Ağaç işleme makine sektörünün mevcut görünümünü, dinamiklerini ve ihracat pazarlarındaki fırsatları değerlendirmek üzere Fen-iş Makine Uluslararası Satış ve Pazarlama Müdürü Can Akkuş ile Fokus Röportajı kapsamında bir araya geldik. Röportajda, 2026 yılının ilk yarısında sektörün performansını, üreticilerin karşı karşıya olduğu temel sorunları, ihracat stratejilerini, hedef pazarları, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve Türk makine sektörünün küresel rekabette nasıl güçlenebileceğini ele aldık.
Makine sektöründe rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; verimlilik, teknoloji, esneklik ve satış sonrası hizmetlerin gücüyle şekilleniyor. Ekonomik koşulların yatırımlar üzerinde baskı oluşturduğu bu dönemde, katma değerli ürün geliştiren ve değişen pazar ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebilen firmalar rakiplerinden ayrışıyor. Ağaç işleme makine sektöründe de üretim modellerinden ihracat stratejilerine kadar pek çok başlık yeniden değerlendiriliyor. Fen-iş Makine Uluslararası Satış ve Pazarlama Müdürü Can Akkuş, sektörün 2026 yılının ilk yarısındaki performansını ve yılın geri kalanına ilişkin beklentilerini AİMSAD Dergisi’ne aktardı. Akkuş; sektörün temel sorunları, üretimde verimlilik, hedef ihracat pazarları, aile şirketlerinin kurumsallaşması, sektörel iş birlikleri ve sürdürülebilirlik çalışmalarıyla ilgili değerlendirmelerde bulunarak Türk makine üreticilerinin küresel rekabette güçlenebilmesi için odaklanması gereken başlıkları anlattı.
- 2026 yılının ilk yarısı sektör açısından nasıl geçti? Yılın geri kalanına ilişkin beklentileriniz nelerdir?
2026 yılının ilk yarısı, sıkılaşma ve para politikaları sonucu makine yatırımları anlamında ağaç işleme makinesi üreticileri için zor bir dönemdi. Sektörümüzde üretim yapan birçok kıymetli firmada küçülme emareleri görülüyor. Bu dönemler, verimli üretim yapan, Ar-Ge’ye yatırım yapan ve katma değerli ürün geliştiren firmalar için aynı zamanda önemli fırsatlar da sunuyor. Fen-iş Makine olarak bu konudaki en büyük avantajımız, katma değeri yüksek ürünlerimize yönelik yurt içi ve yurt dışı talebin artması. Bunun sonucunda, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre üretim adetlerimiz ve ciromuz çift haneli büyüme gösterdi. Bugün artık yalnızca makine üretmek yeterli değil, kullanıcıların verimliliğini artıran, uzun yıllar güvenle çalışabilecek ve satış sonrası güçlü destek sunan çözümler geliştirmek gerekiyor. Bu yaklaşım sayesinde firma olarak zorlu piyasa koşullarında da büyümemizi sürdürüyoruz. Tüm dünya pazarlarında rekabetin bu denli yüksek olduğu dar piyasa şartlarında çıkarmamız gereken ders; niteliği ve katma değeri yüksek ürünler ve hizmetler üretmeye odaklanmak. 2026 yılının ikinci yarısında da benzer bir tablo bekliyoruz. Yılın ikinci yarısına en büyük katkıyı, ekim ayında düzenlenecek olan sektörümüzün lokomotif fuarı WoodTech’in yapmasını bekliyoruz. Sektörde bulunan birçok firmanın yeniliklerini ve ürünlerini dünyaya tanıttığı bu global fuar, yılın son çeyreğinde yapacağımız işlere önemli ölçüde katkı sağlayacak.
“Verimli üretim yapamadığımız noktada, birçok üretici için zor zamanlar bekliyorum”
- Ağaç işleme makineleri sektörünün çözüm bekleyen ana sorunları nelerdir?
Sektör makinecileri olarak tüm dünyada başarılı işler yaptığımızı düşünüyorum. Tüm dünya pazarlarında Türk makineleri, Avrupa makineleri ile rekabet halinde. Sektörümüzdeki ana sorunlardan biri, yerli üreticilerle rekabet halinde ürettiğimiz ürünlerin ve hizmetlerin değerini yıllar geçtikçe aşağı yönlü olarak dünya pazarlarına sunmak. Global olarak düşündüğümüzde Çin faktörü var ve son zamanlarda yurt içinde de varlıkları artırıyor. Yerli üreticiler olarak maliyetlerimizi düzenleyemediğimiz, verimli üretim yapamadığımız ve ürünlerimizi rekabet kaynaklı doğru konumlandıramadığımız noktada, birçok üretici için orta ve uzun vadede zor zamanlar bekliyorum. Bu senaryoda Türk makinecileri olarak ayrışabileceğimiz ve avantajlı olduğumuz birçok nokta var. Bunlar gerek jeopolitik konumumuz gerekse Türk makinesinin dünya pazarlarında gördüğü saygı ve itibar. Ürettiğimiz ürünleri hedef pazarlarımızda doğru kalite ve fiyatla, rekabetçi stratejilerle tüketiciye ulaştırmak nihai amacımız olmalı.
