Dijital dönüşümle birlikte teknoloji okuryazarlığı işletmeler için vazgeçilmez hale geldi. Küresel ölçekte yapay zeka ve ileri dijital becerilere ihtiyaç artarken, Türkiye’deki düşük dijital yetkinlik seviyesi nitelikli iş gücü açığını kritik bir sorun olarak öne çıkarıyor.

Günümüz iş ortamında dijital becerilere sahip çalışanlar, değişen teknolojilere hızla uyum sağlayarak iletişimi ve verimliliği artırıyor. Bu da teknoloji okuryazarlığının artık ek bir yetenek değil; analiz, doğru teknoloji seçimi, siber risk farkındalığı ve dijital süreç tasarımını kapsayan temel bir gereklilik olduğunu ortaya koyuyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun Future of Jobs raporuna göre teknoloji okuryazarlığı, 2023–2027 döneminde öneminin en fazla artacağı öngörülen ilk üç temel beceri arasında yer alıyor. Bu veri bile tek başına, artık herhangi bir çalışan için dijital yetkinliğin “artı bir özellik” değil, işin kendisi olduğunu anlatmaya yetiyor.

Tam da bu nedenle Türkiye’deki tablo daha çarpıcı bir önem taşıyor. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın yayımladığı Dijital Gelişmelerin Sosyoekonomik Etkileri Raporu’na göre ülkede temel düzey ve üzeri dijital beceriye sahip nüfus oranı yaklaşık yüzde 33, iş gücünde dijital becerili çalışan oranı ise yüzde 50’nin altında bulunuyor. Bu noktada Türkiye’nin karşı karşıya olduğu temel risk, teknolojiye erişimde değil; teknolojiyi etkin kullanabilecek iş gücünün yetiştirilmesinde ortaya çıkıyor. Üretimden hizmete, KOBİ’lerden büyük sanayi gruplarına kadar pek çok yapıda dijital yetkinliklerin istenen seviyeye ulaşmaması, dönüşüm projelerinin kalıcılığını doğrudan etkileyebilir.

İşverenler dijital yetkinlik peşinde

Türkiye özelinde paylaşılan veriler, çalışma yaşamındaki dijital beceri ihtiyacını net biçimde ortaya koymuş durumda. Dünya genelinde üniversiteler ve teknoloji şirketleriyle ortak eğitimler sunan online öğrenme platformu Coursera’nın 2025 Küresel Beceriler Raporu’na göre; Türkiye’deki işverenler 2030 yılına kadar iş becerilerinin yüzde 44’ünün teknoloji nedeniyle dönüşeceğini öngörüyor. Bu durum, çalışanlarda dijital yetkinlik ihtiyacının ne kadar hızlı arttığını gösteriyor. Ayrıca yapay zeka, büyük veri ve siber güvenlik, Türkiye’deki şirketlerin yüzde 92’si için öncelikli alanlar arasında yer alıyor. İşverenlerin yüzde 78’i, yapay zeka becerilerine sahip çalışanları işe almayı planladığını ifade ediyor. Çalışanların öğrenme eğilimlerine bakıldığında, üretken yapay zeka kurslarına yapılan kayıtların geçtiğimiz yıla göre yüzde 100 arttığı görülüyor. Buna karşılık, siber güvenlik kurslarına yapılan kayıtlardaki yüzde 3’lük düşüş, Türkiye’de dijital güvenlik becerilerine yönelik bir açık bulunduğuna işaret ediyor.

Çalışanların yüzde 90’ı yapay zekanın zamandan tasarruf sağladığını belirtiyor

Teknoloji okuryazarlığının dünya çapındaki önemini güçlendiren bazı bulgular da Microsoft’un Work Trend Index 2024 Raporu’nda yer alıyor. Rapora göre bilgiye dayalı çalışanların yüzde 75’i halihazırda yapay zeka kullanıyor.  Çalışanların yüzde 90’ı yapay zekanın zamandan tasarruf sağladığını, yüzde 85’i kritik görevlere daha iyi odaklanmayı mümkün kıldığını, yüzde 84’ü yaratıcılığı artırdığını ve yüzde 83’ü işlerinden daha fazla keyif almalarını sağladığını belirtiyor. Bu tablodan da şu sonuçu çıkarabiliriz djitalleşmenin iş yapış biçimlerini yeniden tanımladığı ve teknoloji okuryazarlığının kurumsal performansın temel bileşenlerinden biri haline geldiği görülüyor.

Avrupa’da ileri dijital becerilerde ülkeler arasındaki fark derinleşiyor

Avrupa cephesinde ise tablo ileri dijital beceriler açısından daha da belirginleşiyor. Avrupa Komisyonu’nun DESI 2025 (2023 verileri) göstergesinde yer alan “Temel dijital becerilerin üstünde olan bireyler” verisine göre, AB içinde ileri dijital yetkinliklerde en güçlü ülkeler Hollanda yüzde 55, Finlandiya yüzde 53 ve İrlanda yüzde 44 ile ilk sıralarda yer alıyor. Listenin alt sıralarında ise Bulgaristan yüzde 10, Romanya yüzde 13 ve Letonya yüzde 20 seviyeleriyle dikkat çekiyor.