Dünya Turu

Mezopotamya’nın kucağında bir ülke: IRAK

Mezopotamya’nın kucağında bir ülke: IRAK

Bu sayımızda sizleri, Ortadoğu’da bulunan en stratejik bölgelerden bir tanesi olan Irak’a götürüyoruz. Sahip olduğu petrol rezervleri sayesinde bulunduğu bölgenin en önemli ülkeleri arasında gösterilen Irak, karışık siyasi tarihinden kültürel yapısına kadar herkesin ilgisini çeken bir ülke.

Batı Asya’da yer alan Irak, Türkiye’nin güney doğu komşusu. Türkiye ile arasındaki kara sınırının toplam uzunluğu 378 kilometre olan Irak’ın en uzun sınırı ise İran ile.  Türkiye – Irak arasındaki bu sınır 1926 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile karara bağlandı. Körfez ülkeleri arasında yer alan Irak, Suudi Arabistan ve İran’dan sonra en büyük yüz ölçümüne sahip ülke. Kuzeyde Türkiye, doğuda İran, güneydoğuda Kuveyt, güneyde Suudi Arabistan, güneybatıda Ürdün, batıda ise Suriye ile sınır komşusu olan Irak petrol rezervleri açısından oldukça zengin bir ülke.

Irak’ın en önemli şehri aynı zamanda başkent de olan Bağdat, diğer önemli şehirleri ise; Basra, Kerbela, Necef, Ramadi, Felluce, Musul, Kerkük, Erbil ve Süleymaniye. Türkiye’de doğan ve Irak topraklarına kadar ilerleyen Dicle ve Fırat, ülkenin en önemli iki akarsuyu konumunda. Ülkeyi baştan başa gezen Dicle ve Fırat Nehirleri geniş ovalara bereket katıyor.  Tarihin ilk ve büyük medeniyetlerinden bir kısmına ev sahipliği yapan “Mezopotamya Medeniyeti” de bu iki akarsuyun etrafında ve ortasında gelişmiş.

Abbasilerin başkenti oldu

Dünyanın ilk yerleşim merkezlerinden biri olan Mezopotamya bölgesinde bulunan Irak’ta, M.Ö. 7. yüzyıla kadar Sümer, Akad, Babil ve Asurlar hüküm sürdü, daha sonra bölge Perslerin yönetimine geçti. İslamiyet’ten önceki Araplar ise Main, Sebai ve Himyeri devletlerini bu gölgede kurdular. 762 yılından itibaren Bağdat, yeniden inşa edilerek Abbasilerin başkenti oldu. Irak özellikle, halife Harunürreşid ve oğlu Me’mun döneminde dünyanın en önemli ilim ve kültür merkezi haline geldi. 1258 yılında Moğol Hükümdarı Hülagü Irak’a girerek tüm şehirleri yakıp yıktı. Daha sonrasında ise sırasıyla Celayirliler, Timuroğulları, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Sefaviler Irak’a yerleştiler.

Beş asırlık Osmanlı hakimiyeti

1534 yılında, Kuzey Irak’ın Osmanlı topraklarına katılmasından tam 17 yıl sonra Kanuni Sultan Süleyman Irak’ın tamamını fethetti. Beş asır boyunca Osmanlı hakimiyeti altında kalan Irak parlak bir dönem geçirdi. Ancak Irak’ta bulunan petrol sahalarını ele geçirmek isteyen İngilizler, 15 Ekim 1914’te Bahreyn’i, 23 Kasım 1914’te de Basra’yı işgal ettiler. Bunun üzerine Osmanlı Devleti tarafından Irak Cephesi açıldı. Osmanlı, İngilizlerin başlattığı işgale karşı koyamadı. Bunun üzerine İngilizler İran’da bulunan Ahvaz’ı da ele geçirdi. İngilizler bu cephede genellikle sömürgesi altında bulunan Hindistan’dan topladığı askerleri cepheye gönderdi. İngilizler daha sonrasında Kut’ül Ammare’yi ele geçirip Bağdat’ı almak için saldırıya geçtiler. Osmanlı Kuvvetleri, İngilizleri Selman Pak’ta durdurdu. Çarpışmaların ardından İngilizler 26 Kasım 1915 yılında geri çekildiler. Ancak 1917 yılında bekledikleri güce tekrar ulaşan İngilizler, yeniden harekete geçtiler ve 11 Mart 1917 yılında Bağdat’a girdiler.

