Çetin Ünsalan – Gazeteci / [email protected];

Ekonomide dünya ölçeğinde yepyeni gerçekliklerin önümüze geldiği, iş yapış modellerinden tercih edilmeye kadar bir dizi kriterin farklılaştığı bir sürecin tam içinden geçiyoruz. Bu süreçte faaliyet sahanız ne olursa olsun, işin dışında kalmak oldukça hayati riskleri beraberinde getiriyor.

Dünyada en önemli iki başlık ne diye bakarsak bunlardan biri, tedarik zincirlerindeki farklılaşma. Artık bir ürünün ya da hizmetin kaliteli olup olmadığıyla kimse ilgilenmiyor. Bu zaten tartışmasız bir gerçek olarak yerine getirilmesi gereken bir norm.

Asıl mesele bundan sonra başlıyor. İster bir makine üreticisi olun, ister satış sonrası bakım onarım aşamasında yer alın, tüm bu yelpaze içerisinde tedarik zincirinde tutunabilmenin koşulları iyi okumak gerekiyor.

Konu fiyat olmaktan çıktı. Salt fiyat rekabetiyle ortaya çıkanların elendiğine şahit olacağımız bir döneme girdik. O kadar her şey birbirine entegre ki, tedarik zincirinin içinde regülasyonlarla nerede muhatap olacağınızı bilemezsiniz.

Çok basit ve sektör dışından bir örnek vereyim. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın belli başlı sektörler için başladığını biliyoruz. Listeye bakıp, konunun kendisiyle ilgili olup olmadığına bir işletme nasıl karar verecek?

Siz bir çimento üretiminde bulunmuyor olabilirsiniz ama çimento fabrikasının servis hizmetini veren kuruluşsanız, siz de buradaki karbon salınımı ve hesabına dahil olduğunuzu bilmek zorundasınız. Yani tedarik zincirinin bir parçasıysanız, faaliyet alanınız direkt etkilenmese bile işin dışında kalamazsınız.

Örneğin bazı regülasyonların mobilya sektörü için geldiğini düşünün. Ağaç işleme makine üretişinin bunun dışında kalacağına ihtimal vermek mümkün mü? Bu nedenle tedarik zincirinde zayıf halka olmamak için sıranın faaliyet alanınıza gelmesini beklemeden, yeni ekonominin kurallarına uygun bir yapıya bürünmenin çabasına girmekte fayda var.

Yine 2026 yılı için en kritik risklerin başında gelen siber güvenlik meselesi de bundan ayrı tutulamaz. Makinelerin akıllandığı, dijitalleştiği ve makinelerin birbiriyle konuştuğu bir sürece giderken, siber güvenlikle ilgili hassasiyetiniz, bu satın alma zincirinin dışında ya da içinde kalmanızı belirleyecek unsur haline gelecek.

Bu nedenle yaptığınız iş ne olursa olsun; siber güvenlik, GDPR ya da KVKK konusunda duyarlı olmanız gerekiyor. Bu risk fotoğrafı içerisinde en büyük hedefin KOBİ’ler olduğunu da unutmamalısınız.

Bu firmaların içinde de tek başına konuya hassasiyet göstermeniz yetmiyor. Siber güvenlik uzmanlarının sıkça dile getirdiği bir gerçek var. Bir firma, en zayıf halkası kadar güvende. O zayıf halka da genellikle insan.

Fishing yöntemleriyle yakalanan bir çalışan, önce kendi firmasını, sonra da bağlantılı olarak tüm tedarik zincirini riske edebilir. Bu nedenle firma içi eğitim ve farkındalık çalışmalarını da önemsemek zorundasınız.

Özetle yeni bir ekonominin, yeni paradigmalarını göz ardı ederek faaliyeti sürdürmenin mümkün olmadığı bir dönemdeyiz. İşimize devam etmek ise ana işimizi geliştirirken, iyi hizmet ya da ürün sunarken, sürdürülebilirlikten siber güvenliğe kadar yeni tip tedarik zincirinin de en zayıf halkası olmaktan kaçınmak zorundalığı çok açık.

Eskişehir’de gerçekleşen bir satın alma toplantısında, dinleyicilerden biri şunu sormuştu; “Ben tüm kurallara uyuyorum, ama tedarikçi firma uymuyorsa ne yapacağım?” Şu yanıtı vermiştim; “Önce uyaracak, uyum isteyeceksiniz. Uymuyorsa da uzayın boşluğuna bırakacaksınız. Yani onunla çalışmayacaksınız. Çünkü müşteriniz de size aynısını yapacak.”