Türk ağaç işleme makineleri sektörünün güncel durumu ve ihracat odaklı dönüşüm süreci üzerine gerçekleştirdiğimiz röportajda, Novo Makina Firma Sahibi Semih Palabıyık, 2025’in ilk yarısına dair değerlendirmelerini, hedef pazarlara yönelik stratejilerini ve üretimde karşılaşılan yapısal sorunlara ilişkin çözüm önerilerini paylaştı. Palabıyık özellikle markalaşma, nitelikli iş gücü ve yan sanayinin gelişimi konularında firmalar arası iş birliğinin zorunluluk haline geldiğini vurguladı.

Ağaç işleme makineleri sektörü, 2025 yılına temkinli bir giriş yaparken hem iç pazardaki durağanlık hem de küresel gelişmeler firmaları ihracat odaklı stratejilere daha da yönlendirdi. Bu sayımızda, Novo Makina Firma Sahibi Semih Palabıyık ile gerçekleştirdiğimiz röportajda; sektörün mevcut durumu, yapısal sorunlara yönelik çözüm önerileri ve firmanın ihracat stratejilerine dair önemli bilgiler edindik. Palabıyık, yetersiz markalaşma ve uluslararası rekabet zorluklarına değinerek, firmaların sadece makine satıcısı değil, çözüm ortağı kimliğiyle de pazarda yer almaları gerektiğini ifade etti.

2025 yılının ilk yarısı ağaç işleme makine sektörü için genel olarak nasıl geçti? Yılın ikinci yarısı ile ilgili öngörüleriniz nedir?

2025 yılının ilk altı ayı, ağaç işleme makine sektörü için genel olarak dengeli ancak dikkatli yönetilmesi gereken bir dönem oldu. Novo Makina olarak bu süreçte, özellikle yurt dışında yeni pazarlar bularak başarılı bir ilk yarı geçirdik. Yurt içinde yatırım kararlarının sınırlı kalmasına rağmen, Doğu Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere hedef pazarlarda makine satışlarımızı artırdık. 2025’in ilk yarısında, ihracat satışlarımızda geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 18 oranında artış sağladık. Özellikle Romanya ve Tunus gibi pazarlardan gelen talepler dikkat çekiciydi. 2025 yılının ikinci yarısında, özellikle yaz dönemi sonunda yurt içi ve yurt dışından gelen taleplerle hareket kazanabileceğini ve sektörün 2025’te kaybettiği ivmeyi 2026 yılında yeniden kazanabileceğini düşünüyoruz.

“Farklı ve yeni tedarikçiler ile temasa geçmeli ve maliyetleri düşürmeliyiz”
  • Mevcut ekonomik koşullarda üretim süreçlerinizi sürdürülebilir kılmak için 2025 yılında ne gibi önlemler alıyorsunuz?

Maliyetleri kontrol edip, daha verimli çalışma ortamı sağlanması gerekli. Bunları yaparken farklı ve yeni tedarikçiler ile temasa geçmeli ve maliyetleri düşürmeliyiz. Daha iyi planlama yapılarak stok maliyetleri azaltmayı düşünüyoruz. Yerinde finansal planlama ile nakit akışını dengede tutmalıyız. Aksi durumda ödemeler muhasebesinde dengesizlikler ortaya çıkabilir. Yeni teknolojilere ve süreçlere uyum ve iş gücünün yetkinliklerini geliştirmek için de program yapmayı planlıyoruz.

“Tedarikçileri performansa dayalı olarak yılda iki kez değerlendiriyoruz”
  • Gelişmemiş yan sanayi, makine üretiminde sizin için ne tür zorluklar yaratıyor ve bu konunun çözümü için firmanızda ne tür adımlar atıyorsunuz?

