MENA bölgesi enerji kaynakları, genç nüfusları ve altyapı yatırımlarıyla Türkiye için hem güçlü bir ticaret ortağı hem de önemli bir yatırım pazarı konumunda. Son yıllarda Serbest Ticaret Anlaşmaları ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesinde yürütülen iş konseyleri sayesinde ekonomik iş birliği daha da derinleşirken, Türk şirketleri bölgenin yeniden yapılanma ve çeşitlenme sürecinde etkin bir aktör haline geldi. DEİK Türkiye–Tacikistan İş Konseyi Başkanı Cihangir Fikri Saatcioğlu, bu gelişmeler ışığında Türkiye – MENA ülkelerinin ticari ilişkilerinin geleceğini ve öne çıkan fırsat alanlarını AİMSAD Dergisi’ne anlattı.

Türkiye’nin son yıllarda dış ticarette alternatif pazar arayışına yönelmesi, MENA ile ilişkilerin gelişmesinde önemli bir rol oynadı. İlk sırada Irak pazarı yer almakla birlikte kıymetli metal, plastik ve mobilya öncü ürünler arasında. Sırasıyla diğer pazarlarda şu şekilde; BAE, Mısır, Suudi Arabistan, Fas, İran, Libya ve Cezayir. Türkiye’nin halihazırda 24 ülke ile Serbest Ticaret Anlaşması anlaşması bulunuyor. Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalandığı MENA bölgesinde olan ülkeler; BAE, Katar, Tunus, Fas, Filistin, Mısır. Türkiye ile Suriye arasında Serbest Ticaret Alanı Tesis Eden Ortaklık Anlaşması 2011’de askıya alındı. 2011’de yürürlüğe giren Türkiye-Ürdün Serbest Ticaret Anlaşması 2018 tarihinde kaldırıldı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) kurduğu Türkiye-Ortadoğu ve Körfez iş konseyleri bünyesinde 13 ülke iş konseyi faaliyet gösteriyor. İş konseylerinin hedefi; Türkiye ile muhatap ülkeler arasındaki ticaret hacminin geliştirilmesi, Türkiye ile ilgili ülke arasında karşılıklı iş ve yatırım olanaklarının araştırılması ve geliştirilmesinin yanı sıra Türk markalarının bölgede tanınırlılığının artması. Ayrıca DEİK; Bahreyn, BAE, Filistin, Irak, İran, Katar, Kuveyt, Lübnan, Suriye, Suudi Arabistan, Umman, Ürdün, Yemen ülkeleri ile iş konseyleri kurdu.

Türkiye’nin MENA ülkeleriyle ticari ilişkileri

Türkiye-BAE Ticari İlişkileri: Trademap verilerine göre Türkiye BAE’ye ağırlıklı olarak külçe altın, mineral yağlar, halı ve elmas ihraç etti. Türkiye’nin BAE’den ithalatının ise yüzde 80’i yine külçe altın oldu. İş konseyi ileride yapılacak etkinliklerin sektörel bazda ve hedef odaklı (proje bazlı) olmasını planlıyor. Hedef sektörler gayrimenkul, savunma ve havacılık ile kompozitler (mobilya), inşaat/altyapı, enerji, tarım ve gıda, finans, sağlık, yatırımlar ve eğitim. BAE, Vizyon 2030 stratejik planlarında petrole bağlı yapısından yüksek teknoloji kullanan ve üreten sektörlere geçiş planlıyor. Bu bağlamda yetişmiş insan gücü de ülkemize döviz kazandırıcı katkı sağlayabilecek. İki ülke arasında belirlenen 40 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi de önem taşıyor.

