Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla e-ihracat, işletmelerin küresel pazarlara erişiminde artık tamamlayıcı değil, stratejik bir büyüme modeli olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda görüşlerine başvurduğumuz Elektronik Ticaret Derneği (ELİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Darbay; “2024 yılı itibarıyla küresel e-ihracat hacmi yaklaşık 6,5 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu hacmin 2028’e kadar 10 trilyon dolar bandına ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’nin e-ihracat hacmi ise 2024 yılında yaklaşık 8,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Aslında potansiyelimizin çok gerisindeyiz” dedi.

Küresel ticaretin dijitalleşme ile yeniden şekillendiği bir dönemde, e-ihracat Türkiye ekonomisi açısından yalnızca bir alternatif satış kanalı değil, yeni nesil bir rekabet gücü unsuru haline geldi. Bugün KOBİ’lerden büyük sanayi kuruluşlarına kadar birçok üretici, doğru strateji ve doğru platform kullanımıyla dünyanın her yerine erişebiliyor. Firmalar artık sadece ürün üretmiyor; dijital vitrinler üzerinden küresel müşterilerle buluşuyor, döviz geliri elde ediyor ve marka değerini uluslararası arenaya taşıyor. Farklı Bakış röportaj serimizin bu sayısında, e-ihracat ekosistemine bütüncül bakışıyla dikkat çeken Elektronik Ticaret Derneği (ELİDER) Yönetim Kurulu Başkanı Fehmi Darbay ile bir araya geldik. Türkiye’nin e-ihracat potansiyelini, küresel trendleri, sektörlerin dijitalleşme dinamiklerini ve ELİDER’in bu ekosisteme sağladığı katkıları detaylı şekilde ele aldık.

  • Dijitalleşme, dış ticaretin geleneksel sınırlarını hızla dönüştürüyor. Bu bağlamda e-ihracatı nasıl tanımlarsınız?

E-ihracat, aslında dış ticaretin bugün aldığı en pratik, en hızlı ve en demokratik hali. Biz eskiden ihracat dendiğinde fuarlara gitmeyi, distribütör bulmayı, ciddi pazarlama bütçeleri ayırmayı konuşurduk. Bugün ise doğru ürün, doğru lojistik ve doğru dijital stratejiyle KOBİ’den start-up’a herkes, tek tuşla dünyanın herhangi bir ülkesine satış yapabiliyor. Ben e-ihracatı “ürünü dünyanın ayağına götürme sanatı” olarak görüyorum. Sınırları kaldıran bir ticaret modeli diyebiliriz. Hem üretici için daha kârlı hem tüketici için daha erişilebilir. En önemlisi ise e-ihracat, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artıran yeni nesil ihracat motoru konumunda.

“Potansiyelimizin çok gerisindeyiz”
  • Küresel e-ihracat hacmi nedir? Türkiye’nin bu pastadaki payı ne kadar?

2024 yılı itibarıyla küresel e-ihracat hacmi yaklaşık 6,5 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu hacmin 2028’e kadar 10 trilyon dolar bandına ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’nin e-ihracat hacmi ise 2024 yılında yaklaşık 8,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Aslında potansiyelimizin çok gerisindeyiz. Çünkü Türkiye üretim kalitesi, ürün çeşitliliği ve stratejik konumu itibarıyla 30–40 milyar dolarlık e-ihracat hacmini çok rahat yakalayabilecek bir ülke. Burada en önemli görev; Ticaret Bakanlığı’nın sağladığı yeni nesil e-ihracat desteklerini doğru anlatmak, firmaları global pazarlara hazırlamak ve yerli teknolojileri güçlendirmek. ELİDER olarak tam da bu ekosistemin koordinasyonunda aktif rol alıyoruz.

“Türkiye’de tekstil, mobilya, kozmetik ve makine sektörlerinde yüzlerce firmamız ciddi hacimler elde ediyor”
  • Türkiye’de ve dünyada e-ihracatı başarılı şekilde uygulayan örnek işletmeler var mı?

Elbette var ve sayıları her yıl artıyor. Türkiye’de özellikle tekstil, mobilya, kozmetik ve makine sektörlerinde yüzlerce firmamız Amazon, Etsy, Wayfair, Temu, eBay gibi platformlarda ciddi hacimler elde ediyor. Ağaç işleme makineleri tarafında da Avrupa ve Orta Doğu’ya düzenli e-ihracat yapan çok değerli üreticilerimiz bulunuyor. Dünya örneklerinde ise özellikle Çin’de KOBİ seviyesindeki firmaların bile ayda yüz binlerce dolarlık ihracat yaptığına şahit oluyoruz. Buradaki ortak nokta şu: doğru ürün + lojistik + dijital pazarlama + devlet desteklerinin doğru kullanımı. Ticaret Bakanlığı’nın mikro ve küçük işletmeler için sağladığı yüzde 70’e varan e-ihracat destekleri, yurt dışı pazaryeri komisyon destekleri, lojistik destekleri, yurt dışı depo ve e-ihracat konsorsiyumu destekleri firmalarımız için büyük bir fırsat. ELİDER olarak biz tüm bu süreçlerde işletmelere rehberlik ediyor, Türkiye’nin küresel e-ihracat markası olma hedefini destekliyoruz.