Novo Makina olarak, üretim süreçlerimizde yüksek hassasiyet, dayanıklılık ve performans ilkelerine bağlı kalıyoruz. Ancak Türkiye’deki yan sanayinin henüz yeterince gelişmemiş olması, üretim süreçlerimizi bazı alanlarda zorlayıcı hale getiriyor. Yan sanayi kaynaklı parçalarda yüzey işleme kalitesi ve ölçü toleransları konusunda standart dışılık oluşuyor, bu da nihai ürün kalitesini tehdit ediyor. Kapasite ve planlama eksiklikleri nedeniyle zamanında teslimatlar aksıyor ve üretim hattımızda gecikmelere neden oluyor. Ölçüm teknolojilerinde yetersizlik, işleme hassasiyetini ve güvenilirliği düşürüyor. Tasarım ve geliştirme süreçlerine katkı sağlayabilecek, teknik bilgisi yüksek çözüm ortaklarının eksikliği, firmamızın esneklik kabiliyetini kısıtlıyor. Biz firma olarak bu yapısal sorunu bir fırsata dönüştürme bilinciyle aşağıdaki adımları hayata geçiriyoruz;

  • Üretimde en hassas toleranslara sahip parçaların üretimini kendi CNC işleme merkezimizde gerçekleştiriyoruz. Bu sayede kaliteyi ve teslimat süreçlerini daha kontrol edilebilir hale getiriyoruz.
  • Uzun vadeli çalıştığımız tedarikçilere teknik destek vererek kalite seviyelerini artırmalarına yardımcı oluyoruz.
  • Tek bir tedarikçiye bağımlılığı azaltmak amacıyla aynı parçayı üretebilen en az iki alternatif yerli tedarikçi ile çalışıyoruz. Tedarikçileri performansa dayalı olarak yılda iki kez değerlendiriyoruz. Özellikle Konya, Eskişehir ve Bursa gibi organize sanayi bölgelerinde gelişmekte olan firmalarla pilot iş birlikleri yürütüyoruz.
“Sektördeki diğer üreticileri rakipten ziyade yol arkadaşı olarak görüyoruz”
  • Sektördeki diğer üreticilerle iş birliği ve ortak projeler geliştirme konusunda ne düşünüyorsunuz? Sizce bu, sektörün gelişimi için ne kadar önemli?

Novo Makina olarak, rekabetin olduğu kadar iş birliğinin de olduğu bir sektör yapısının, uzun vadede tüm paydaşlara değer kattığına inanıyoruz. Özellikle Türkiye’de gelişmekte olan ağaç işleme makineleri sektörü açısından, firmalar arası iş birlikleri birçok açıdan kritik öneme sahip. Hemen hemen tüm yerli üreticilerin karşılaştığı yan sanayi eksiklikleri, teknik insan kaynağı yetersizliği ve Ar-Ge finansmanı gibi benzer sorunlar bireysel çözümlerle değil, ortak platformlarla daha etkili şekilde ele alınabilir. Ortak tedarikçi havuzları, toplu alım projeleri, ortak Ar-Ge merkezleri gibi girişimler hem maliyetleri düşürüyor hem de kaliteyi artırıyor. Sektördeki firmaların birbirinden teknik tecrübe ve mühendislik kapasitesi öğrenmesi, özellikle özel tasarım makineler gibi alanlarda büyük avantaj sağlıyor. Örneğin; bir firmanın geliştirdiği vakum sisteminin, başka bir firmanın CNC alt yapısıyla entegre edilmesi sektöre yeni bir ürün kazandırabilir. Tek başına küçük ölçekli üreticilerin büyük pazarlara açılması ise zor. Ancak markalar bir araya gelerek, ortak tanıtım, ortak fuar katılımı ve hatta ortak yurt dışı bayi ağı oluşturabilir. Türk malı ağaç işleme makineleri algısını birlikte güçlendirmek, hepimize uluslararası pazarda daha güçlü konum sağlar. Sektörde belirli kalite standartlarının oluşturulması ve yaygınlaştırılması, sadece bireysel firmaların değil tüm sektörün itibarını yükseltir.

Biz Novo Makina olarak, sektördeki diğer üreticileri rakipten ziyade yol arkadaşı olarak görüyoruz. Sürdürülebilir büyüme, ancak iş birliğine açık, şeffaf ve paylaşımcı bir yaklaşımla mümkün. Bu amaçla; ortak projelere açık olduğumuzu, üretim kapasitesi paylaşımı, Ar-Ge iş birliği ve tedarik zinciri geliştirme gibi alanlarda çalışmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz. Ağaç işleme makineleri sektöründe üretici firmalar arasındaki iş birlikleri, yalnızca bireysel firmaların değil, tüm Türkiye sanayisinin küresel pazardaki rekabet gücünü artıracak. Bu nedenle, sektörün geleceği açısından stratejik önemde görülmeli ve cesaretle uygulanmalı.

