Ana Sayfa Kitap Röportajları ‘Kitap okumak bir alışkanlık değil, bir yaşam biçimi’

‘Kitap okumak bir alışkanlık değil, bir yaşam biçimi’

68

1500 kitaplık kütüphanesinde çok kıymetli eserleri muhafaza eden AİMSAD Başkan Yardımcısı Yesari Yerli, kitap okumayı bir alışkanlık değil bir yaşam biçimi olarak tanımlıyor. Kitaplığının en değerli kitabının 1932 yılında Mustafa Kemal’in direktifi ile yazılmaya başlanan 4 ciltlik 1933 yılı baskılı Lise Tarih Kitabı olduğunu söyleyen Yerli, başucu kitabının ise Kuran-ı Kerim meali olduğunu, Elmalılı Hamdi Yazır ve Süleyman Ateş tarafından hazırlanan mealleri  okuduğunu belirtti.

İş dünyasıyla yaptığımız kitap röportajlarımızda bu sayımızda; kütüphanesinde 1500 kitabı bulunan, bazılarını tekrar tekrar okuyan, sevdiği yazarın basılmış tüm kitaplarını temin eden, okuduğu kitabın ilk baskısını bulmaya çalışan, kimseye asla kitap ödünç vermeyen, kitap okumak için her gün mutlaka zaman ayıran ve her zaman başucunda 12-13 kitap bulunan AİMSAD Başkan Yardımcısı Yesari Yerli ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Yesari Bey, öncelikle kitap okuma alışkanlığınızdan bahseder misiniz? Nasıl bir okursunuz?

Kitap okumak benim için bir alışkanlık değil. Benim öyle bir alışkanlığım yok çünkü ben kitapla yaşıyorum. Boş vakitlerimde kitap okumam. Benim kitap okuma vaktim vardır ve hangi şart ve ortamda olursa olsun kitap okumayı asla aksatmam. Her gün mutlaka en az bir saat kitap okurum. Aynı kitabı dönüp dönüp tekrar okuyabilirim. Kitap okumak hayatımın bir parçası. Benim işten eve gidip kitap okumaya başlayıp sabah kitabı bitirip hiç uyumadan işe gittiğim çok olmuştur.

Kitap okumaya nasıl başladınız?

Kitap okumaya birçok kişi gibi ben de çizgi roman okuyarak başladım. Daha sonra ilkokulda iki kişi ile tanıştım. Bunlardan birisi Agatha Christie diğeri de Jules Verne’di. Bu yazarlar sayesinde dünyada farklı ülke ve insanlar olduğunu ayrıca bir problem çözümü için analitik düşünebilmenin gerkliliğini öğrendim. Ben bir yazarı okuyorsam onun Türkiye’de çıkan tüm kitaplarını okurum. Tamamı kütüphanemdedir. Hatta ilk baskılarını bulmaya çalışırım. Bu iki yazarın da tüm kitaplarını okudum. Sonra ortaokul ikinci sınıf civarında yeni bir yazarla tanıştım. Yazarın adı C.W. Ceram, kitabının ismi Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler. Bu kitap için arkeolojinin romanı derler. Arkeolojiyi, sosyal ve kültürel antropolojiyi bir roman gibi anlatır. Kitap Anadolu Medeniyetleri ile başlar beşinci bölümde Mısır Medeniyeti’ne geçer. Kitap der ki; “Şayet arkeolojiyi sevmiyorsanız ilk dört bölümü atlayın, direkt Mısır ile başlayın. Sonra severseniz tekrar başa dönersiniz zaten.” Bu kitapla beraber ben arkeoloji okumaya başladım. Ve bununla birlikte tarih okumaya başladım. Liseye geldiğimde dünya klasiklerini bitirmiştim. Ondan sonra da hep okudum ve şu anda yaklaşık 1500 kitaplık bir kütüphanem var. 10’dan fazla da sürekli takip ettiğim yazar vardır.

Kimdir bu yazarlar?