Sektörümüzde üretim yapan birçok firma aile şirketi, sermaye şirketi değil. Fen-iş Makine olarak 1970 yılından beri sektörde üretim yapıyoruz. Firmamızın üçüncü kuşak temsilcisi olarak sektörümüzde gözlemlediğim en büyük sorunlardan biri, duygusal ve anlık kararlar alabilen aile şirketleri olmamız ve sermaye şirketi olmamamız. Dünya pazarlarında karşımıza çıkan en büyük rakiplerimiz olan Çin ve Avrupa firmaları, sermaye şirketi olarak kurulmuş, devletleri tarafından arsa tahsisi, finansman desteği, vergi ve benzeri birçok konuda desteklenen profesyonel yapılar. Aile şirketi olmanın, hızlı aksiyon alabilmenin ve yaptığımız işi tutkuyla yapmanın avantajları olduğu gibi dezavantajları da bulunuyor. Başarımız, bu süreçleri ne kadar akıl yoluyla yönettiğimizle doğru orantılı olacak. Ürettiğimiz makinelerde kullandığımız ve en yüksek maliyetleri oluşturan otomasyon ve yüksek teknoloji ürünleri tamamen yurt dışından tedarik ediliyor. Tamamen ithalata bağlı olduğumuz bu konu, dünya pazarlarında rekabet gücümüzü zayıflatan en önemli sorunlarımızdan.
“Piyasanın talebine bağlı olarak büyüyüp küçülebilen firmalar bu dönemden güçlü çıkacak”
- Mevcut ekonomik koşullarda üretim süreçlerinizi sürdürülebilir kılmak için 2026 yılının geri kalan bölümünde ne gibi önlemler alacaksınız?
Bu dönemlerde esnek olabilmeliyiz. Piyasanın talebine bağlı olarak büyüyüp küçülebilen firmalar bu dönemden güçlü çıkacak. Fabrikamızda Kaizen yöntemiyle üretim süreçlerimizi günden güne iyileştiriyoruz. Bu yöntemle personelimizin motivasyonunu ve işe bağlılığını artırıyoruz. Tüm personelimiz, üretimi ve süreçleri nasıl daha verimli hale getirebileceği üzerine çalışıyor. Sürekli iyileştirmeyi yalnızca üretim süreçlerinde değil; ürün geliştirme, kalite yönetimi ve müşteri deneyiminde de uyguluyoruz. Ekibimizde 30-40 yıldır ailemizden biri olan kemik kadromuzu korumakla birlikte, aramıza yeni katılan genç personellerimizle kadromuzu genişletiyoruz. Bu adımlar, yaptığımız üretimin tüm süreçlerini her gün geliştirmemize; aynı zamanda genç arkadaşlara tecrübe aktarımı yoluyla üretimimizin verimliliğini ve kalitesini artırmamıza yardımcı oluyor.
- Üretimini gerçekleştirdiğiniz makineler, ahşap ve mobilya üretim süreçlerinin hangi aşamalarında kullanılıyor ve üreticilere ne gibi avantajlar sağlıyor?
Üretim programımızda; ahşap, mobilya ve alüminyum kapı-pencere üretim süreçlerinin birçok noktasında kullanılan, tüm tasarım ve üretim hakları Fen-iş Makine’ye ait birçok ürün bulunuyor. Sektörümüzde menteşe delme operasyonları, kesim operasyonları ve alüminyum cam çerçeve kapak üretim süreçlerinde kullanılan Fen-iş makineleri, kullanıcılara en başta güven sağlanıyor. Makinelerimiz; hassasiyeti, hızı, sağlamlığı, kalitesi ve ergonomik tasarımıyla kullanıcılarımızın tüm üretim süreçlerini uzun yıllar güvenle devam ettirmelerini sağlıyor. Makinelerimiz, üreticilere yalnızca yüksek hassasiyet sunmuyor; aynı zamanda düşük bakım maliyetleri, uzun çalışma ömrü ve operatör ergonomisiyle toplam sahip olma maliyetini de düşürüyor.
“İspanya, İtalya ve Doğu Avrupa ülkelerinde büyüme potansiyelinin yüksek olduğunu görüyoruz”
- Sizce sektörün 2026 yılı için en önemli 3 hedef pazarı hangisi?