“Sektörde ciddi bir teknik eleman açığı bulunuyor”
  • Ağaç işleme makineleri sektörünün çözüm bekleyen ilk 3 ana sorunu nedir? Bu sorunlarla ilgili çözüm önerileriniz nedir?

Nitelikli Teknik Personel Eksikliği: Ağaç işleme makineleri üretimi, teknik bilgi gerektiren alanlarda uzman personele ihtiyaç duyuyor. Ancak sektörde ciddi bir teknik eleman açığı bulunuyor. Genç iş gücünün üretim sektörüne ilgisinin düşük olması ve mesleki eğitimin sektöre uygun yetkinliklerde olmaması bu açığı büyütüyor. Bunun için meslek liseleri ve üniversitelerle iş birliği yapılarak staj ve uygulamalı eğitim programları artırılmalı. Ayrıca sektör dernekleri ve üretici firmalar, ortak platformlarda teknik eğitim merkezleri kurmalı.

Yüksek Girdi Maliyetleri: CNC ray ve araba, servo sistemler, sensörler, elektrik malzemleri gibi birçok bileşen hala yurt dışından temin ediliyor. Döviz kurlarına bağlı olarak bu parçaların maliyeti üretici firmaları ciddi şekilde zorluyor. Ayrıca lojistikte yaşanan gecikmeler de teslimat sürelerini uzatıyor. Bu stratejik parçaların Türkiye’de üretimi teşvik edilmeli. Yerli yan sanayinin desteklenmesi için Ar-Ge hibeleri sağlanmalı. Tedarik çeşitliliği yaratılarak sadece tek bir ülkeye (örneğin Almanya veya Çin) bağlı kalınmamalı.

Yetersiz Markalaşma ve Uluslararası Rekabet Zorlukları: Türkiye’deki birçok üretici kaliteli makineler üretmesine rağmen globalde bilinirliği düşük. Güçlü Avrupa markalarına karşı fiyat avantajı olsa da marka güveni ve algısı konusunda zayıflık yaşanıyor. Bu da ihracat potansiyelini sınırlıyor. Uluslararası fuarlara düzenli katılım, yabancı dilde katalog ve dijital içeriklerle desteklenmeli. Firmalar, sadece makine satıcısı değil, çözüm ortağı kimliğiyle pazarda yer almalı. Yurt dışı distribütör ağı ve servis noktaları yaygınlaştırılmalı. Devlet destekli markalaşma programları (TURQUALITY gibi) sektöre özel şekilde yaygınlaştırılmalı. Kurumsal iletişim, görsel tasarım ve dijital pazarlama alanlarında profesyonel destek alınmalı.

  • Sizce sektörün 2025 yılı için en önemli 3 hedef pazarı hangisi? İhracat pazarlarınızda rekabet gücünüzü artırmak için hangi stratejilere odaklanıyorsunuz?

Orta Doğu ve Körfez Ülkeleri (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Irak) Bu bölge, altyapı, konut ve mobilya sektöründeki yatırımlar nedeniyle yüksek makine ihtiyacına sahip. Türkiye coğrafi olarak yakın, hızlı teslimat ve teknik destek sunuyor. Özellikle palet üretim hatları, mobilya makinelerinde büyük potansiyel var.

Orta Afrika Cumhuriyetleri (Nijerya, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti) Sanayileşme sürecini hızla sürdüren bu ülkeler, yerli üretimi artırmak için ekipman yatırımlarına yöneliyor. Uygun fiyatlı ve sağlam makineler, bu pazarda tercih sebebi oluyor.

Doğu Avrupa ve Balkanlar (Romanya, Bulgaristan, Sırbistan) AB’ye yakınlığı sayesinde kalite ve sertifikasyon beklentisi yüksek ancak fiyata odaklı alımlar devam ediyor. Türkiye, Batı Avrupa kalitesine yakın üretim yaparken daha rekabetçi fiyat sunabiliyor.

Rekabet gücünü artırmak için de bu 4 strateji bizim için önemli;

  1. Yerinde servis ve teknik destek ağı kurarak müşteri memnuniyeti en üst düzeylere çıkarmak.
  2. Çözüm odaklı makina tasarımı ile farklı müşterilerin isteğine göre makine yapmak.
  3. Ülke bazlı ödeme kolaylığı sağlayarak müşteri sayısını artırmak.
  4. Tanıtım yapılan bölgeye ve dile uyumlu içerikler üreterek doğru müşteriye ulaşabilmek.