Ana Sayfa Kapak Dosyası Parayı doğru yönetebilme kabiliyeti: finansal okuryazarlık

Parayı doğru yönetebilme kabiliyeti: finansal okuryazarlık

127
Businessman touch line arrow on the graph chart of stock market ,Technology Process System Business with Investment and stock market concept gain and profits with faded number charts.
Google search engine

Neredeyse tüm dünyayı etkisi altına alan enflasyon, büyük-küçük fark etmeksizin tüm ekonomik yapıları bir hayli zorluyor. Firmaların ileriye dönük yapacağı yatırımlardan Ar-Ge çalışmalarına, şirket içindeki en basit harcamadan yapılacak yüklü ödemelere kadar tüm parasal süreçler hassas bir dengede yürütülmek durumunda kalıyor. Hal böyle olunca da finansal okuryazarlık sokaktaki sade vatandaştan başlayarak büyük, küçük ve orta ölçekli tüm işletmeleri yakından ilgilendiriyor.

Peki ama finansal okuryazarlık tam olarak nedir? Firmalara katkıları nelerdir? Türkiye’deki firmalar gerçekten finansal okuryazarlık konusunda kendilerini geliştirmeyi başarabiliyorlar mı? Dünya finansal okuryazarlıktan ne anlıyor? Tüm bu ve daha fazla soruyu konunun uzmanlarına sorarak, finansal okuryazarlığı enine boyuna inceledik. Sorularımızı yönelttiğimiz Çiğdem Güven Yönetim Danışmanlık, Koçluk & Mentorluk Hizmetleri Kurucusu Çiğdem Güven, FODER Yönetim Kurulu Başkanı Attila Köksal ve FODER Yönetim Kurulu Üyesi Dr. İlknur Üner günümüz ekonomisinde finansal okuryazarlığın firmalar için bir tercihten çok, bir zorunluluk olduğuna dikkat çektiler.

Finansal okuryazarlığın birbirine benzer birçok tanımı olmasıyla beraber en yalın haliyle, parayı akıllıca veya doğru yönetebilme kabiliyeti olarak tanımlayabiliriz. Bununla birlikte finansal okuryazarlığın ne olmadığına da değinmek gerekir. FODER Yönetim Kurulu Başkanı Attila Köksal finansal okuryazarlığın ne olmadığını şu cümlelerle açıklıyor; “Finansal okuryazarlık, kısa vadeli hatta günlük yatırımlar yapmak, hızlı para kazanacak yollar araştırmak ve zengin olma metotları sunmak değildir.”

FİNANSAL OKURYAZARLIK FİRMALAR İÇİN KRİTİK ÖNEM ARZ EDİYOR

Finansal okuryazarlık firmaların gelir ve giderlerini doğru finanse edebilmesi ve hızla değişen ekonomik düzende kendini en doğru ve en korunaklı pozisyonda tutabilmesi için kritik önem arz ediyor. Yani kısacası kelime anlamı basit olsa da firmalara sağladığı avantajlar düşünülenden çok daha fazla. Elbette her firma farklı ekonomik koşullara, farklı hedeflere, farklı gelir ve gider tablolarına sahip ancak günün sonunda tüm firmaların tek bir amacı var; daha az riskle, daha yüksek kazanç elde etmek.

DÜNYADA FİNANSAL OKURYAZARLIK NE ANLAMA GELİYOR?