Wilbur Smith, Clive Cussler, Jean Christophe Grange, Tom Clancy, Dan Brown, Robert  Ludlum,Geln Meade… Bütün bu yazarların Türkiye’de çıkan tüm kitapları vardır bende. Wilbur Smith’in 30’a yakın kitabı çıktı hepsini okudum. Clive Cussler’ın sadece kendisinin değil üç ayrı kişi ile yazdığı 60 kadar kitabının tamamını okudum.  Bunlar ikincil kitaplarımdır. Öncelikle tarih kitapları devreye giriyor. Başta Cevat Şakir Kabaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) ve Şevket Süreyya Aydemir’in tüm kitapları olmak üzere Metin Toker’in, Cüneyt Arcayürek’in, Erol Mütercimler’in kitaplarını okudum. Osmanlı Tarihi ile ilgili İsmail Hakkı Uzunçarşı’nın 16 kitaplık büyük eserinden başlayarak tamamını okudum. Sadece 1838 Baltalimanı Anlaşması’ndan sonrası modern tarih diyebileceğimiz tarihle ilgili herhalde 150 – 200 kitabım vardır. Ve bu kitapları mukayeseli okumayı severim. Bir konuyu okuyacağım zaman hem Nutuk’tan hem Kazım Karabekir’den hem İsmet İnönü’nün hatıralarından aynı konuyu okurum. Lozan’ı okuyacağım zaman İsmet İnönü’nün yanı sıra Rıza Nur’un hatıratını da okurum. Bunlar benim birincil kitaplarımdır. Onun dışında daha severek okuduğum üçüncül kitaplarım var. Çok kafam meşgulse okuyamayacaksam o zaman da üçüncül kitaplar okurum ki bu karikatür kitabına kadar gidebilir.

Kitap okumak sizin için alışkanlık değil, peki kitapla ilişkinizi tanımlarsak…

Ben ‘Baby Boomer’ kuşağıyım. Biz kitaba farklı gözle bakarız. Kitap bizim kuşak için, benim için yarı kutsal bir şeydir. Derler ya ‘kitabın altını çizerim, işaretlerim’ diye ben bugüne kadar bir tek kitabımın bir tek köşesini kıvırmadım. Kitap ayracı kullanırım. Asla kirletmem. Kim olursa olsun hiç kimseye ödünç kitap vermem. Kimseden de ödünç kitap almam. Çok isteyen olursa satın alır veririm. Tanrılar, Mezarlar ve Bilginler kitabını en az 20 kişiye almışımdır. Kimseyle kitabımı paylaşmam. Kitap benim için bu seviyeye gelmiştir.

İlk basım kitapları bulmaya çalıştığınızı söylediniz. Kitaplığınızın en özel kitabı hangisi?

1500 kitap olan kütüphanemin en değerli kitabı 1933 yılı Lise Tarih Kitabı’dır. 1932 yılında Mustafa Kemal’in direktifi ile liseler için tarih kitabı yazılmaya başlandı. O zaman lise 4 yıldı 4 cilt halinde yazıldı. Güneş İmparatorluğu teorisinden İslam Tarihi’ne, arkeolojiye, mitolojiye, sosyal antropolojiye uzanan çok detaylı bir kitap. Bende bu kitabın orijinal 1933 baskısı var. Bir o günkü tarih kitabına bakın, bir de günümüz tarih kitaplarına. Arada çok derin farklar var.

Peki, başucu kitabınız veya kitaplarınız var mıdır?

Benim başucu kitabım Kuran- ı Kerim’dir. Elmalılı Hamdi Yazır ve Süleyman Ateş’in çevirdiği Kuran-ı Kerim Meallerini okurum. Birincil başucu kitabım budur. Özellikle okumuş olduğum bazı makaleler ve fikir yazılarında ayetlerden alıntılar yapılmışsa mutlaka asıl kaynağından bunu teyid etme ihtiyacı hissederim. İkinci bir başucu kitabım yok ama çok sık başvurduğum kitabım Nutuk’tur. Nutuk 1926 sonrası İzmir suikastı sonrası yazılmış tek yanlı bakış açısı olan bir kitaptır ama Ali Fuat Cebesoy’un, Kazım Karabekir’in anılarını okumaya başlayınca dönüp ona da bakmanız gerekir veya aynısını tam tersi için de düşünebiliriz.Celat Bayar’ın “Ben de yazdım” kitabını okumadan Kurtuluş Savaşı ve öncesini tam olarak anlamak mümkün değildir.

Şu an hangi kitapları okuyorsunuz?

Güncel kitapları da takip ediyorum. Şu an evimde komodinin üstünde tam 12 kitap var. 1970’lerin Türkiyesi, Uğur Mumcu Rabıta, İsmail Selim Erdoğan’ın Sakarya ve Büyük Taarruz, Cendere ve Merdan Yanardağ’ın iki kitabı, Murat Ağırel’in yazdığı Parsel Parsel, Erol Mütercimler’in Fikrimizin Rehberi, Rauf Orbay’ın anıları Cehenmem Değirmeni. Bu kitapları iki ya da üç ay içinde bitiririm.

Aynı anda kaç kitap okuyabiliyorsunuz?

Genelde aynı anda üç kitap okuyorum.

