2025’in son çeyreğine temkinli ama istikrarlı bir duruşla girerek, 2026 yılına dayanıklılığı artırma ve dönüşüm sürecini hızlandırma hedefleriyle hazırlanıyor.
Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) Başkanı Davut Karaçak, sektörün mevcut ekonomik tabloya rağmen üretimdeki istikrarını sürdürdüğünü ancak iç pazarın finansman koşullarına son derece duyarlı olduğunu vurguladı. Karaçak, “Mobilya sektörü enflasyon, artan maliyetler ve krediye erişimdeki zorluklar nedeniyle iç pazarda önemli bir baskı altında. Faiz oranları ve finansman imkanları, özellikle büyük hacimli alım kararlarını doğrudan şekillendiriyor. Son çeyrekte kredi tarafında yaşanacak olası iyileşmeler, sektörde hızlı bir hareketlenme yaratabilir” dedi.
Avrupa ve Körfez ülkelerinde sipariş akışlarının sürmesi sektöre istikrar kazandırıyor
Dış ticarette 2025’in ilk üç çeyreği dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri sektörü, 2024 yılının Ocak–Eylül döneminde yaklaşık 5,82 milyar dolar olan ihracatını, 2025’in aynı döneminde 5,85 milyar dolara çıkararak sınırlı da olsa bir artış kaydetti. Eylül ayında ise kümenin ihracatı yıllık bazda yüzde 4,1 artışla 687,3 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu verilerin yalnızca mobilyayı değil; kâğıt ve orman ürünlerini de kapsadığı belirtildi. Pazar bazında değerlendirildiğinde, Avrupa ve Körfez ülkelerinde sipariş akışlarının sürmesi ve lojistik yatırımların artması sektöre istikrar kazandırırken, ABD pazarında 14 Ekim 2025 itibarıyla yürürlüğe girecek olan ağaç ve bazı mobilya ürünlerine yönelik yüzde 25 ek gümrük vergisi, özellikle döşemeli mobilya ile mutfak ve banyo dolapları ihracatında rekabetçiliği sınırlayabilecek olumsuz bir gelişme olarak öne çıkıyor. Buna rağmen sektör, 2026 projeksiyonları çerçevesinde finansmana erişimin iyileştirilmesi, üretimde verimliliğin artırılması, teknolojik dönüşüm yatırımları, markalaşma ve sürdürülebilirlik hedeflerine odaklanıyor. Türk mobilya sektörü, üretim kapasitesi ve tasarım gücüyle küresel rekabetteki yerini korurken; iç pazarda güven ortamının yeniden tesis edilmesi ve ihracatta stratejik açılımların kararlılıkla sürdürülmesi, önümüzdeki dönemin temel belirleyicileri arasında görülüyor.
“Mobilya yüksek tutarlı bir yatırım”
İç pazarda yüksek enflasyon, hammadde maliyetleri ve kredi kartı taksit sınırlamaları talebin bir süre daha temkinli seyretmesine yol açıyor. Karaçak, özellikle mobilyada vadeli satış imkanlarının tüketici açısından belirleyici olduğuna dikkat çekerek; “Mobilya yüksek tutarlı bir yatırım. Taksitli satışlar ve uygun finansman koşulları sektörün büyümesinde kilit rol oynuyor. Bu alanda yapılacak düzenlemeler hem üreticiyi hem tüketiciyi olumlu yönde etkiler” dedi.

