Ağaç işleme makine sektöründe son dönemde yatırım kararları kadar verimlilik, otomasyon ve satış sonrası hizmetler de öne çıkmaya başladı. Artan maliyetler ve değişen rekabet koşulları, firmaları daha az kaynakla daha yüksek üretim sağlayacak çözümlere yönlendirirken, ihracat pazarlarında da yeni dengeler oluşuyor. Ligno Makine Ortağı Kenan Arıcı, makinlerin birbiriyle haberleştiği, iş emirlerinin merkezi sistemlerden doğrudan üretime aktarıldığı ve daha az insan kaynağıyla daha yüksek verimlilik sağlanan bir döneme doğru ilerlenildiğini belirterek, bu dönüşüme hazırlıklı olan firmaların avantaj elde edeceklerini dile getirdi.

Son yıllarda ağaç işleme makine sektöründe yalnızca ekonomik dengeler değil, yatırım alışkanlıkları da değişiyor. Artan maliyetler ve nitelikli iş gücüne erişimde yaşanan zorluklar, firmaları daha az çalışanla daha yüksek verimlilik sağlayacak çözümlere yönlendirirken; otomasyon sistemleri, akıllı üretim uygulamaları ve satış sonrası hizmetler rekabetin belirleyici unsurları haline geliyor. Ligno Makine Ortağı Kenan Arıcı ile gerçekleştirdiğimiz röportajda, sektörün güncel görünümünü, değişen yatırım tercihlerini, öne çıkan ihracat pazarlarını ve geleceğin üretim anlayışını konuştuk.

  • 2026 yılının ilk çeyreği Türk ağaç işleme makine sektörü için genel olarak nasıl geçti? İkinci çeyrek ile ilgili öngörüleriniz nelerdir?

2024 ve 2025 yılları sektör açısından zorlu geçti. Özellikle 2025 yılında pazarda ciddi daralmalar yaşandı. 2026 yılına ise daha umutlu başlamıştım. Ancak şubat ayında yaşanan Hürmüz krizi, ardından dünyada yaşanan siyasi gelişmeler nedeniyle ilk çeyrek oldukça durgun geçti. Hem yerli üreticiler hem de ithalatçılar açısından yatırımların önemli ölçüde yavaşladığını gördük. Savaş ve jeopolitik kriz dönemlerinde ilk frene basılan alan yatırımlar oluyor. Ayrıca Hürmüz krizinin ardından faiz oranlarının yeniden yükselişe geçmesi de yatırım iştahını azalttı. Bu gelişmeler hem enflasyonu hem de kredi maliyetlerini etkilediği için makine yatırımları belirli ölçüde sekteye uğradı.

“Sürdürülebilir kalite en önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor”
  • Türk üreticileri ve ithalatçıların uluslararası pazardaki rekabet gücünü nasıl değerlendirirsiniz?

Türk üreticileri sektörümüz için büyük önem taşıyor. Ancak Çin ve Hindistan başta olmak üzere Uzak Doğu ülkelerinden gelen yoğun rekabet nedeniyle yerli üreticiler ciddi zorluklarla karşı karşıya. Bu noktada maliyet ve kalite dengesini doğru kurmaları gerekiyor. Biz ithalatçılar daha çok kaliteli ve üst segment makinelerle rekabet etmeye çalışıyoruz. Çünkü başka bir seçeneğimiz yok. Ancak yerli üreticiler, Uzak Doğu ile Avrupa arasındaki konumlarını doğru belirlemek zorundalar. Hedef pazarlarını koruyabilmeleri ve büyütebilmeleri için rekabet güçlerini ve kalite seviyelerini artırmaları gerekiyor. Bu noktada sürdürülebilir kalite en önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

“En büyük potansiyel Suriye, Irak ve İran başta olmak üzere yakın coğrafyamızda bulunuyor”
  • Sektörün en önemli hedef pazarları hangileri? İhracat pazarlarını genişletmek için neler yapılması gerekiyor?

Son yıllarda Türk üreticileri bazı pazarlarda Uzak Doğu menşeli ürünlere karşı pazar kaybı yaşadı. Ancak bunun kalıcı olacağını sanmıyorum. Çünkü Uzak Doğulu üreticiler pazara ağırlıklı olarak fiyat avantajıyla girdiler. Buna karşılık satış sonrası hizmetler konusunda aynı seviyede olduklarını düşünmüyorum. Hürmüz Boğazı ve Süveyş Kanalı gibi bölgelerde yaşanan gelişmeler lojistik süreçleri de zorlaştırıyor. Bu durum Uzak Doğu’dan gelen ürünleri etkiliyor. Yerli üreticiler için ise Avrupa pazarında orta segment, fiyat-kalite dengesi yüksek makinelerle önemli fırsatlar bulunuyor. Burada en önemli konu satış sonrası hizmetler ve güçlü satış kanalları oluşturabilmek. Avrupa ve Amerika önemli hedef pazarlar arasında yer alıyor. Bunun yanında Afrika Bölgesi de gelişen pazarlar olarak dikkat çekiyor. Bana göre en büyük potansiyel ise Suriye, Irak ve İran başta olmak üzere yakın coğrafyamızda bulunuyor. Bölgedeki istikrarsızlıkların sona ermesi halinde bu ülkeler Türk üreticileri için çok önemli pazarlar haline gelebilir. Coğrafi yakınlık, lojistik avantaj ve kültürel benzerlikler nedeniyle bu bölgelerden umutluyum.