İngiliz mandası altına girdi

1918 yılında aldıkları takviyelerle iyice güçlenen Britanya birlikleri, petrol yataklarının bulunduğu Musul’a ulaşamadı. Ancak, Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından sonra, 15 Kasım 1918 tarihinde, mütarekenin yedinci maddesini dayanak göstererek Musul’a asker çıkardılar. Altıncı Ordu Kumandanı Ali İhsan Paşa, Musul’un İngilizlere bırakılmasını reddetse de İstanbul Hükümeti’nden gelen emre uyarak Nusaybin’e geri çekildi ve Britanyalılar çarpışmadan Musul’a asker çıkarabildiler. 1920 yılında yapılan son Roma Konferansında da Irak’ın İngiliz mandası altına girmesi kararlaştırıldı. 1930 yılına gelindiğinde ise Irak hükümeti bağımsız bir devlet olma yolunda Birleşik Krallık ile 25 yıllık bir anlaşma imzaladı ve 1932 yılında Milletler Cemiyeti’ne bağımsız bir devlet olarak katıldı. Ancak 1933’te Kral Faysal’ın ölümünün ardından ülkede dinsel ve etnik çatışmalar artmaya başladı.

II. Dünya Savaşında yer almadı

Irak tarihi boyunca, bulunduğu konum, siyasi otorite kaygısı, sahip olduğu petrol rezervleri ve daha farklı birçok sebep nedeniyle darbelere ev sahipliği yaptı. 1936’da Kürt kökenli bir albay olan Bekir Sıdkı’nın desteğini alan Hikmet Süleyman hükümeti ele geçirdi. Bir süre sonra ordu içinde bulunan muhalif kanat Bekir Sıdkı’yı öldürdü ve yönetime ağırlığını koydu. Bu olay sonrasında hükümet içindeki çatışmalar daha da artmaya başladı. 1941 yılının mayıs ayına gelindiğinde ise Mayıs Harekatı olarak da bilinen ikinci bir darbe daha gerçekleştirildi. Almanlar yaptıkları darbe ile kendilerine yakın bir yönetimi başa getirseler de yapılan ikinci darbe ile İngilizler tekrar hakimiyeti ele geçirdi. II. Dünya Savaşı’nda İngilizler Irak’ı da Almanya’ya karşı savaşa girmeye teşvik etse de Irak yönetimi savaşa girmeyi kabul etmedi. II. Dünya Savaşı sonrasında güç dengelerinde büyük değişimler yaşandı. Birleşik Krallığın hakimiyetini kaybetmesi sonrasında ortaya çıkan boşluğu ABD ve Sovyetler Birliği doldurmaya başladı. Söz konusu bu dönemde, Irak, Sovyetler Birliğinin yanında yer aldı.

Petrol gelirleri artmaya başladı

1958 yılında gerçekleşen darbe ile krallık yıkıldı, cumhuriyet ilan edildi ve General Abdülkerim Kasım cumhurbaşkanı oldu. Yaşanan bu olaydan sonra Orta Doğu’daki tüm dengeler değişmeye başladı. Tarihler 8 Kasım 1963’ü gösterdiğinde ise Baas Partisi mensupları yeni bir darbe girişiminde bulundular. General Abdüsselam Arif yeni lider oldu. Arap ülkelerinin 1967’de Altı Gün Savaşı’nda İsrail’e yenilmesinin ardından ülkedeki Baas hareketine olan destek artmaya başladı. 17 Temmuz 1968’de gerçekleşen darbenin ardından iktidar tamamen Baasçılara geçti. Hükümet programı konusunda başlayan anlaşmazlıklar üzerine Baas yanlısı Saddam Hüseyin’in başında bulunduğu bir grup subay, diğerlerini saf dışı bıraktı. Devlet başkanlığı ve başbakanlık görevine El-Bekir getirildi. Hükümete ağırlığını koyan Baas Partisi, hemen hemen bütün kurumları ele geçirdi. Temmuz 1979’da ise Saddam Hüseyin Irak Devlet Başkanı oldu. Petrol gelirleriyle Irak’ın hızlı bir ekonomik büyüme yaşamasını sağlayan Saddam Hüseyin aynı zamanda otoritesini de güçlendirdi. Saddam Hüseyin, İran-Irak ve Körfez Savaşları’ndan sonra iktidarını korumayı başardı.