Ortalama bir kitabı kaç günde bitirirsiniz?

Eğer Erol Mütercimler’in Fikrimizin Rehberi’ni okuyorsanız bu iki ay sürer, Tolkien’in Yüzüklerin Efendisi’ni okuyorsanız üç ay sürer ama Merdan Yanardağ’ın kitabını okuyorsanız 48 saatte biter. Bu okuduğunuz kitabın içeriğine göre değişir. Ali Fuat Cebesoy kitapları okuyorsanız okuyup geçemezsiniz. Geri dönüp başka kaynaklara da başvurusunuz, onu yaptığınız zaman da bir iki ay sürer. Hiç okumadığım kitaplar da vardır. Mesleki kitap asla okumam. 10 saatimi iş başında geçirirken mesleki kitap okumam.

İş dünyasında kişisel gelişim kitapları çok tercih ediliyor. Onlara bakışınız nedir?

Hayır. Benim yaşım 63. Bugüne kadar edindiğim bilgilerle doğruyu bulamamışsam kişisel gelişimle kendimi geliştireceğime inanmıyorum çünkü bu yaştan sonra benim karakterim kolay kolay değişmez.

Çocukların ve gençlerin ne okumalarını önerirsiniz?

Çocukların 15 yaşına kadar kitap okumaları onların bu alışkanlığı edinmeleri ve özellikle doğru ve derinliği olan bir Türkçe’nin kazanılması açısından önemlidir. Bunu gerçekleştirmediğimiz taktirde kelime hazinesi birkaç yüz kelime ile sınırlı bir topluma dönüşülmesi kaçınılmazdır.Bu aşamada okunan kitabın içeriği kadar kitabın okunulabilmesi esasdır. Bu yaştan sonra okunacak olan kitaplar sadece genel bilgi amaçlıdır ve bu konuda farklı tercihler öne çıkabilir.

Kişisel gelişimde psikoloji üzerine kurulanların yanısıra iş dünyasında başarılı olmuş Sabancı gibi, Eczacıbaşı gibi, Koç gibi kişilerin yazdığı iş deneyimlerini anlatan kitapları okumalarını tavsiye ederim. Çok da faydalı. Günümüzü anlamak istiyorlarsa 19 Mayıs 1919’dan sonrasını çok iyi bilmek zorunda bütün herkes. Bugün ‘vatan elden gidiyor’ diyen insanlar bir an 19 Mayıs 1919 günü Samsun’da uyanan bir insan olduğunu düşünsün. Bu ülkede işgal edilmemiş kaç tane yer var? O zaman mı daha çaresizdik yoksa bu gün mü? Nereden nereye geldiğimizi çok iyi bilsinler. Ve başka bir önerim merak ettikleri ne olursa olsun onu incelesinler. Tarih olmak zorunda değil. Botaniktir zoolojidir her şey okunabilir. Bize çiçek yetiştiren insan da lazım güvercin besleyen insan da lazım. Ancak böylece kadın cinayetlerinin önüne geçebiliriz başka türlü geçemeyiz. Herkesin sevdiği konular farklı. Ne istiyorsa onu okusunlar.

Son olarak günümüz kitap okuma alışkanlıklarını nasıl buluyorsunuz?

Günümüz gençliği teknoloji çağında hızdan o kadar etkilendi ki kitap okumak onlara çok durağan geliyor. Kitap özellikle 15 yaşından sonra bir bilgi edinme aracıdır. Çağımız gençleri özellikle Y ve Z kuşağı bilgi edinmek istediği zaman bu kadar uğraşıp hamallık yapmıyor bilgiyi çok da çabuk ediniyor. Kitap okumak daha çok eski kuşaklara  özgü bir olguya dönüşüyor. Gençler bilgiyi kitaplar ve gazetelerden ziyade sosyal medyadan takip etmeyi tercih ediyorlar. Yeni kuşağa ne kadar uğraşırsanız kitap okuma alışkanlığını veremeyeceğiz  belki de. Günümüz tüketim toplumu burada da tüketime götürdü belki. Okumakla uğraşmıyor amaç neyse onu alıyor sadece. Macera kitapları, Best Seller kitaplar hiç bitmeyecektir hep olacaktır. Gençlere bilgi edinmeyi öğretmemiz lazım. Mühim olan kitap okumak değil bilgisiz ve cahil kalmamak. Bu nasıl kolayına geliyorsa öyle alsın yeter ki alsın.

Önceki İçerik‘Mobilya desteklenirse makine yatırımı artar’
Sonraki İçerikGüneşin en güzel doğduğu yer: Bingöl