Yapılan araştırmalara göre; finansal okuryazarlık konusunda başarılı olan firmalar, doğru finansmana erişim konusunda da daha etkili ve öngörülebilir kararlar verebiliyorlar. Bu da onlara daha ulaşılabilir bir yol haritası çizme imkanı tanıyor. Ancak bu alanda daha yetersiz olan firmalar, şirket geleceğini planlarken yanlış adımlar atabildiği gibi, işletmelerinin ömürleri de çok kısa olabiliyor. Finansal okuryazarlık konusunda yatkınlığa sahip firmalar aynı zamanda para yönetimi yetkinliğine de sahip oluyor. Bu da firmanın nakit yönetimi, borç yönetimi, yatırım yönetimi, proje finansmanı, risk yönetimi gibi konularda finansal olgunluğa sahip olduğunu gösteriyor. Dünyada ise finansal okuryazarlık konusuna bakış, bireylerin ve şirketlerin, riskleri doğru değerlendirerek geleceklerini tasarruflar ve yatırımlar açısında güvence altına aldıkları bir öğreti olarak gelişiyor ve Türkiye’ye kıyasla çok uzun zamandır üzerinde titizlikle çalışılan ve geçen sürede önemli yol kat edilen bir alan.

FİNANSAL OKURYAZARLIĞIN ÜÇ UNSURU

Türkiye Bankalar Birliği resmi web sitesinde finansal okuryazarlığın üç temel unsurunun tanımı yapılmış. Bu tanımlara göre finansal okuryazarlığın üç unsuru; finansal bilgi, finansal tutum/tavır ve finansal davranış.

Finansal bilgi: Bireylerin bütçe, sigorta, tasarruf, yatırım, kredi, basit ve bileşik faiz, enflasyon, risk, getiri, vade, varlık, borç gibi temel finans kavramları bilmesi.

  • Finansal tutum/tavır: Bireylerin, parayı dikkatli kullanma, idareli tüketme, gelecek için birikim yapma gibi konularda daha önce yaşadığı çeşitli deneyimler sonucu düzenli bir finansal tavır sergilemeleri.
  • inansal davranış: Bireylerin, kişisel bütçelerini izlemeleri, dikkatli alışveriş yapmaları, birikimlerini, tasarruflarını ve yatırımlarını, kişisel borç ve kredilerini yönetebilmeleri, kısa ve uzun vadede yatırımlarını değerlendirebilmeleri.

Ayrıca Türkiye Bankalar Birliği resmi web sitesinde finansal okuryazarlığın beş bileşeni ise şu şekilde açıklanıyor:

1- Finansal kavramlarla ilgili bilgi

2- Finansal kavramlarla ilgili iletişim kurabilme yeteneği

3- Kişisel finans yönetimi becerisi

4- Uygun finansal kararlar verme becerisi

5- Gelecekteki finansal ihtiyaçlar için planlama yapma davranışı

ÖZEL SEKTÖRÜN YURT DIŞINDAN SAĞLADIĞI TOPLAM KREDİ BORCU 161 MİLYAR DOLAR

Türkiye’de krediler firmalar tarafından en sık kullanılan borçlanma yöntemi. Ancak burada da başka sorunlar karşımıza çıkıyor. Krediye erişimin giderek zorlaştığı Türkiye’de, firmalar çektikleri kredileri doğru yönetebilme konusunda da zorlanıyorlar. Alınan krediler çoğu zaman yeni bir yatırımda kullanılmak yerine borçların kapatılması veya faizlerin ödenebilmesi için kullanılıyor. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın yayınladığı özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu rakamlarına göre; eylül sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu 160,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. Döviz dağılımına bakıldığında, 153,5 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 66,1’inin dolar, yüzde 30,5’inin euro, yüzde 1,6’sının TL ve yüzde 1,8’inin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 7,5 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 41,3’ünün dolar, yüzde 39,1’inin euro, yüzde 16,9’unun TL ve yüzde 2,7’sinin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü. Sektör dağılımı incelendiğinde, eylül sonu itibarıyla, 153,5 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 36,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 63,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Aynı dönemde, 7,5 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 77,5’ini finansal kuruluşların, yüzde 22,5’ini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, eylül sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, bir yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 42,1 milyar dolar tutarında olduğu gözlendi.

Önceki İçerikAİMSAD, İtalya Xylexpo Fuarı’nda sektörü başarıyla temsil etti
Sonraki İçerik“Firma yöneticileri borçluluk-sermaye ilişkisini iyi değerlendirmeli ve farklı finansman alternatiflerine hakim olmalılar”