İdari olarak 18 eyaletten oluşuyor

2003 yılında ABD Başkanı George W. Bush ve Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, Irak’ın kitle imha silahlarına sahip olduğunu ve Saddam’ın El-Kaide ile ilişkileri olduğunu iddia etti. Ardından, ABD ve Birleşik Krallık öncülüğündeki koalisyon güçleri Irak’ı işgal etti. Harekattan üç hafta sonra başkent Bağdat ele geçirildi ve Saddam Hüseyin iktidarı sona erdi. Yaklaşık sekiz ay sonra yakalanan Saddam Hüseyin 30 Aralık 2006 tarihinde asılarak idam edildi.  Halen ABD’nin güdümündeki Irak’ta, yetkileri sınırlı cumhurbaşkanlığı Kürtlere, yetkileri geniş başbakanlık Şii Araplara, bakanlıklar da nüfusları nispetinde etnik gruplara veriliyor. Irak, idari olarak 18 eyaletten oluşuyor. Bu eyaletler ise şöyle; Bağdat, Selahattin, Diyala, Vasit, Maysan Basra, Zi Kar, Mutanna, Kadisiye, Babil, Kerbela, Necef, Anbar, Nineve, Dohuk, Erbil, Kerkük, Süleymaniye.

Günlük yaklaşık 4,4 milyon varil ham petrol üretimi

Petrol, 20. yüzyılın başlarından beri ülkenin en önemli gelir kaynağı. Ham petrol ihracatının milli gelirin yüzde 60’ını, kamu gelirinin ise yüzde 90’ınını oluşturduğu Irak sahip olduğu 143 milyar varillik ham petrol rezervleri ile dünyada beşinci sırada yer alıyor. Bununla beraber günlük yaklaşık 4,4 milyon varilin üzerinde ham petrol üretimiyle OPEC üyeleri arasında Suudi Arabistan’dan sonra ikinci sırada bulunuyor. Güneyde bulunan Rumelia Sahası, 17 milyar varil seviyesiyle ülkenin en büyük petrol rezervi. Irak’ta petrol keşfedilmeden önce, en önemli geçim kaynağı tarımdı. Ancak petrolün keşfiyle beraber, tarım ülkesi olan Irak, petrol ülkesi konumuna geçti. Ancak yine de ülkede petrolden elde edilen gelirin büyük bir bölümü tarım arazilerinin modernizasyonu için kullanılıyor.

Nüfus hızlı bir şekilde artıyor

Farklı mezheplerden insanların yaşadığı Irak’ta nüfus hızlı bir şekilde artmaya devam ediyor. 2020 yılına ait verilere göre; ülkenin nüfusu 40 milyona kadar ulaştı. Nüfusun yüzde 55-60’ı Şii Müslüman, yüzde 37- 40 arası Sünni Müslüman, yüzde 2-3 Hristiyan olarak dinsel nüfusa ayrılmış durumda. Irak nüfusu etnik olarak ise; yüzde 51-54 arası Şii Arap, yüzde 20-21 arası Sünni Arap, yüzde 19-20 arası Kürt, yüzde 8- 9 arası Türkmen, yüzde 2- 3 arası da Hristiyan nüfus olarak kayıt altına alınmış.