“Ağaç işleme makineleri sektörü gibi B2B odaklı sektörlerde e-ihracat daha stratejik bir anlam taşıyor”
  • Firmalar neden e-ihracat yapmayı değerlendirmeli? Bu model hangi ihtiyaçlara yanıt veriyor?

Bugün firmalar için şu üç konu hayati önemde; yeni müşteri bulmak, döviz kazanmak ve operasyonel maliyetleri düşürmek. E-ihracat bu üç başlığın da doğrudan çözümü. Firmalar ürünlerini dünyanın talep yoğun ülkelerine açabiliyor. Kur riskine karşı döviz gelirleri ile daha güçlü bir mali yapı oluşturuyorlar ve depolama, pazarlama, dağıtım süreçleri dijitalleştiği için operasyon maliyetleri düşüyor. Ağaç işleme makineleri sektörü gibi B2B odaklı sektörlerde ise e-ihracat daha stratejik bir anlam taşıyor. Artık makine üreticilerimiz sadece yurt içi fuarlarla değil, global dijital platformlarla satın almacıların radarına giriyor. Talep üretmek çok daha kolaylaşıyor.

  • E-ihracat süreçlerinde siber güvenlik kritik bir başlık haline geliyor. Firmalar bu alanda özellikle hangi risklere karşı hazırlıklı olmalı?

Bugün e-ihracat yapıyorsanız aslında iki şeyi koruyorsunuz, verinizi ve müşterinizin parasını. Bu nedenle firmaların özellikle dikkat etmesi gereken üç temel risk var: phishing ve sosyal mühendislik saldırıları, ödeme sahtekarlıkları ve platform hesaplarının ele geçirilmesi. Bunlara karşı firmalar iki aşamalı doğrulama, düzenli parola ve yetki yönetimi, güvenilir ödeme altyapıları, güncel yazılım kullanımı ve güçlü bir siber güvenlik politikası gibi konulara dikkat etmeli. ELİDER olarak biz, sektörde siber güvenliği ayrı bir komite olarak ele alıyoruz ve firmaları sürekli bilgilendiriyoruz. Çünkü e-ihracatın sürdürülebilir olması, veri ve ödeme güvenliğine doğrudan bağlı.

“Bugün globalde üç model öne çıkıyor: Çin, ABD, Avrupa”
  • Dünyada e-ihracatta öne çıkan ülkeler hangileri ve hangi stratejilerle başarı sağlıyorlar?

Bugün globalde üç model öne çıkıyor;

Çin – Platform Ekonomisi

  • Devlet destekli dev lojistik ağları,
  • Çok güçlü üretim kapasitesi,
  • Global pazaryeri hakimiyeti (Temu, AliExpress, Shein). Her şeyi hız ve maliyet avantajı üzerine kurdular.

ABD – Marka ve Ekosistem Gücü

  • Amazon, Etsy gibi global platformlar,
  •  Lojistikte ölçek ekonomisi,
  •  Markalaşma ve tüketici güveni.

Avrupa – Regülasyon ve kalite modeli

  •  AB ürün mevzuatı,
  •  Sürdürülebilirlik,
  •  Kalite odaklı ihracat.

Türkiye olarak bu üç modelin ortasında çok güçlü bir pozisyonumuz var. Hem kaliteli üretim yapıyoruz hem hızlıyız hem de inovasyona yatkınız. Bunu doğru e-ihracat stratejileriyle çarptığımızda çok büyük başarı potansiyelimiz var.

“Makine sektöründe Türkiye’nin yüksek güvenilirlik algısı talebi sürekli artırıyor”

Türkiye özelinde e-ihracatta hangi ürün grupları öne çıkıyor? En çok hangi ülkelerden talep görüyoruz?

Türkiye’den en çok talep alan ürün kategorileri şu şekilde;

  • Tekstil & hazır giyim
  • Ev & yaşam ürünleri
  • Kozmetik
  • Kişisel bakım
  • Takı & aksesuar
  • Ev tekstili
  • Elektronik aksesuarlar
  • Küçük ev aletleri

B2B tarafında ise makine, mobilya, metal işleme, plastik kalıp, ahşap işleme makineleri gibi katma değerli üretim kalemleri özellikle Orta Doğu, Avrupa ve Afrika’dan ciddi talep görüyor. Özellikle makine sektöründe Türkiye’nin yüksek güvenilirlik algısı bu talebi sürekli artırıyor.

En yoğun sipariş aldığımız bölgelerin sıralaması da şöyle;

  • ABD
  • İngiltere
  • Almanya
  • Körfez ülkeleri (Suudi Arabistan, BAE, Katar)
  • Avrupa Birliği ülkeleri
  • Kuzey Afrika (Fas, Cezayir, Mısır)
  • Doğu Avrupa