  • Türkiye – Bahreyn Ticari İlişkileri: Türkiye Bahreyn’e tütün, demir-çelik ve taşıt satıyor. Bahreyn pazarının küçüklüğü dikkate alındığında ihracatçılarımızın Bahreyn’i Körfez ülkelerine ihracat için bir üs olarak kullanma potansiyeli bulunuyor. 1 milyar doların altında kalan dış ticaret hacmi, taşımacılık, turizm, alüminyum, tekstil ve bilişim teknolojileri potansiyel değerine ulaşmayı hedefliyor.
  • Türkiye-Filistin Ticari İlişkileri: Türkiye tahıl, un, nişasta, kakao ve tütün ihraç ediyor. Türkiye ile Filistin arasındaki ticareti İsrail’in uyguladığı gümrük politikaları belirliyor. İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları sonrası Türkiye’nin getirdiği ticaret yasağı Türk şirketlerinin bölgedeki dengelerini de değiştirdi. Türkiye’nin Filistin’e ihracatı geçen yıla göre yüzde 290 artarak 107 milyon dolar seviyesini geçti.
  • Türkiye-Irak Ticari İlişkileri: Türkiye Irak’a kıymetli taş ve metal, mobilya, plastik malzemeler, malt, nişasta ve buğday gluteni satıyor. Enerji, tarım, lojistik, sağlık, altyapı ve teknoloji sektörlerinde gelişen iş birliği ile iki ülke arasında dış ticaret hacmi hedefi 30 milyar dolar.
  • Türkiye-İran Ticari İlişkileri: Türkiye halihazırda İran’a makine, plastik, suni veya insan yapımı lif, kağıt ve elektrikli makine satıyor. Yaptırımlar 2016’da kalktı ancak bankacılık problemleri sürüyor.
  • Türkiye-Katar Ticari İlişkileri: Türkiye Katar’a kıymetli taş ve metal, mobilya, hava taşıtları, elektrikli makineler, mekanik cihazlar ile demir ve çelik ihraç ediyor. Katar’da yabancı yatırımcılar için en önemli sektör müteahhitlik. Pazarın küçük olması nedeniyle inşaat sektöründe rekabet yaşanıyor. İki ülke arasında yıllık dış ticaret hacmi 1,2 milyar dolar seviyesinde ve Türkiye lehine 328 milyon dolar dış ticaret fazlası bulunuyor.
  • Türkiye-Kuveyt Ticari İlişkileri: Türkiye’nin Kuveyt’e ihraç ettiği ürünlerde süt ürünleri, yumurta, halı ve örülmemiş giyim eşyası öne çıkıyor. Bu sektörler ülkeye yapılan ihracatın yüzde 23’ünü oluşturuyor. Kuveyt’ten yapılan ithalatta ise organik kimyasallar yüzde 50’yi, plastikler ise yüzde 49’u oluşturuyor.
  • Türkiye-Lübnan Ticari İlişkileri: Türkiye 2019’da Lübnan’a petrol ürünleri, demir-çelik çubuk, mücevher ve taze balık sattı. Lübnan’da müteahhitlik, enerji ve turizm Türk yatırımcıların öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.
  • Türkiye-Umman Ticari İlişkileri: Türkiye’nin Umman’a ihraç ettiği ürünlerde makine, mobilya, elektrikli makine, silah-mühimmat ve plastik öne çıkıyor. Türk müteahhitler Umman’da 2000’den bu yana birçok proje tamamladı. Mevcut dış ticaret hacmi 1,5 milyar dolar seviyesinde, hedef ise 5 milyar dolar. Turizm, inşaat ve sanayi sektörleri lokomotif konumda bulunuyor.
  • Türkiye-Suriye Ticari İlişkileri: Türkiye’den Suriye’ye ihraç edilen başlıca ürünler demir-çelik, plastik, ev eşyaları, inşaat malzemeleri ve gıda ürünleri. Suriye’den ise pamuk, zeytinyağı ve ayçiçeği gibi tarımsal ürünler geliyor. İki ülke arasında önümüzdeki dönem için 10 milyar dolarlık ticaret hedefi bulunuyor.
  • Türkiye-Suudi Arabistan Ticari İlişkileri: Kısa vadede 10 milyar dolar, orta ve uzun vadede ise 30 milyar dolar ticaret hacmi hedefleniyor. Madencilik, altyapı, sağlık, eğitim, turizm, teknoloji ve iletişim gibi birçok potansiyel sektör açısından Suudi Arabistan pazarı Türk firmaları için önem taşıyor.
  • Türkiye-Ürdün Ticari İlişkileri: Türkiye Ürdün’e makine ve mekanik cihazlar, plastik ve mamuller, örme eşya, mücevherat, elektrikli makine ve cihazlar ile demir-çelik ihraç ediyor. Ürdün’e ihracat bir önceki yıla göre yüzde 27 arttı ve ülke, en çok ihracat yapılan 51. sırada yer aldı.
  • Türkiye-Yemen Ticari İlişkileri: Türkiye Yemen’e demir-çelik, taşıt, un ve nişasta ihraç ediyor. Az gelişmiş ülkeler arasında yer alan Yemen’de müteahhitlik projeleri Arap fonu, Suudi fonu, Körfez fonu, İslami Kalkınma Bankası ve diğer zengin Körfez ülkeleri tarafından finanse ediliyor.
Türkiye–MENA ülkeleri ekonomik ilişkileri: fırsatlar ve riskler

MENA ülkeleri gelir düzeyi ve ekonomik faaliyet alanı bakımından farklılık gösteriyor. Bu ülkeleri üç gruba ayırmak mümkün. İlk grup yüksek gelirli ülkeler olup Körfez İş Birliği Teşkilatı (GCC) içerisindeki ülkelerden oluşuyor. Dünyanın en büyük petrol üreticisi ve ihracatçısı konumundalar ve kişi başına gelirleri 10 bin doların üzerinde. İkinci grup orta gelirli ülkeler. Bu ülkeler tarım başta olmak üzere turizm, imalat sanayi ve dış ticaretle uğraşıyor, kişi başı gelirleri bin ila 3 bin 500 dolar arasında. Üçüncü grup ise düşük gelirli ülkeler. Bu ülkelerde kişi başı gelir bin doların altında. Ancak tüm gelir gruplarında gelir dağılımındaki adaletsizlik oldukça yüksek.

