Türkiye’nin stratejik konumu, gelişen altyapısı ve artan taşıma kapasitesiyle ülkeyi bölgesel lojistikte merkez konumuna taşıyor. Avrupa ile Asya arasındaki geçiş hattında yer alan Türkiye deniz, kara ve hava taşımacılığındaki güçlü ağı sayesinde transit kargoda önemli bir bölge haline gelmiş durumda. Konu hakkında görüşlerini aldığımız Reibel Taşımacılık Yönetim Kurulu Başkanı Arif Badur, bu avantajların doğru politikalarla desteklenmesi halinde Türkiye’nin küresel taşımacılıkta kalıcı bir merkez haline gelebileceğini belirtti.
Avrupa ile Asya arasında doğal bir köprü konumunda yer alan Türkiye, sahip olduğu coğrafi avantajlar ve gelişen ulaşım altyapısıyla son yıllarda küresel taşımacılık ağında öne çıkan transit merkezlerden biri haline geldi. Üç tarafı denizle çevrili yapısı, güçlü kara taşımacılığı filosu ve İstanbul Havalimanı (İST) ile Sabiha Gökçen Havalimanı (SAW) gibi uluslararası havalimanları, ülkenin lojistik kapasitesini her geçen yıl artırıyor. Ancak mevcut potansiyelin daha etkin kullanılabilmesi için gümrük süreçlerinin sadeleştirilmesi ve taşıma modları arasındaki entegrasyonun güçlendirilmesi gerekiyor.
Bu çerçevede Reibel Taşımacılık Yönetim Kurulu Başkanı, Türkiye’nin doğu ile batı arasındaki stratejik konumunun, transit taşımacılık ve lojistik üs olma açısından ne ölçüde değerlendirildiğini AİMSAD Dergisi’ne anlattı. Türkiye’nin, 36. paralelde, Avrupa’dan Asya’ya uzanan hat üzerinde yer aldığını ifade eden Arif Badur ülkenin ayrıca üç önemli uluslararası deniz ve bir iç denizle çevrelenmiş durumda olduğunu belirtti. Badur; “Binlerce yıl boyunca ticaretin kalbi olan kadim İpek Yolu’nun merkezinde konumlanan Türkiye, batıdan doğuya yaklaşık bin 500 kilometre, kuzeyden güneye ise 550 kilometrelik bir alana sahip ve dünya üzerinde dört mevsimi bir arada yaşayan ender ülkelerden biri. Coğrafi konumu sayesinde Türkiye Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarına kara, deniz ve hava yolu ile ulaşımda stratejik bir köprü görevi görüyor. Ülkemizdeki deniz ve kara limanları üzerinden her türlü kargonun transit taşımacılığı yapılabiliyor. Son yıllarda deniz limanlarımız büyük bir gelişim gösterdi ve uluslararası büyük gemi şirketlerinin doğrudan sefer yaptığı merkezler haline geldi. Bu sayede, komşu ülkelerin taşımaları dahi ülkemiz üzerinden gerçekleştirilmeye başlandı. Karayolu taşımacılığında ise Türkiye, Avrupa’nın en büyük TIR filosuna sahip. Bu yüksek kapasite, deniz ve hava yoluyla gelen kargoların karayolu aracılığıyla etkin şekilde sevk edilmesini sağlıyor” dedi.
“Türkiye küresel taşımacılık ağında kilit bir aktör konumuna yükseldi”
Uluslararası transit taşımacılıkta en önemli avantajların başında, İST ve SAW havalimanlarının geldiğini vurgulayan Badur şunları söyledi; “İST, Avrupa’nın en büyük havalimanı olma özelliğini taşıyor. Türk Hava Yolları (THY), İstanbul üzerinden 350’den fazla şehre doğrudan uçuş gerçekleştirerek ülkemizi küresel hava taşımacılığında stratejik bir merkez haline getirdi. Ayrıca yaklaşık 105 yabancı havayolu şirketi de İST Havalimanı’na düzenli uçuş yapıyor. THY Kargo’nun uçak filosu ve kapasitesi son yıllarda büyük ölçüde arttı. Sadece Türkiye’nin ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp bir “network havayolu” olma yolunda önemli bir başarı elde etti. Uzak Doğu’dan Avrupa’ya, Afrika’dan Güney ve Kuzey Amerika’ya kadar gerçekleştirdiği direkt ve dolaylı uçuşlarla, Türkiye bu küresel taşımacılık ağında kilit bir aktör konumuna yükselirken büyük gövdeli uçaklarla kapasitesini de artırdı. Bu kapasite, ülkemiz ithalatı ve ihracatının yanında transit taşımacılığın merkezi olma yolunda önemli adımlar attı. Transit taşımacılık bilindiği gibi bize ait olmayan, çoğunlukla komşu ülkelerimize yapılan taşıma şekli. İST Havalimanı’ndan 350’den fazla şehre yapılan hava taşımaları, IST Havalimanı’nı uluslararası bir transit merkez haline getiriyor. Buraya kadar yapılan durum tespiti, elimizde ciddi bir kapasitenin bulunduğunu gösteriyor. Ancak yapılması gereken çok önemli formaliteler, gümrük uygulamaları ve transit prosedürlerimiz var.”