“Finans, markalaşma, üretim altyapısı ve teknik bilgi birbirini tamamlayan unsurlar”
  • Küresel ekonomide yaşanan değişimler ve krizler karşısında sektörün çözüm bekleyen en önemli sorunları nelerdir?

Bana göre; sektörün en önemli konusu finansman. Bunun yanında kurumsallaşma ve markalaşma da büyük önem taşıyor. Finans, markalaşma, üretim altyapısı ve teknik bilgi birbirini tamamlayan unsurlar. Firmaların teknik yapılarını geliştirmeleri ve insan kaynağını korumaları gerekiyor. Bana göre bir işletmenin en büyük zenginliklerinden biri yetişmiş iş gücüdür. Makine veya finansman bir şekilde sağlanabilir ancak yetişmiş insan kaynağını oluşturmak uzun yıllar alır. Kaybetmek ise çok daha kolaydır. Bu nedenle kriz dönemlerinde tasarruf yapılacak alanlar olsa da insan kaynağının korunması gerektiğini düşünüyorum.

“Dönüşüme hazırlıklı olan firmalar avantaj elde edecek”
  • Önümüzdeki dönemde sektörü hangi teknolojik gelişmeler bekliyor?

Yapay zeka çok hızlı gelişiyor ve birçok alanda kullanılmaya başlandı. Ancak sektörümüzde en önemli gelişmelerin otomasyon sistemleri ve nesnelerin interneti (IoT) alanında yaşanacağını düşünüyorum. Makinlerin birbiriyle haberleştiği, iş emirlerinin merkezi sistemlerden doğrudan üretime aktarıldığı ve daha az insan kaynağıyla daha yüksek verimlilik sağlanan bir döneme doğru ilerliyoruz. Bu dönüşüme hazırlıklı olan firmalar avantaj elde edecek. Geçmişte olduğu gibi önümüzdeki yıllarda da değişime uyum sağlayabilen firmalar büyüyecek, uyum sağlayamayanlar ise zorlanacak. Bu süreç yalnızca üretimi değil, satış sonrası hizmetleri ve pazarlamayı da daha önemli hale getirecek. Bugün kaliteli üretim işin yalnızca bir kısmını oluşturuyor. Satış sonrası hizmetler, montaj ve müşteri ilişkileri de en az üretim kadar önem kazanıyor. Hizmet tarafının önümüzdeki dönemde daha da öne çıkacağını düşünüyorum.

“Hem ekibi hem de ortaya koyduğu  vizyon ile yol gösterici bir rol üstleniyor”
  • AİMSAD’ın sektöre yönelik çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yaklaşık 10 yıldır AİMSAD’ın çalışmalarını yakından takip ediyorum. Diğer sektör dernekleriyle kıyasladığımda AİMSAD’ın sektöre gerçekten önemli katkılar sunduğunu düşünüyorum. AİMSAD, sektörün bir araya gelmesini sağladı ve sektörün önünü açacak doğru adımları atmaya devam ediyor. Hem ekibi hem de ortaya koyduğu vizyon ile yol gösterici bir rol üstleniyor. Ben AİMSAD’ı sektör için bir deniz feneri gibi görüyorum; yol gösteren, sektörü aydınlatan ve geleceğe taşıyan bir yapı olarak değerlendiriyorum.

“Firmalar daha az çalışanla daha fazla üretim yapabilecek çözümlere yöneliyor”
  • Son dönemde ithalatçı firmalar açısından en çok talep gören makine ve teknoloji grupları hangileri oldu? Müşteri taleplerinde nasıl bir değişim var?

Mobilya ve kereste endüstrisinde bazı klasik makine yatırımları devam ediyor. Ancak yüksek enflasyon, kalifiye personel bulmadaki zorluklar ve işçilik maliyetlerindeki artış nedeniyle firmalar daha az çalışanla daha fazla üretim yapabilecek çözümlere yöneliyor. Bu nedenle otomasyon ve mekanizasyon yatırımları ön plana çıkmış durumda. Özellikle otomatik besleme sistemleri, giriş-çıkış üniteleri ve iş gücü tasarrufu sağlayan çözümler daha fazla tercih ediliyor. Eskiden firmalar tekil makineler satın alırken bugün aynı makinenin önüne ve arkasına otomatik besleme ve çıkış sistemleri ekleyerek operatör ihtiyacını azaltabiliyorlar. Hatta bir operatörün birden fazla makineyi kontrol ettiği uygulamalar yaygınlaşıyor. Kısacası sektör, klasik makinelerden otomasyon destekli, otomatik giriş-çıkış sistemlerine sahip makinelere doğru yöneliyor.