Tuzluluk yüzünden her yıl ekime elverişli alanların yüzde 1’i terk ediliyor

Bölgeden bölgeye iklim değişikliklerinin gözüktüğü Irak’ta alüvyon ovalar, çöller ve öteki düzlük alanlarda sıcak ve kurak bir iklim hüküm sürerken, ülkenin daha yüksek olan kuzeydoğu kesiminde nemli ve daha serin bir iklim görülüyor. Kışların soğuk ve kurak geçtiği Irak’ta, yaz mevsimi ise oldukça sıcak geçiyor. Bu durum da ülkenin çoğunlukla çöl yapısına sahip olmasına neden oluyor. Mayıstan sonra kuzeybatıdan düzenli ve sürekli bir biçimde esen kuzey rüzgarları bütün ülkeyi etkisi altına alıyor. Bu kara kökenli kurak hava kütleleri haftalarca ve bazen aylarca süren yüksek sıcaklara neden oluyor. Temmuz ayında şiddetli kum fırtınalarının sıklıkla karşılaşıldığı Irak’ta mayıs-ekim ayları arasında genellikle yağış görülmüyor. Türkiye ve İran sınırına yakın bölgeleri dağlık, çoğunlukla da düzlük arazilerden oluşan Irak topraklarının yüzde 13’ü tarım alanı, yüzde 10’u otlak, yüzde 4’ü orman ve çalılıklar oluşturuyor. Yine İran sınırında bataklıklar görülebiliyor. En yüksek yerleri 2 bin 625 metre ile Handran ve bin 500 metre ile Sincar Dağı. Irak’taki topraklar genellikle, kalın alüvyonlu birikintiler ve ince topraklar şeklinde. Büyük nehirlerin çevresinde bulunan alüvyonlu topraklar önemli miktarda humus ve kil içeriyor. Her iki gruba giren topraklarda yağışları izleyen sıcak ve kurak havaların yol açtığı sürekli bir tuzluluk sorunu mevcut. Bu sebepten dolayı, Dicle ve Fırat’ın tuzluluk oranı Irak topraklarından geçerken üç kat artıyor. Yapılan hesaplamalara göre; tuzluluk yüzünden Irak’ta her yıl ekime elverişli alanların yüzde biri terk ediliyor.

Irak’ın topografik ve dağlık yapısı nedeniyle, bitki örtüsü genellikle bozkır ve orman şeklinde görülüyor. Ülkenin kuzeyindeki dağlık bölgede ve tüm İran sınırında kavak, söğüt ve meşe, alıç, kiraz eriği, kuşburnu, dağ elması, ahlat, üvezin yanı sıra yabani ağaçlar ve çayır otları bulunuyor. Irak’ın güneyinde ise genelde çöl ağaçları olan hurma ve palmiye ağaçları hakimiyeti söz konusu. Zagros Dağları’nda 600-1.800 metre arasındaki kesimlerinde bulunan seyrek meşe ormanları zamanla çalılıklara dönüşmüş. Bu kesimlerin yukarısında Alp kuşağındaki türlere benzer bitkilere ve bodur ağaçlara rastlanıyor. Yoğun ağaç kesimi ve aşırı otlatma yüzünden ormanlar ülke topraklarının ancak yüzde 4’ünü kaplıyor.

Göçmen kuşların uğrak noktası

Zengin hayvan varlığı önemli ölçüde azalan Irak’ta oriks ve yaban eşeği gibi türlerin soyu neredeyse tükenmiş durumda. Bununla beraber bilinen son aslan 1910’larda vurulmuş. Irak’ta çakal, sırtlan, yabandomuzu, yarasa, sansar, porsuk, kertenkele ve kaplumbağa gibi hayvanları sıklıkla görmek mümkün. Nehirlerde ve göllerde sazan, bıyıklıbalık, yayınbalığı ve çöpçübalığı yaşıyor. Irak’ta serçe, kınalı keklik, bıldırcın, ibibik, güvercin, yaban güvercini, ördek, yaban ördek, bayağı dağ bülbülü gibi kuşlar da bulunuyor. Aynı zamanda yıl içinde Irak’a çok sayıda göçmen kuş da uğruyor.

Orta Doğu mutfaklarından etkilenmiş

Arap kültürünün mirasçısı olan Irak mutfağı, Orta Doğu mutfaklarından etkilenmiş. Ayrıca Irak mutfağı yörelere göre de farklılıklar gösteriyor. Mutfağın temel malzemeleri kuzu eti, yöresel baharatlar, pirinç ve bulgurdan oluşuyor. Irak mutfağının temel bileşenlerini kebaplar, lahmacunlar, etli yemekler ve hamurlu tatlılar oluşturuyor.