“Transit kargoda serbest zaman uygulanmaması maliyetleri artırıyor”
Ülkeye ait olmayan ancak uluslararası anlaşmalar gereği transit kargonun da denetlenmesi ve kontrol edilmesi gerektiğini dile getiren Badur; “Ülke Transit Gümrük Kanunu, şüphe veya ihbar bulunmadığı sürece, transit kargonun 24 saat içinde yapılacaksa hiçbir işleme tabi tutulmadan gerçekleştirilmesini emrediyor. Ancak buna rağmen transit kargoların karşılaştığı sorunlar bitmiyor. Burada gümrüklerin uygulamaları öne çıkıyor. Bunun yanında antrepo ücretlerinin dünya standartlarının üzerinde olması, ardiye ücretlerinin gün bazında hesaplanması, transit kargonun hem geldiğinde hem de gideceği ambarda ayrı ayrı ücretlendirilmesi gibi unsurlar önemli sorunlar yaratıyor. Ayrıca transit kargoda hiçbir şekilde serbest zaman uygulanmaması da maliyetleri artırıyor” dedi.
“Kara, deniz, hava ve demiryolu limanları arasında düzenli trafik sağlayacak entegrasyon oluşturmalı”
Antrepolar devletin elindeyken transit kargonun, genel kargonun yalnızca yüzde 10’u kadar ardiye ücreti ödediğini belirten Arif Badur, antrepolar özelleştirildiğinde bu avantajın ortadan kaldırıldığını ifade etti ve şunları söyledi; “Yapılması gereken çok daha ekonomik bir fiyat politikasıyla, bilinir gümrük uygulamalarıyla ve transit sürelerin doğru kullanılmasıyla transit taşımacılık geliştirilmeli. Kara, deniz, hava ve demiryolu limanları arasında düzenli trafik sağlayacak entegrasyon oluşturmalı. Limanlar arası taşımacılık yapacak şirketlerin özenle seçilmesi gerekiyor. Limanlarda konuşlanmış ve tekelleşmiş kooperatif yapıları, modern ülkelerde olduğu gibi RFS (Road Freight Service) karayolu gümrüklü taşıma şirketleri oluşturmalı, tekelleşme ortadan kaldırılmalı. Transit kargo, altın yumurtlayan tavuk gibi; iyi bir servis günde iki yumurta alma yolunu seçmeliyiz.”
“Gümrüklerimiz, transit işlemlerini dijital ortamda tamamlamalı”
Son olarak, taşıma modları arasında transit kargonun antrepolar arası sevkinde hem çıkış hem de varış antreposunda ayrı ayrı işlem görmesinin zaman ve maliyetin artmasına yol açtığını belirten Arif Badur, sözlerini şöyle tamamladı; “Gümrüklerimiz, transit işlemlerini dijital ortamda tamamlamalı. Transit kargonun ithalatçımıza ve ihracatçımıza faydası, taşıma kapasitelerinin artmasıyla birlikte daha düşük taşıma maliyetlerine ulaşılmasını sağlayacak. Antrepolarımız transit taşımadan gelir elde edecek, taşıma ile ilgili firmalara ek kazanç yaratılacak. Kapasitelerimiz arttıkça ülkemize yabancı yatırımların gelmesi kolaylaşacak, ticaretin olmazsa olmazı olan bilinen taşımacılığın en uygun ve ekonomik koşullarda gerçekleşmesi sağlanacak. Transit taşımacılığın çok iyi koşullarda yürütülmesi, ülkemizin dünya taşımacılığında önemli merkezlerden biri olmasını mümkün kılacak.”