MENA ülkelerinin en büyük ihracatı petrol ve doğal gazdan oluşuyor. Bu durum, petrol dışı mal ihracatının zayıf kalmasına neden oldu. Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesi, Asya ve Kafkasya’dan Avrupa’ya açılan yollar üzerinde yer alan stratejik konumu ve sahip olduğu doğal kaynakları sayesinde ekonomik ve siyasi açıdan dünyada önemli bir yere sahip.

Hızla yeniden yapılanma sürecine giren MENA bölgesi, Türk şirketleri için hem kısa hem de uzun vadede önemli bir pazar konumunda. Petrol gelirlerinin ithalat ve altyapı çalışmalarına yönlendirildiği bölge birçok sektörde büyüme fırsatı sunuyor. Türk şirketlerinin en güçlü şekilde varlık gösterdiği bu coğrafya, ekonomik çeşitlenme ve entegrasyon ihtiyacıyla yeni pazarların ve iş sektörlerinin doğmasına zemin hazırlıyor. Bu durumun önümüzdeki 25-30 yıl boyunca bölgenin gelişimine paralel olarak inşaat sektörü başta olmak üzere enerji hatları projeleri, gıda ihtiyaçları ve alternatif enerji pazarı üzerinden Türkiye’deki sektörleri canlandıracağı öngörülüyor.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi, İsrail hariç Arap ve Müslüman kimliğiyle öne çıkan toplam 20 ülkeden oluşuyor. MENA ülkeleri gelişme potansiyeline sahip olmakla birlikte bunu henüz tam anlamıyla hayata geçirememiş durumda. Avrupa, Afrika ve Asya’nın kavşak noktasında ayrıcalıklı bir coğrafyada yer alan bu ülkeler, artan ve eğitim seviyesi yüksek genç nüfuslarının yanı sıra yenilenebilir enerji, imalat, turizm ve hizmet sektörlerindeki yüksek potansiyelleriyle dikkat çekiyor.

MENA bölgesindeki ülkeler ekonomik yapı ve reform ihtiyaçları açısından dört gruba ayrılıyor. İlk grupta bölgenin tek gelişmiş ülkesi olan İsrail bulunuyor. İkinci grupta kaynak fakiri ülkeler yer alıyor; Mısır, Ürdün, Lübnan, Fas ve Tunus. Üçüncü grup, iş gücü fazlası bulunan kaynak zengini ülkelerden oluşuyor: Cezayir, İran, Yemen, Suriye ve Irak. Dördüncü grup ise iş gücü açığı olan kaynak zengini ülkelerden meydana geliyor: Suudi Arabistan, Katar, Umman, BAE, Kuveyt, Bahreyn ve Libya.

2008’de yaşanan finansal kriz, başta Amerika olmak üzere Avrupa ülkelerini ve bu ülkelerle yoğun dış ticaret ilişkisi bulunan ülkeleri ciddi şekilde etkiledi. TÜİK verilerine göre, Türkiye ihracatında AB’nin payı 2008 öncesinde yüzde 50’nin üzerindeyken krizle birlikte azalmaya başladı ve 2012’de en düşük seviyesine geriledi. Aynı yıl MENA ülkelerinin Türkiye’nin ihracatındaki payı en yüksek seviyeye ulaştı. MENA’dan yapılan ithalat diğer bölgelerle kıyaslandığında düşük kalsa da 2012’de zirveye çıktı. Türkiye’nin MENA’ya ihracatı genel olarak ithalatından daha fazla gerçekleştiği için bölgeyle dış ticaret fazla veriyor. Bu tablo Türkiye açısından avantajlı görünse de riskler barındırıyor. Nitekim 2014’te petrol fiyatlarındaki ani düşüş, petrol üreticisi ve ihracatçısı olan pek çok MENA ülkesinin Türkiye’den yaptığı ithalatı olumsuz etkiledi. Ayrıca Ortadoğu’ya ihraç edilen ürünlerin katma değeri yüksek olmayan tüketim mallarında yoğunlaşması ve Çin ile Hindistan’ın bölgede artan etkisi Türkiye açısından önemli bir risk oluşturuyor.

Türkiye’nin Ortadoğu ile ticaretine bakıldığında, 2019 yılında Ortadoğu’ya yapılan ihracat toplam ihracatın yüzde 19’unu, ithalat ise toplam ithalatın yüzde 8’ini oluşturdu. Bu oranlar yıllar içinde büyük değişiklik göstermese de artış eğiliminde. Buna göre Türkiye’nin ihracatında en büyük pay Irak’a, ithalatında ise en büyük pay Birleşik Arap Emirlikleri’ne ait. İhracat ürünleri arasında genellikle altın ve mücevher öne çıkıyor. MENA ülkeleriyle ticari ilişkilerde Türkiye’nin bu ülkelerle yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmaları da önemli rol oynuyor. Bu anlaşmalar sayesinde ticaretteki kısıtlama ve yasaklar kaldırılıyor ve dış ticaret hacminde artış sağlanıyor