Tarihi yapıları göz dolduruyor

Önemli bir tarihe sahip olan Irak’ta gezilip-görülmesi, ziyaret edilmesi gereken birçok yer bulunuyor. Irak’a gittiğinizde, 2014 yılından bu yana UNESCO Dünya Miras Listesinde yer alan Erbil Kalesini muhakkak ziyaret etmelisiniz. Irak’ın geleneksel kültürünü görüp, yöresel lezzetlerinin tadına bakıp, otantik eşyalar satın alabileceğiniz bir lokasyon arıyorsanız sizin için doğru adres, Qeyseri Çarşısı olacaktır. Abbasiler döneminde inşa edilen ve o dönemden bu yana ayakta kalabilen tek Abbasi yapısı olan Abbasi Sarayı, İran ve Orak arasında yaşanan savaş sonrasında, El-Faw Yarımadası’nın geri kazanılması sebebiyle inşa edilen ve Su Sarayı ismiyle de bilinen Al-Faw Sarayı da ziyaretçilerini bekleyen diğer adresler arasında.

Türkiye – Irak ekonomik ilişkileri

En çok Çin, Hindistan, Güney Kore, ABD, İtalya, Yunanistan, Singapur ve Hollanda’ya ihracat yapan Irak’ın ithalat yaptığı başlıca ülkeler ise şu şekilde; BAE, İran, Çin ve Türkiye, Hindistan, Güney Kore, ABD, Almanya ve Japonya. Türkiye, Irak’a en çok mücevherat, mobilya, un, tavuk eti, bisküvi ve gofret, hijyenik havlu ve bebek bezi, izole kablo ve teller, kuru baklagiller, soya küspesi, demir-çelik eşya ve plastik boru ihraç ediyor. Türkiye’nin ithalatında önemli bir yer tutan Irak’tan sadece altın ve petrol ithal ediliyor. TÜİK 2021 Mart Dış Ticaret İstatistiklerine göre; mart ayında Irak’a 927 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Bu rakam ocak-mart dönemi için de 2 milyar 376 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2005 yılında Erbil, Süleymaniye ve Duhok vilayetlerinden oluşan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) hayata geçirilmesi, ticari ilişkilerde de ilerlemeler kaydetti. 2006 yılından bu yana Irak’taki diğer bölgelere göre sağlanan daha güvenlikli ve istikrarlı ortam sayesinde bu bölgede ticari ve ekonomik faaliyetlerde artış gözlemlenmekte. Nüfusu yaklaşık 4,5 milyon olan Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, 80 bin kilometre kare alana sahip. Bölgenin ekonomisi petrol, tarım ve turizme dayanıyor. Irak’ın toplam 143 milyar varillik petrol rezervinin 45 milyar varili bu bölgede yer alıyor. Ayrıca bölgede zengin doğalgaz rezervleri de bulunuyor. Türkiye’nin Irak’a ihracatının yüzde 70’inin IKBY yönetimine bağlı Erbil, Dohuk ve Süleymaniye’ye gerçekleştirildiği tahmin ediliyor.

Türkiye’den Irak’a yaklaşık 6,5 milyon dolarlık ihracat

Türkiye, ağaç işleme makineleri sektöründe Irak’a 2020 yılında toplam 6 milyon 418 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İhracat rakamları 2019 yılında 6 milyon 183 bin dolar, 2018 yılında ise 6 milyon 665 bin dolar olarak gerçekleşmişti. 2019 yılında ihracat oranı bir miktar düşse de 2020 sonunda ihracat rakamları eski seviyelere ulaştı. Bununla beraber, rakamlar incelendiğinde, 2020 yılında Irak’a yapılan toplam ağaç işleme makineleri ihracatının yüzde 74’lük gibi çok büyük bir bölümünün Türkiye tarafından gerçekleştirildiği görüldü. 2019 yılında bu oran yüzde 64, 2018’de de yüzde 69 seviyesindeydi.

Türkiye 2020 yılında Irak’a toplam 2 milyon 678 bin dolar ile en çok testere makineleri satışı gerçekleştirdi. Testere makineleri ihracatını sırasıyla, 2 milyon 290 bin dolar ile diğerleri kategorisinde yer alan makineler ve 815 bin dolar ile planya, freze veya keserek kalıplama makineleri takip etti. Irak’ın AİM sektöründeki toplam ithalatı ise 2018 yılında 9 milyon 721 bin dolar, 2019’da 9 milyon 647 bin dolar ve 2020’de 8 milyon 650 bin dolar olarak gerçekleşti. Verilere bakıldığında, Irak’ın ithalat oranlarının her yıl azaldığı gözlemleniyor.


takipçi satın al instagram takipçi satın al twitter takipçi satın al tiktok takipçi satın al youtube abone satın al facebook takipçi satın al twitch takipçi satın al porno izle