Türkiye’de üreticiler olarak ana pazarımız her zaman Avrupa. Odaklanmamız gereken ve üretimimizi geliştiren en büyük pazarlardan biri Avrupa pazarıdır. Özellikle İspanya, İtalya ve Doğu Avrupa ülkelerinde büyüme potansiyelinin yüksek olduğunu görüyoruz. Sistematik ve profesyonel çalışma tempoları ile ürün hakkında verdikleri geri bildirimler, gelişim ve ilerleme açısından çok önemli. Son yıllarda Avrupa’nın yükselen yıldızı olan İspanya, birçok fırsat barındırıyor. Gerek diğer ülke ekonomileri üzerindeki etkisi gerek geniş ekonomisi, doğru ekonomi ve siyasi yönetimiyle Avrupa ülkeleri arasında ciddi fırsatlar sunuyor. Balkan ülkeleri, kültürel ve konumsal olarak bize yakınlıklarıyla her zaman odaklanmamız gereken en önemli pazarlardan. Avrupa Birliği’nin bu ülkelere ciddi oranda desteği var. WoodTech Fuarı sayesinde her yıl Balkan ülkelerinden birçok firma temsilcisini standımızda misafir ediyoruz. Bu pazarlarda birçok Fen-iş Makine kullanıcısı bulunuyor. Ürettiğimiz yeni teknolojileri tanıttığımız ve hizmetlerimiz hakkında bilgi verdiğimiz WoodTech Fuarı, Balkan pazarı için uygun bir fuar. Bunun yanında Güney Amerika ve Afrika pazarları da gelişmekte olan pazarlar arasında dikkat çekiyor.
“Firmalar tek başlarına değil, oluşturdukları ekosistem kadar güçlü”
- Sektördeki diğer üreticilerle iş birliği ve ortak projeler geliştirme konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce bu, sektörün gelişimi için ne kadar önemli?
Bugünün dünyasında firmalar, tek başlarına değil, oluşturdukları ekosistem kadar güçlü. Bu konu, odaklanmamız gereken en önemli başlıkların başında geliyor. Diğer dünya ülkelerinde bu sistemin mükemmel işlediğini gözlemliyoruz. Sektörel birliktelikler, dernekler ve benzeri araçlar aracılığıyla imkanlarımızı, tedarik zincirimizi, tecrübelerimizi ve networkümüzü diğer sektör ortaklarımızla paylaşarak ülke olarak kalkınmamız ve yurt dışı pazarlarda rekabet gücümüzü artırmamız mümkün. Bu adımlar, yerli üreticiler olarak fiyat rekabetiyle ürettiğimiz ürünleri değersizleştirmekten ziyade, birlik halinde ürünlerimize ekstra katma değer sağlayarak yurt dışı pazarlarda ürünlerimizi daha yüksek kalite ve değerle sunabilmemizin anahtarı.
- Sürdürülebilirlik başlığı, ihracatçı firmalar için çok kritik bir yere geldi. Yeni birçok düzenleme ve yaptırım kapıda. Firmanızda bu gelişmeleri takip edip, kendi içinizde düzenlemeler yapıyor musunuz?
Sürdürülebilirlik, sadece ihracatçı firmalar için değil, tüm dünya insanları için çok önemli bir konu. Tüm dünyada yaşam için gerekli kaynaklar kısıtlı ve günden güne azalıyor. Üretimde enerji verimliliğini artıracak yatırımlar yapıyor, geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımını önceliklendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarıyla karbon ayak izimizi azaltmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilirliği yalnızca bir ihracat kriteri olarak değil, gelecek nesillere karşı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. Gelecekte makine sektöründe kazanan firmalar, en ucuz ürünü üretenler değil; müşterisine en yüksek verimlilik ve hassasiyeti, en güçlü satış sonrası desteği ve en sürdürülebilir çözümü sunabilen firmalar olacak. Biz de tüm yatırımlarımızı bu vizyon doğrultusunda gerçekleştiriyoruz.
“Firma olarak hiçbir zaman fiyat odaklı bir rekabet yaklaşımımız olmadı”
- İhracat pazarlarınızda rekabet gücünüzü artırmak için hangi stratejilere odaklanıyorsunuz?
Rakipleri ve pazarları iyi analiz ediyoruz. Kullanıcı alışkanlıklarını ve pazarın beklentilerini değerlendirerek üretimimizi şekillendirebiliyoruz. Üretim programımızda bulunan tüm makineleri standart olarak fabrikamızda ürettiğimiz gibi, müşteri taleplerine özel olarak spesifik hale getirebilmemiz ve bazı değişiklikleri hızlı bir şekilde makinelerimize adapte edebilme kabiliyetimiz, üretilen ürünün müşterimizin tam ihtiyacına yönelik olması konusunda bizi bir adım öne taşıyor. Sektörde üretilen standart makineleri aynı şekilde üretmek, rekabet konusunda üreticilerimizi zorlayan bir faktör. Firma olarak hiçbir zaman fiyat odaklı bir rekabet yaklaşımımız olmadı. 56 yıllık üretim geçmişimizde her zaman inovasyon, fonksiyonellik, ürün kalitesi ve satış sonrası hizmetler konularında ayrışmaya çalıştık. Ürettiğimiz ürünlerin doğru pazarlarda ulaşılabilir olması için günlük maliyet analizleri yapmak ve ürünün kalite seviyesini yükselterek minimum maliyetlerle üretim yapmak ana prensibimiz. Biz fiyatla değil, müşterilerimize sağladığımız toplam değerle rekabet etmeyi tercih ediyoruz.
